Müslümanlar ve demokratik seçimler

Bir inanca ya da herhangi bir düşünceye sahip olmak, o inancın ya da düşüncenin gerektirdiği şekilde hareket etmekle mümkün olduğundan iddia ile bir inanca sahip olunmaz. Örneğin, doktorluğun çok iyi bir meslek olduğunu, doktorların birçok kişinin iyileşmesine sebep olduklarını, bu nedenle tıbbı ve doktorları sevdiğini söyleyip kendisinin de doktor olduğunu iddia eden bir kimse, tıp ilmini tahsil edip doktorluk mesleğini icra etmediği sürece yalan söylemektedir.

Bir şeyi sevmek, iyi olduğunu söylemek ayrı bir şey, o şeyi kabul edip hayatında yaşamak başka bir şeydir. Bir kimsenin, İslâm’ın iyi ve ideal olduğunu, Allah’tan geldiğini, kendisinin de İslâm’a mensup olduğunu sözel olarak söylemesi onun Müslüman olduğunu göstermez. Müslüman olmak, yüce Allah’tan geldiği kabul edilen İslâm’ın, düşünce, söz ve davranışlar üzerinde bir yaşam tarzı olarak uygulanması ile mümkündür.

Hayatlarının her safhasında, bireysel, toplumsal davranışlarında, sosyal hayatlarındaki ilişkilerinde, siyasal yaşamlarında, ticari faaliyetlerinde ve hukuksal durumlarında İslâm’ın gerektirdiği şekilde hareket etmeyenlerin Müslümanlık iddiaları, tıp eğitimi görmediği, bu konuda herhangi bir kitap okumadığı halde doktor olduğunu iddia eden kişinin durumu gibidir.

Müslüman olan bir kimse, düşünce planında şirk ve küfür olan her türlü gayri İslâmi fikri attıktan, beşeri tağuti sistemleri reddettiğini açıkça ifade ettikten sonra İslâm’ın öngördüğü ibadetlerini tam yapar, beşeri tağuti sistemlerin kanunlarından uzak durur, bu sistemlerin seçimlerine iştirak etmez.

Beşeri sistemler de birer dindirler

Beşeri sistemler de birer dindirler; beşeri sistemlere iman edenler, bu sistemin kendilerine bildirdiği kurallara göre hareket etmek durumundadırlar. Bu, onlar için bir itaat ve bir ibadettir. Beşeri tağuti demokratik sistemlerin en kutsal günleri, hiç kuşkusuzdur ki seçimleridir. Seçimler, demokratik dinin hayat damarları, yaşamlarını devam ettirmelerinin en önemli dönüm noktalarıdır.

Seçimler, demokratik beşeri tağuti sistemlere iman edenlerin bayramları ve ibadetidir. Demokrasiyi din edinenler, bu önemli günlerinde bir coşku ile ibadetlerini yerine getirirler. Bu nedenle Müslüman olduğunu iddia eden bir kimse, hiçbir şekilde bu seçimlere katılmaz; aksi halde İslâm dininden çıkar müşriklerden olur.

Şu gerçeği açıkça ifade etmekte yarar vardır, biz Müslümanlar, "Oy vermek şirk ve küfürdür" derken bunu, demokratik sistemi bir hayat sistemi bir din edinmiş, bu sistemin öngördüğü şekilde hareket eden kimseler için söylemiyoruz.

Demokratik sistemlerde oy kullanmak, Allah’a ve Rasulü’ne iman etmiş, İslâm dinini din edinmiş, Kur’an’a ve Tevhidi esaslara uyan Müslümanlar için küfür ve şirktir. Hem Müslüman olduğunu iddia edip hem de oy kullanan kimse, İslâm noktai nazarında müşrik, münafık ya da fasıktır ki İslâm bunları zaten Müslüman olarak kabul etmemekte, bunların kâfirler olduklarını bildirmektedir.

İslâm’ı doğru dürüst bilmeyen, normal yaşantılarında şirk ve küfür içerisinde bulunan, kafa yapısı olarak daha demokratik dinden ayrılmamış, İslâm’dan, İslâmi yönetim biçiminde habersiz olan kimselere "Oy vermeyin" demiyoruz, diyemeyiz de, buna hakkımız da yok!

Demokratik dine iman etmiş, herhangi bir parti, vakıf ve dernek gibi şirk ve küfür yuvalarına giden ya da bunları destekleyen, tasavvuf şirkinin içerisinde bulunanlara "Oy kullanmayın" demiyoruz, diyemeyiz de! Çünkü bunlar, zaten şirk ve küfür içerisindedirler, bunların, öncelikle Müslüman olmaları gerekir ki, onlara "Oy vermeyin" diyebilelim.

Demokratik sisteme iman etmiş bir kimseye "Oy vermeyin" demek, Hrıstiyan bir kimseye, "Kiliseye gitmeyin" ya da Yahudi birine, "Havraya gitmeyin" demeye benzer. Kişi, Hrıstiyan ya da Yahudi olduğu sürece, kendi ibadetini yapmak için kilise ya da havraya nasıl gidecekse, demokratik dine iman etmiş birisi de, tabi iki oy kullanmaya giderek iman ettiği demokratik dininin gereğini yerine getirecektir.

Demokratik dine mensup olanlar, seçimler bitip destekledikleri parti kazandığında doğal olarak demokrasi bayramını kutlayıp sevinecek, seçtikleri kişiler de, oy verenler adına ilah edindikleri sistemin kurucu ilahına gidip tapınmalarını ve kendilerine bu günü lütfettiği için şükranlarını sunacaklar.

Biz Müslümanlar, insanlara öncelikle Müslüman olmalarını söylüyoruz ki, Müslüman olmadan şu anda iman ettikleri demokratik dinlerini bırakmaları zaten mümkün değildir.

Seçiminizi yapın, mensup olduğunuz dine göre hareket edin

İnsanlara diyoruz ki, seçiminizi yapın, kendinizi tanımlayın, hangi dine mensupsunuz.

– Yüce Allah’a iman eden, müşriklerin tapındığı putları yıkıp insanlara en güzel örnek olan Rasulullah (as)‘a tabi olan bir Müslüman mısınız, yoksa!

– Demokratik dine iman eden, putları kutsayıp önünde zillet içerisinde ibadet eden parti liderine tabi olan demokrat bir kâfir, müşrik, münafık ve fasık mısınız?

– Kur’an’a iman edip onun hükümlerine uyan, İslâm’ın hayata hâkim olması için çalışan kimseler misiniz, yoksa!

– Demokratik sistemin anayasasına uyup oy veren, bu demokratik dinin partileri için çalışan demokratlardan mısınız?

– Hakkı ortaya koyup Kur’an’da bildirilen Tevhidi esasları, şirk ve küfür içerisinde bulunan insanlara anlatan, insanları yüce Allah’ı Bir’lemeye davet eden Müslümanlardan mısınız, yoksa!

– Putlara tazim edip tapan putperestlere destek olan, onların küfür ve şirklerine ortak olan, Hz. İbrahim (as) ve Hz. Muhammed (as)’ın yıkıp yıktırdığı putperestliği yeniden canlandırmaya çalışan demokratik dinin partilerine davet eden müşrik putperestlerden misiniz?

– Yüce Allah’ın, tağutu reddedin hükmüne uyup tağuti sistemleri reddeden, böylece iman edip Müslüman olanlardan mısınız, yoksa!

– İnsanları, Allah yolundan çevirip Demokratik dine oy vermeleri, tağuti sistemin varlığı için çalışan, Allah’ın dinine ve Müslümanlara karşı mücadele eden kâfirlerden misin?

Dikkat edin, iki dine birden mensup olunmaz

Bir kimse, ya yüce Allah’a iman etmiş, Kur’ani esaslara tabi olmuş, Rasulullah (as)’ı örnek edinmiş, İslâm için çalışan bir Müslümandır, ya da demokratik dine iman etmiş, onun anayasası gereği seçimlere katılan, parti liderini örnek edinen bir demokrattır. Yani bir kimse, nasıl hem Müslüman, hem de Hrıstiyan ya da Yahudi olamıyorsa, aynı şekilde bir kimse, hem Müslüman, hem de demokrat olamaz.

Bir kimse, hem Müslüman, hem de demokrat olamaz, hem Kur’an’a iman edip yüce Allah’a ibadet ve kulluk edip hem de demokratik tağuti sistemin anayasasına iman edip seçime katılarak oy kullanamaz. Böyle bir kimse, iki dini karıştırmış bir müşriktir.

Demokratik sistemlerde seçimler

Demokratik dine mensup olanların, kendi aralarında mensup oldukları dinin yönetimini ele geçirme mücadelesidir. Müslümanları hiçbir şekilde ilgilendirmeyen bu seçimler, putperest müşriklerle putperest kâfirler arasındaki bir yarıştır. Demokratik dinin seçimlerine katılanlara bakıldığında bunların birbirlerinden hemen hemen hiçbir farkları bulunmadığı görülür.

– Hepsi putperesttir, seçim biter bitmez, ilahlarının putuna gidip tazimde bulunacaklar,

– Hepsi, İslâm noktai nazarında küfür olan laik ve demokratiktirler,

– Hiçbirisi Allah’ın hükmü ile hükmetmeyecektir,

– Hepsi, Allah ve Rasulü’ne savaş ilanı olan faizci, genelev işletmecisi, her türlü pisliği içerisinde barındıran kumar, içki her türlü melanetin işletmecileri,

– Hepsi, Batıcı ve Amerikancı,

– Hepsi, İslâm ve Müslüman düşmanı,

– Hepsi, Atatürk ilke ve inkılapları üzerine yemin eden müşrik ve kâfir,

– Hepsi, halkı aldatan yalancı, ikiyüzlü münafık,

– Hepsi, azgın birer tağut,

– Tek farkları, birinin Fir’avn, diğerinin Nemrut olması, birinin Ebû Cehil, diğerinin Ebû Leheb olmalarıdır.

Demokratik dine oy verenlerin tümü, istisnasız Allah’a savaş açan kâfir, müşrik, münafık ve fasıktırlar, yerleri de ebedi ve acıklı bir azaptır. Hâlâ onlardan biri misin?

Ey Müslüman olduğunu iddia eden kişi, sen bunlardan biri misin, yoksa gerçekten yüce Allah’a iman eden, Kur’ani esaslara uyan, Rasulullah (as)’ı en güzel örnek edinen bir Müslüman mısın? Kararını ver, ona göre safını ve yerini belirle!

Kalbinde zerre kadar iman olduğunu iddia eden bir kimse

Allah’ın hükümleri ile hükmetmedikleri için kâfir, fasık ve zalim, demokratik dini kabul ettikleri için müşrik, münafık ve mürtet, yüce Allah’ın pis dediği putlara taptıkları için putperest müşrik, İslâmi hükümleri terk edip tağuti demokratik hükümleri savunan inkârcı;

Tüyü bitmeyen yetimin, yoksulun hakkını yüksek maaş alan soyguncu; halkı kamplara ayırarak birbirlerine düşüren zalim, dokunulmazlık zırhına bürünüp yasaları halk için işleten diktatör, insanları çeşitli vaatlerle aldatan, sözlerini ikide bir değiştiren, sözlerinde durmayan ikiyüzlü yalancı olan siyasetçileri sevmez, sevemez, oy verip destek olamaz! Bunlara destek olan bunlardandır, Müslümanlardan değildir; onların günahlarına ortak olup ebedi acıklı azabı boylar. Rabb’imiz, bunları değil destekleyip sevenin, en küçük bir meyil duyanın ateşte olduğunu bildiriyor. Karar sizin!

“Zalimlere meyletmeyin, yoksa size ateş dokunur, sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur, sonra size yardım edilmez.” (Hud, 113)

Buna göre kararınızı verin

“Allah’a davet eden, salih amel işleyen ve ‘Şüphesiz ben, Müslümanlardanım’ diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır!” (Fussilet, 33)

Buyuran yüce Allah’ın bildirdiği Müslümanlardan mısınız, yoksa tağuti sistem için çalışan kâfir, müşrik, münafık, fasıklardan mısınız?

İman edenler Allah yolunda savaşırlar, kâfirler de tağut yolunda savaşırlar; o halde şeytanın dostlarıyla savaşın, şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.” (Nisa, 76)

Bütün bunlara göre siz hangi dine mensupsun! Demokratik dine mensup olup oy kullanacak demokrat putperest, müşrik, münafık, fasık ve kâfirlerden mi, yoksa tağutu reddedip o küfür ve şirk sandıkları başına gitmeyen Müslümanlardan mısınız?

Seçim sizin, siz kimsin, kendinizi tanımlayın!

Ey demokratik dini destekleyen ve kendilerinin Müslüman olduklarını iddia edenler,

Gelin öncelikle âlemlerin Rabb’i yüce Allah’a, Kur’an’a, Tevhidi esaslara, Rasulullah (as)’a iman edip Müslüman olun, kendinizi acı bir azaptan kurtarın, kendinize yazık etmeyin!

Biz Müslümanların Tağuti sisteme karşı Tevhidi duruşu hep aynıdır, aynı olacaktır

Müslümanlar olarak 1980 önce ve sonrasında, sistemin zorbalığında sınır tanımaz bir duruma çıktığı 1990 sonrası ve 28 Şubat döneminde Kemalistlere karşı Tevhidi duruşumuz ne idiyse bugün putperest demokratlara karşı Tevhidi duruşumuz da aynıdır.

Biz Müslümanlara göre putperestin Kemalist ya da Tayyibist olması arasında bir fark yoktur, her ikisi de kâfir, putperest, Allah ve İslâm düşmanıdırlar. Şu var ki, Kemalistler, İslâm’a karşı küfürlerini açıkça ortaya koyuyorlardı, Tayyibistler ise haince, gizlice, münafıkça İslâm’ı içten çökertmeye çalışıyorlar. Bu nedenle Tayyibistlere olan İbrahim’i kin ve düşmanlığımız, Kemalistlere oranla bir derece daha fazladır.

Kemalistler, küfürlerinde açık ve mert idiler, Tayyibistler ise sinsi, hain, istismarcı ve ikiyüzlü münafıktırlar.

Yüce Allah (cc), Kemalistleri, İslâm düşmanı olan Tayip ve Feto eliyle ayette belirtildiği üzere zalimlerin bir kısmını bir kısmının eliyle çökertti. Yüce Allah, Feto zalimini de yine bir zalimin eliyle temizledi, şimdi sıra asıl zalimde, Allah onu da inşaAllah Müslümanlar eliyle yerle bir edecektir.

Böylece kazanmış olduklarından dolayı zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmının peşine takarız.” (En’am, 129)

Kur’an ayetlerini, tağuti sistemi desteklemek için istismar edenlere!

Kur’ani gerçekleri, bulundukları konumu düşünmeden, tağuti sistemleri desteklemek için kullananlar, yaptıkları bu çarpıtmaların hesabını yüce Allah’a veremezler.

Ayet ve sureleri, müşrik ve kâfir putperestleri desteklemek için çarpıtanlar, şayet tevbe etmez, hatalarından dönmezlerse Rab’lerine hesaplarını veremezler, kendilerinden öncekilerin akıbetine uğrarlar.

Yüce Allah (cc), kim olursa olsun, diniyle oynamalarına, ayetleri çarpıtmalarına izin vermez; nitekim Rasulullah (as)’a yaptığı şiddetli uyarı, bunun apaçık örneğidir.

“Gerçekten neredeyse seni, sana vahyettiğimizden ayırıp ondan başkasını üstümüze iftira atman için kandıracaklardı, işte o zaman seni dost edinirlerdi. Eğer biz seni gerçekten sağlamlaştırmamış olsaydık, neredeyse onlara biraz yanaşacaktın, o zaman sana hayatın iki kat ve ölümün iki kat(acıs)ını tattırırdık, sonra bize karşı kendine bir yardımcı bulamazdın.” (İsra, 73-75)

“Âlemlerin Rabb’inden indirilmiştir, şayet o, bazı sözleri uydurup bize atfen söyleseydi, Biz de onun sağını alırdık,  sonra onun can damarını keserdik, sizden hiçbir kimse de ona engel olamazdı.” (Hakka, 43-47)

Yüce Allah’ın bu tehditlerini göze alanlar, buyursunlar Kur’ani gerçekleri çarpıtmaya devam etsinler!

Ramazan Yılmaz: 2017.03.24

Tarafından yazılmıştır
Dada fazla: admin

Tekfirde haddi aşmanın en dip noktası, (haşa) Allah’ı tekfir etme

  Yüce Allah (cc), Kur’an’ı apaçık bir şekilde indirmiş, iman edenlerin, bulundukları...
Daha fazla oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir