Press ESC to close

Fil Sûresi

Giriş

Kâinatta her şey bir denge üzerine kurulmuştur. Bu denge, ya kendi içinde kendiliğinden sağlanır ya da kâinatı yaratan ve onun sahibi olan yüce Allah (cc) tarafından sağlanır. Kâinatın, kimi bozulmalara ya da bozgunculara karşı kendi kendisini dengelemesi, ifsada karşı düzeni sağlamaya çalışan güçler tarafından sağlanmaktadır. Bu güçler, kâinat, hayat ve insan bütünlüğünün yüce Allah (cc) tarafından sağlandığına iman eden kimselerdir.

İman eden kimseler, kâinatta kurulu düzenin bazı kimselerce ifsat edilmesi durumunda devreye girmekte ve yaratıcının emirleri doğrultusunda kâinata düzen vermeye çalışmaktadırlar. Müslümanlar, yeryüzünden fitne kalkıncaya ve egemenlik yalnızca yüce Allah’a ait oluncaya kadar mücadeleyi şiar edindikleri için Rab’lerinin yardımı ile kâinattaki bozgunculara karşı mücadele ederler.

“Onlarla savaşın ki, fitne ortadan kalksın, din yalnız Allâh'ın dini olsun. Eğer (fitnelerine) son verirlerse artık zâlimlerden başkasına düşmanlık olmaz.” (Bakara, 193)

“Fitne kalmayıncaya ve din tamamen Allâh'ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Eğer (fitneye) son verirlerse muhakkak ki Allâh, ne yaptıklarını görmektedir.” (Enfal, 39)

Yüce Allah (cc), yarattığı kâinatı da insanları da başıboş bırakmamış, onları uyacakları kuralları, en ince teferruatına kadar düzenlemiştir. Yeryüzündeki düzeni sağlama görevini yüce Allah (cc), halife olarak yarattığı ve bildirdiği ilahi hükümler doğrultusunda hareketi şiar edinen Müslümanlara vermiştir.

“…Eğer Allah’ın bazı insanları diğer bazılarıyla savunması olmasaydı, içlerinde Allah’ın ismi çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler yıkılırdı. Allah, kendi(dini)ne yardım edene elbette yardım eder. Muhakkak ki Allah kuvvetlidir, üstündür.” (Hac, 40)

“…Eğer Allah, insanların bazılarını bazılarıyla savmasaydı yeryüzü bozulurdu. Fakat Allah, alemlere karşı lütuf sahibidir.” (Bakara, 251)

Yüce Allah (cc), yarattığı kâinatın ve yeryüzü düzeninin, bozguncular tarafından bozulmasını elbette istemez. Bu nedenle, yeryüzünü ifsat eden bozgunculara karşı ya iman edenlere yardım ederek, onlar eliyle yeryüzünde düzeni sağlamış ya da başka güçleri devreye sokarak ifsadı önlemiştir.

Fil suresi, hem iman edenlere hem de kâfirlere bir uyarı niteliğindedir; sure, yüce Allah’ın kimseye muhtaç olmadığını ortaya koymakta, hiç kimse bozgunculuğa karşı tavır almasa da yüce Allah’ın yeryüzü düzenini kendisinin sağlayacağını bildirmektedir. Mülkün sahibi, mülkünü üç-beş çapulcuya bırakmayacağını ve mülkünü onlara bozdurmayacağını tarihi süreçteki zalimleri helak ederek göstermiştir.

“Görmedin mi Rabbin ne yaptı 'Âd’a? Sütunlu İrem'e ki ülkeler arasında onun eşi yaratılmamıştı. Vâdi('l-Kurâ)da kayaları oyan Semud’a ve kazıklar sâhibi Fir’avn’e?

Bunlar ülkelerde azmışlardı. Oralarda çok kötülük etmişlerdi. Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kırbacını çarptı.” (Fecr, 6-13)

Fil suresi, iman edenlerin yeryüzü düzenini sağlamakta zayıf kalmaları halinde yüce Allah’ın kâinattaki başka güçleri devreye soktuğunu bildirmektedir. Elbette ki yüce Allah’ın hiç kimseye ihtiyacı yoktur; insanlar, yüce Allah’a yardım etmek için değil, kendi sorumluluklarını yerine getirmek ve nefislerini kurtarmak için yüce Allah’ın belirlediği esaslar doğrultusunda hareket etmekle mükelleftirler.

“Ey insanlar, siz Allah'a muhtaçsınız, Allâh ise, işte zengin ve hamde lâyık olan O'dur.” (Fatır, 15)

“Çünkü onlara elçileri, açık deliller getirirlerdi, fakat onlar, ‘Bir insan mı bize yol gösterecek’ deyip inkâr ettiler ve yüz çevirdiler. Allâh da (hiç kimseye) muhtaç olmadığını gösterdi. Allâh zengindir, övülmüştür.” (Teğabun, 6)

Fil suresi, iman ettiklerini iddia edenlere de bir uyarı niteliğindedir. Sure, fil vakasının mahiyetinden değil, keyfiyetinden bahsederek iman edenlerin dikkatlerini bu yöne çekmektedir. Müslümanların, olayın bu yönüne dikkat ederek, yüce Allah’ın kendilerine muhtaç olmadığını, onların, Tevhidi esaslar doğrultusunda çalışmamaları, küfre, bozgunculuğa ve şirke karşı tavır almamaları halinde ancak kendilerine zarar verebileceklerini ve yüce Allah’a hiçbir zarar veremeyeceklerini ortaya koymaktadır.

“İslâm olmalarını senin başına kakıyorlar. De ki: ‘Müslüman olmanızı benim başıma kakmayın, aksine, eğer gerçekten inanmışsanız, sizi imâna ilettiği için siz Allah’a muhtaçsınız.” Hucurat, 17)

“Eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz Allâh, size muhtaç değildir. Fakat kulları için küfre râzı olmaz. Ve eğer şükrederseniz sizin için ona râzı olur. Hiçbir günâhkâr, diğerinin günâhını çekmez. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir, (O), size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü bilir.” (Zümer, 7)

Yüce Allah (cc), Tevhidi esaslar doğrultusunda mücadele eden kullarına, hemen her dönemde yardım etmiş onları desteklemiştir. Bozgunculuğa ve bozgunculara karşı yeryüzünde düzeni sağlamaya çalışan Risalet önderlerinin ve mü’minlerin zayıf kaldıkları durumlarda yüce Allah (cc) onlara yardım etmiş, onlar vasıtasıyla ifsadı durdurmuş, yeryüzünün düzenini korumuştur.

“(Lut): ‘Rabb’im, şu bozguncu kavme karşı bana yardım et’ dedi.” (Ankebut, 30)

“Onları yeryüzünde iktidara getirdiğimiz takdirde (onlar) namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten menederler. Bütün işlerin sonu Allah’a aittir.” (Hac, 41)

“Allâh sizden, iman edip salih amel işleyenlere vadetmiştir: Onlardan öncekileri nasıl hükümran kıldıysa, onları da yer yüzünde hükümran kılacak ve kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine sağlamlaştıracak ve korkularının ardından kendilerini bir güvene erdirecektir. Bana kulluk edecekler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmayacaklar. Ama kim bundan sonra da nankörlük ederse işte onlar, yoldan çıkanlardır.” (Nur, 55)

Yüce Allah (cc) insanları, yeryüzünde düzen sağlandıktan sonra bu düzeni bozmamaları hususunda uyarmakta, düzenin nasıl korunacağını bildirmektedir.

“Yeryüzü düzeltildikten sonra onda bozgunculuk yapmayın, korkarak ve umarak O’na davet edin. Muhakkak ki, Allah’ın rahmeti, iyilik edenlere yakındır.” (A’raf, 56)

Risalet tarihi boyunca, yeryüzünü ifsat eden nice zalimler yok edilmiş, nice bozguncular helak edilmişlerdir. Bu Sünnetullah’tır; zalim despotlar ve bozguncular varoldukça Sünnetullah yine cari olacak, bozguncular ve onların destekçileri, bozgunlarıyla beraber topyekün helak edileceklerdir. Yeter ki, yeryüzünde düzeni sağlamaya çalışan, yüce Allah’a tevekkül edip teslim olan, Tevhidi esasları açık bir şekilde ortaya koyan Müslümanlar varolsunlar.

Şayet, yeryüzünde ıslah eden, Tevhidi esasları insanlara ulaştıran mü’minler yoksa bu durumda yüce Allah (cc), Fil suresinde bildirildiği üzere, başka güçlerle yeryüzünün düzenini sağlayacak, bozgunculara hiçbir şekilde fırsat vermeyecektir.

Fil suresi, yüce Allah’ın arzında bozgunculuk yapmak isteyen azgın bir zorbalara karşı, insanların tepkisiz kalıp müdahale etmemesi üzerine, yüce Allah’ın Ebabil kuşları ile bozguncuları helak edip bozgunculuk yapmalarına fırsat vermediğini bildirmektedir.

Bu sure, yüce Allah’a tevekkül ve teslimiyetle atılacak bir adımın ya da yapılacak en küçük bir hareketin, yüce Allah’ın yardımı ile büyük sonuçlar doğuracağını göstermektedir. Aynı şekilde, yüce Allah yolunda mücadele eden ve hareket metodunu Kur’ani esaslardan alan İslami bir çalışmanın yeryüzünde ifsadı durduracağını ortaya koymaktadır.

Ebabil kuşlarının, doğanın en güçlü varlıkları olan filleri ve 60 bin kişiden oluşan orduyu yerle bir edip, biçilmiş ekin haline getirmesinin örnek verilmesi, iman eden kimselerin ders çıkaracakları önemli bir konudur. Ebabil kuşlarının, çok güçlü bir orduyu yerlebir etmeleri, Müslümanların, Tevhidi ilkeler doğrultusunda cemaatleşmeleri halinde, en güçlü silahlara sahip emperyalistleri ve onların İslâm toprakları üzerindeki yerli işbirlikçilerini dize getireceklerine, onları biçilmiş ekin gibi yapacaklarına bir örnektir.

Fil suresi, yüce Allah’a, İslami esaslara ve Müslümanlara düşmanlık yapanların, Müslümanlar için kurdukları tuzakların kendi ayaklarına dolanacağının apaçık bir göstergesidir. Yüce Allah(cc), kafirlerin tuzaklarını boşa çıkararak Müslümanları koruyacaktır. Ancak bunun olabilmesi için Müslümanların, her söz ve hareketlerini mutlaka Kur’ani ölçüler içerisinde yerine getirmeleri gerekmektedir.

“Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve ‘Cinlenmiştir’ dediler ve o (davetten) men edildi. Bunun üzerine Rabb’ine: ‘Ben yenik düştüm, yardım et’ diye yalvardı. Biz de boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık.” (Kamer, 9-11)

“Biz de onu ve onunla beraber bulunanları, dolu gemi içinde kurtardık, sonra bunun ardından geride kalanları boğduk.” (26 Şuara, 119-120)

Mü’minler, az ya da çok olduklarına bakmaksızın, Allah yolunda Kâfirun suresinde bildirildiği gibi, saflarını netleştirerek çalışmalıdırlar. Ancak bu durumda yüce Allah(cc), mü’minlere yardım edecek, kâfirlerin bozgunculuğuna son verecektir.

Yüce Allah (cc), kendi dinini mutlaka koruyacaktır. Mü’minler, Allah yolunda yaptıklarıyla yüce Allah’ın dinini değil, kendilerini yücelteceklerdir. Ancak yüce Allah (cc), mü’minlerin çalışmalarının karşılığını verecek, onları dünya ve ahirette kurtuluşa erdirecektir. Müslümanlar, Tevhidi ilkeler doğrultusunda daveti ortaya koymalı, sonucunu yüce Allah’a bırakmalıdırlar. Tevhidi ilkeler doğrultusunda yapılan mücadelenin sonucunu ancak yüce Allah (cc) belirleyecektir.

Sure Hakkında Kısa Bir Bilgi

Surenin Arka Planı

Tarih, 523 yılını gösterdiği bir dönemde, Necran Hrıstiyanlarından oluşan 20-40 bin kişi, Yahud Yemen Kralı tarafından ateş çukurlarında yakıldılar. Bunun üzerine Habeşli Hrıstiyanlar, 525 yılında Yemen’e saldırarak Yahudi devletini ortadan kaldırdılar.

Yemen’e çıkarma yapan Habeş ordusunun komutanlarından biri Ebrehe idi. Ebrehe, Habeş kralı tarafından Yemen’e vali olarak atanmıştı. Zamanla adeta Yemen kralı oluverdi.

Ebrehe Yemen’e tamamen hakim olduktan sonra, Arabistan’da Hrıstiyanlığı yaymaya ve Arapların elinde kalan kara ticaret yolunu ele geçirmeye çalıştı. Bu idealine kavuşmak için Yemen’de, Mekke’deki Kabe’ye alternatif bir mescidi Necran’da (Uhdud olayının olduğu yerde) inşâ etti ve bütün Arapların kıble olarak bu kiliseye yönelmelerini ilân etti.

Ebrehe, sırf Arapları kızdırıp Kâbe’ye saldırmak ve kara ticaretini ele geçirmek için bunu bir bahane olarak ilân etmişti. Bazı rivayetlere göre bir grup Kureyşli genç tarafından bu kilise kundaklandı. Bunun üzerine Ebrehe, 570 / 571 yılında, 60 bin asker ve 9 veya 13 fil ile Mekke’ye yürüdü.

Ebrehe’nin, topladığı asker ve fillerden oluşan ordusuyla Kabe’yi yıkmak için saldırıya geçmesi ve Mekke ileri gelenlerinin bu saldırıya karşılık vermemeleri üzerine, yüce Allah(cc), Ebabil kuşlarını görevlendirerek Ebrehe ve ordusunu biçilmiş ekin gibi yere sererek helak etmiştir.

Sure, fil ashabı adı verilen bu olayından söz ettiği için bu adı almıştır. Sure, Mekki olup Kâfirun suresinden sonra nazil olup, 5 ayettir.

Surenin Açıklaması

1- Görmedin mi Rabb’in nasıl yaptı fil sahiplerine!

Tevhid-şirk mücadelesi, ibret alınacak çok önemli olaylarla doludur. Bu ibret verici olaylarda, tarihsel süreçte cereyan eden ve bugün için ders alınacak birçok konular vardır. Bu konular üzerinde düşünüldüğünde, insanın Rabb’ine karşı kulluk görevini nasıl eda etmesi gerektiği ile ilgili ölçüler kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Fil suresi, Kur'an’da verilen ibret verici olayların en önemlilerinden birisidir.

Yüce Allah (cc), insanların dikkatini fil sahiplerine çekerek bu olaydan ibret almalarını istemektedir. Burada, olayın mahiyetine değil keyfiyetine dikkatler çekilmektedir. O olayda neler olduğundan çok, olayın nasıl sonuçlandığı önplana çıkmaktadır. Zorbalığında sınır tanımayan bir zorbanın, kendi gücüne denk insan gücü ile değil, hacmi ve ağırlığı, zorba ordu ile kıyaslanamayacak kadar küçük kuşlarla nasıl biçilmiş ekin haline getirildiği belirtiliyor.

Ebabil kuşları, kendilerine yüklenilen görevi, bedenlerinin küçüklüğüne bakmaksızın, yüce Allah’ın izni ve yardımı ile, sorumluluk duygusu içinde ve başarılı bir şekilde yerine getirmişlerdir. Bu da gösteriyor ki, eğer mü’minler de aynı şekilde ve sorumluluk duygusu içinde, yüce Allah’ın belirlediği ölçüler içerisinde hareket ederlerse, mutlaka yeryüzünde düzeni sağlayacaklar ve fesada son vereceklerdir.

Fil sahipleri olayı, yüce Allah’ın, insanlara muhtaç olmadığını, dinine yapılan saldırılara, hiç kimsenin müdahale etmemesi halinde bizzat kendisinin müdahale edip saldırganları helak edeceğini gösterdiği gibi, aynı zamanda Müslüman olduklarını iddia etmelerine rağmen, kendi mal ve canlarının derdine düşüp Allah yolunda mücadele etmeyenlerin yüce Allah’ın rahmetinden kesinlikle faydalanmayacaklarını da ortaya koymaktadır.

Kâfirler, Müslümanlık iddiasında bulunan kimselerin, bugün içinde bulundukları bölünmüşlükten ve dağınıklıktan yararlanarak yeryüzünde bozgunculuk yapmakta, fitne ve fesat tohumları ekmektedirler. Ancak kâfirler, yüce Allah’ın kendi arzını koruyacağını unutmaktadırlar. Şayet kafirler, fil sahipleri olayını düşünmüş olsalardı bu kadar azmaz, yeryüzünü ifsat etmezlerdi. Her şeye rağmen yüce Allah (cc), emperyalist kâfirler ile onların yerli işbirlikçileri zorbaların İslâm ve Müslümanlar için kurdukları tuzaklarını başlarına geçirecektir.

2- “Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?

Tevhid-şirk mücadelesinin hemen her döneminde zorba kâfirler, Risalet önderlerine ve Tevhid erlerine karşı tuzaklar kurmuşlar, Tevhidi esasların insanlara ulaştırılmasını engellemişlerdir. Bu nedenle kâfirler, her dönemde değişik oyunlar ve politikalarla tuzaklar kurmuşlardır, insanları kendi kontrolleri altına almaya çalışmışlardır.

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de kâfirlerin Müslümanlara karşı kurdukları tuzaklar değişik şekillerde olmuştur. Bunlar,

1- Kimi zayıf karakterli İslamcılara parti, dernek ve vakıflar kurdurularak onlar eliyle Tevhidi mesajın ortaya koyduğu ilkeleri amacından saptırmak için çalışılması,

2- Bazı kimselerin kiralanarak ajan olarak Müslümanların içine sokulması, onlar vasıtasıyla Tevhidi hareketi amacından saptırılmasına ve kendilerince aşırı gördükleri kişileri kötü gösterip insanların gözünden düşürmeye çalışılması,

3- İslami kavramların anlamlarını değiştirilmesi, gerçek anlamlarından başka anlamlar yüklenmesi yoluyla içlerinin boşaltılarak anlamsızlaştırılması,

4- Televizyon kanallarına, beşeri sisteme iman etmiş, tağutu en üstün otorite kabul etmiş İslamcı kimseleri çıkartarak onların sürekli bir şekilde İslâm’ın iyilik, güzellik, merhamet boyutunu konuşmalarının sağlaması, böylece İslâm’ın Tevhid ilkesinin insanlara unutturulması,

5- Tasavvuf, vakıf gibi şirk yuvalarını sürekli gündemde tutarak insanların oraya yönelmelerinin sağlanması,

6- Küfrün emniyet süpobu diyanet şebekesinin kiralık ajanları olan namaz memurları vasıtasıyla hutbelerde, İslâm ile ilgisi bulunmayan konuları sürekli bir şekilde işlenmesi,

7- Kılık kıyafet ve başörtüsü gibi İslâmi olan simgelerin çıkarılan küfür ve şirk yasaları ile okul ve devlet dairelerinde yasaklanması,

“Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?” Yüce Allah (cc), küfür ve şirk unsurlarının, insanları Tevhidi esaslardan saptırmak için kurdukları tuzakları her dönemde boşa çıkarmıştır. Yüce Allah (cc), Tevhid eri Müslümanların, Kur’ani esasları sürekli gündeme getirmeleri ile günümüzde insanların Tevhidi esaslara yönelmesini engelleyen tuzakları boşa çıkaracaktır, çıkarmaktadır.

Tarihi süreçte, Risalet önderlerine ve Tevhid erlerine karşı nice tuzaklar kurulmuş, ancak yüce Allah (cc), müşrik ve kâfir zorbaların kurdukları tuzakları kendi başlarına geçirerek tuzaklarını boşa çıkarmıştır. Çünkü yüce Allah(cc), her şeyi bilen ve her şeyi yapabilendir. İşte bu tuzaklardan birkaç tanesi;

“Kafirler, seni tutup bağlamaları, öldürmeleri ya da (yurdundan) çıkarmaları için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en iyisidir.” (Enfal, 30)

“(Nuh’a) Büyük büyük tuzaklar kurdular.” (Nuh, 22)

“Şehirde dokuz kişi vardı ki yeryüzünde bozgunculuk yaparlar, düzeltmezlerdi. Allah'a and içerek birbirlerini: ‘Biz, gece ona ve âilesine baskın yap(ıp onları öldür)elim sonra velisine: 'Âilesinin öldürülüşünde bulunmadığımızı, bizim doğru olduğumuzu' söyleyelim’ dediler.

Böyle bir tuzak kurdular, biz de onlar hiç farkında olmadan onlara bir tuzak kurduk. Bak, işte tuzaklarının sonucu nasıl oldu, (nasıl) biz onları ve kavimlerini toptan yıktık, yok ettik.” (Neml, 48-51)

Tarihi süreçte Risalet önderlerine ve Tevhid erlerine karşı kurulan tüm tuzakları yüce Allah (cc) boşa çıkarmıştır. Bu tuzakları, yüce Allah (cc) ya bizzat kendisi boşa çıkarmış ya da Risalet önderleri ve Tevhid erlerinin elleriyle boşa çıkartmıştır. Bugün bu tuzakları yüce Allah (cc) Müslümanların eliyle boşa çıkaracaktır inşaAllah.

“Tuzak kurdular, Allâh da onların tuzaklarına karşılık verdi; çünkü Allâh, en iyi tuzak kurandır.” (Al-i İmran, 54)

Müslümanlar, insanlara Tevhidi esasların anlaşılmasını engelleyen şirk ve küfür tuzaklarının İslâm’a aykırı olduklarını anlatacak, bu tuzakları işleten İslamcı müşriklerin asıl kimliklerini açıklayacaklardır. Böylece insanlar, bu şirk ve küfür yuvalarını ve onları işleten Samiri soylu belamları çok daha iyi tanıyacak ve onların tuzaklarına düşmeden Tevhidi esaslara yöneleceklerdir. Müslümanlar olarak bu Samiri soylu belamlara şu ayeti hatırlatıyoruz.

“Ve her yolun başına oturup da tehdit ederek inananları Allâh yolundan çevirmeğe ve o(Hak yolu)nu eğriltmeğe çalışmayın; düşünün siz az idiniz, O sizi çoğalttı ve bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu!” (A’raf, 86)

Mü’minler, İslami davet ve çalışmalarında mutlak manada yüce Allah’ın belirlediği ölçüler içerisinde hareket etmeli, heva ve heveslerine uymamalıdırlar. Ancak bu durumda yüce Allah(cc), mü’minlere yardım ederek kafirleri hüsrana uğratacaktır. Bugün yüce Allah’ın yardımının tahakkuk etmemesinin nedeni, O’nun belirlediği esaslar doğrultusunda İslami bir hareketin olmamasından dolayıdır.

“Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenecek yoktur ve eğer sizi yüzüstü bırakırsa, O’ndan sonra artık size kim yardım edebilir? Mü’minler, Allah’a tevekkül etsinler.” (Al-i İmran, 160)

Bugünkü İslami hareketlerin rahmetten uzak oluşlarının nedeni onların, vahyi ölçüler içerisinde hareket etmeyişleridir. Kimi insanlar, İslami çalışma adı altında, Kur’ani metottan ve Peygamberi örneklikten uzak kendilerince faaliyetlerde bulunuyorlar. Ancak yüce Allah’ın rızasından uzak olan bu faaliyetler sonucunda hem kendileri hüsrana uğruyorlar, hem de kendileri topukları üzerinde geriye dönüp küfre giriyorlar.

3-5- Onların üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi. (Kuşlar), Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlardı. (Allah) onları, yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı.

Yüce Allah(cc), elbette hiç kimsenin yardımına muhtaç değildir. Kainatı, dilediği gibi idare eder, istediği kuralları koyar ve yeryüzü düzenini kendisi sağlar. İnsanlar, mü’min ya da kafir olarak ne yaparlarsa kendileri için yaparlar; iyi şeyler yapmakla yüce Allah’a yardımcı olamadıkları gibi, kötü şeyler yapmakla da O’na hiçbir zarar veremezler.

Herkes, yaptığının karşılığını yüce Allah’tan alacaktır. Mü’minler, yeryüzü düzeninin sağlanmasında vahyi bilinci kuşanarak hareket ederlerse, Rab’lerinin rızasını kazanacaklardır. Ancak vahyi ölçüler içerisinde hareket etmez, İslami esaslara uygun çalışmazlarsa, bu durumda hem hiçbir mükafat alamazlar, hem de kendilerine yazık etmiş olacaklardır.

Tarihi süreç içinde kendilerine Rasul gönderilen her kavim, tevhidi esasları inkâr edip azgınlaşmaları sonucunda helak edilirken Fil sahipleri, kendilerine bir Rasul gönderilmediği halde helak edilmişlerdir. Bunun nedeni, Fil sahiplerinin, azgınlıklarında sınır tanımamaları ve haddi aşmalarıdır. Bu da gösteriyor ki, azgınlaşan kavimler, kendilerine bir Rasul gönderilmese dahi, değişik doğa olayları ile helak edilirler. İşte bunlardan birkaç örnek;

“Semud ve Ad (kavimleri) çarpan olayı yalanladılar. Bu yüzden Semud, azgın bir vaka (sarsıntı) ile helak edildiler. Ad ise, dondurucu azgın bir kasırga ile helak edildiler. (Allah) onu, yedi gece sekiz gün ardı ardına onların üzerine musallat etti. O kavmi orada, içi boş hurma kütükleri gibi serilmiş görürsün. Onlardan geriye kalan hiç (kimse) görüyor musun?

Fir’avn ve ondan öncekiler ve altüst olmuş kentler(deki Lut kavmi) de günah işlediler. Rab’lerini elçisine karşı geldiler. O da onları, şiddeti gittikçe artan bir ceza ile cezalandırdı.” (Hakka, 4-10)

Küçücük kuşların, taşıdıkları ufacık sertleşmiş çamur tanecikleriyle güçlü bir orduyu yerle bir etmeleri olayı da gösteriyor ki, yüce Allah’a gereği gibi teslim olan ve O’nun belirlediği esaslara göre hareket eden az bir topluluk, ne kadar güçlü olursa olsun, çok büyük bir topluluğu yenebilir.

Yüce Allah’ın yardımı ile o İslam topluluğun en küçük bir hareketi büyük sonuçlar doğurur. Çünkü güçü veren ve onu etkili kılan yüce Allah’tır. Nitekim Rasulullah (as)’ın yanında bulunan çok az sayıdaki Müslümanların, Bedir’de kendilerinden on kat fazla müşrikleri helak etmişlerdir.

“Siz Rabb’inizden yardım istiyordunuz, O da: ‘Ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım edeceğim’ diye duanızı kabul etmişti.(…) Rabb’in meleklere vahyediyor ki: ‘ben sizinle beraberim, siz iman edenleri pekiştirin; ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım, vurun (kafirlerin) boyunları üstüne, vurun onların her parmağına!” (Enfal, 9,12)

Yüce Allah(cc), tarihin her döneminde iman eden nice az toplulukları muzaffer kılmış, kafirleri ya iman etmiş bu az topluluk eliyle, ya bizzat melekleri mü’minlere yardımcı kılarak ya da bazı doğa olaylarıyla helak etmiştir. İşte bunlardan birkaç örnek:

“Talut, askerleri yürütüp (ortaya) çıkarınca dedi ki: ‘Allah sizi bir ırmakla deneyecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Ondan (kana kana) tatmayıp eliyle sadece bir avuç alan bendendir.’ İçlerinden pek azı hariç, hepsi ondan içtiler. Nihayet Talut ve iman edenler kendisiyle beraber ırmağı geçince (sudan doya doya içenler): ‘Bugün Calut’a ve askerlerine karşı bizim gücümüz yok’ dediler. Allah’a kavuşacaklarına kanaat getirenler ise: ‘Nice az bir topluluk var ki, Allah’ın izniyle çok topluluğa galip gelmiştir. Allah, sabredenlerle beraberdir.’ dediler.

Calut ve askerlerinin karşısına çıktılarında şöyle dediler: ‘Rabb’imiz, üzerimize sabır bırak, ayaklarımızı sağlam tut ve o kafir millete karşı bize yardım et.’ Derken Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar, Davud, Calut’u öldürdü. Allah, ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti…” (Bakara, 249-251)

Sonuç olarak yüce Allah(cc), yeryüzündeki düzeni bozmaya kalkışan bozguncuları ve zalim despotları, çeşitli şekillerde helak ederek düzeni sağlamıştır. İman edenler, kesinlikle bilmeliler ki, tevekkül edip teslim oldukları ve vahyi ölçüler içerisinde hareket ettikleri sürece yüce Allah(cc), kendilerine yardım edecek ve kendilerini yeryüzünün hakimleri kılacaktır. Bu yüce Allah’ın vaadidir ve Allah (cc) vaadine sadıktır.

 

Kurani Mücahede: 2011-05-23

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir