Press ESC to close

Erdoğan, 400 milletvekili alamadığının bedelini bu millete ödetiyor

Türkiye’nin hali içler acısı bir durum sergilemektedir; sürekli aldatıldığını, utanmadan söyleyebilen bir cumhurbaşkanı ve onun yamağı durumunda olan, her emredileni sorgulamadan yapan, efendisi konumundaki cumhurbaşkanı tarafından çoğu kez muhatap bile alınmayan başbakan koltuğuna oturtulmuş bir komedyen.

Siyasi parti liderleri, Kılıçdaroğlu,  Bahçeli ve Demirtaş, adeta kendilerine biçilen rolü oynuyorlar. Ülkenin içerisinde bulunduğu içler acısı duruma sunacakları hiçbir reçeteleri bulunmayan bu lider konumundaki kuklalar, oturdukları koltukları korumaktan başka bir gayretleri yoktur. Onlar için ülkenin içerisinde bulunduğu durum hiçbir şey ifade etmemektedir.

Solculuktan dem vuran, görünürde emperyalizme karşı olan Kılıçdaroğlu, ABD’nin ülkeyi istilasına destek vererek emperyalizmin kuklası olduğunu ve ilkesizliğini göstermiştir.

Milliyetçilikten geçinen Bahçeli, ülkenin emperyalizme peşkeş çekilmesine, yabancı askerlerin ülke topraklarında barındırılmasına destek vermiş, meclisteki teskereye evet diyerek ne kadar milliyetsiz ve ilkesiz olduğunu ortaya koymuştur.

Başı sıkışınca ikide bir ABD’ye koşup efendilerinden yardım isteyen Demirtaş, cezaevindeki Apo’nun, dışarıdaki dosya taşıyıcısıdır.

Anlaşılan ve görülen o ki, Türkiye’de, topluma yön verecek lider sorunu bulunmaktadır. Kendileri başkaları tarafından kullanılanların, başkalarına lider olup yol göstermeleri elbette mümkün değildir.

Parti başlarına kimi güçler tarafından oturtulan kişilerin yönettiği Anadolu toplumları, iman ettikleri demokratik dinin partilerinin buyruğu doğrultusunda hareket etmekte, adeta şamar oğlanı gibi her darbeyi, zillet içerisinde sineye çekmektedirler.

Sürekli aldatılan bir kimse nasıl cumhurbaşkanı olur!

Her önüne gelen tarafından aldatılan, bu aldatılmışlığını da bizzat itiraf eden bir kimse, nasıl oluyor da bir ülkenin cumhurbaşkanı olabiliyor. En akılsız bir kimse bile, en fazla iki defa aldatılabilirken, görülen o ki, cumhurbaşkanı olmuş Tayip Erdoğan’ı, her önüne gelen aldatmış.

ABD ve İsrail tarafından aldatılarak onların çıkarları için iktidara oturtulan Erdoğan, paralel dediği Gülen grubu tarafından aldatıldığını, hiçbir utanma belirtisi göstermeden kameralar karşısında apaçık bir şekilde söylemiş, ardından Yargıtay üyelerinin seçilmesinde de aldatıldığını belirtmiştir. Erdoğan, son olarak da Barış sürecinde PKK tarafından aldatıldığını ATV televizyonundaki bir programda söyleyebilmiştir.

ABD’de Erdoğan’ı, BOP (Büyük Ortadoğu Projesi, aslında BİP= Büyük İsrail Projesi) eş başkanı diye kandırmış, ona Suriye’yi karıştırma görevi vermiş, sonra da yüzüstü bırakmıştır.

Elinde devletin bütün imkânları bulunan bir cumhurbaşkanı, ikide bir aldatıldığını, kandırıldığını söyleyebiliyor. Bu nasıl bir mantık; sen sokakta hiçbir şeye sahip olmayan sıradan biri ya da şeker verilerek aldatılan bir çocuk musun ki, ikide bir kandırılıyorsun.

Erdoğan, PKK’nin, barış sürecinde silah yığdığını söylüyor. Peki, sen, devletin başında değil misin ki bunlardan bihaber olabiliyorsun. Aslında Erdoğan PKK’nin silah yığmasından bihaber değildir; tüm dünya, kendi gözü önünde, Kobane’ye adı altında PKK’ye açıkça silah yardımı yapıyordu, Erdoğan, barış süreci hikâyesi ile bunlara göz yumuyordu, seçimleri kaybedip Barış sürecini askıya alınca bu olaylara çanak tutmuş oldu.

Erdoğan, vatan haini ve millet düşmanı olduğunu açıkça ortaya koymuştur

Gözünü iktidarda sürekli kalma hırsı bürümüş Erdoğan, 06.09.2015 tarihinde katıldığı ATV ve A Haber ortak programında, hiçbir ahlaki değer taşımadan, utanıp sıkılmadan, 7 Haziran seçimlerinden önce istediği 400 milletvekilini alamadığı için halka bedel ödettiğini açık açık söyleyebilme cüretini gösterebilmiştir. Utanmazlığın, yüzsüzlüğün bu kadarına pes doğrusu!

Erdoğan, milletin gözünün içine baka baka, “400 milletvekili alacak bir siyasi parti olsaydı bu durum çok farklı olurdu” diyebilmiştir. Yani “AKP’ye 400 milletvekili vermeyen millete ben böyle bedel ödetirim” diyor açık açık! Erdoğan, ağzı ile itiraf ettiği üzere, AKP’yi seçimde cezalandıran milleti, PKK eliyle cezalandırmaktadır.

Barış sürecini, kendisinin başkan seçilmesi için başlatan Erdoğan, bitme noktasına gelen, Kandil’deki lideri İran’a kaçan PKK’yi yeniden diriltmiş, Kobani’de PKK’yi desteklemiş, başta Amerika, İsrail ve Almanlar olmak üzere, tüm Haçlıların PKK’ye ağır silahları vermelerine göz yummuştu. Aynı Erdoğan, Kobani’yi devlet olarak PKK’ye hediye etmiş, IŞİD tarafından öldürülen ve yaralan PKK’lileri ambulanslarla Türkiye’ye getirerek yaralıları tedavi ettirmiştir.

PKK’nin daha çok palazlanıp güçlenmesini sağlayan Erdoğan, 7 Haziran seçimini kaybedince yeni bir seçimi kazanma umuduyla barış sürecini, kendi ifadesi ile buzdolabına kaldırarak feshetmiş, pusuda beklettiği, Kobane’de yaralanan PKK’lileri, tedavi ettirdikten sonra yeniden milletin evlatlarını öldürmek için sokağa salmıştır.

Ailesi ile birlikte sağlam kaleleri andıran saraylarda, 2500 etten koruma ile kendisini sağlama alan Erdoğan, millet evlatlarının PKK tarafından boğazlanmasına neden olmuş bir millet düşmanıdır.

Haçlılara, Türkiye’deki üsleri açan, yabancı askerlerin ülke topraklarına girmesini sağlayan, vatan topraklarını emperyalist Haçlıların emrine veren Erdoğan, bir vatan hainidir.

Haçlılarla beraber mazlum Suriye halkını uçakları ile katleden, Anadolu halkının çocuklarını iktidar uğruna PKK’ye öldürten Erdoğan, eli kanlı bir katildir.

Dağlıca’da kan gövdeyi götürüyor, Erdoğan’ın yamağı Davutoğlu, maç izliyor

Erdoğan’ın yamağı Davutoğlu da, Kobane’deki PKK’lileri selam göndermiş, onları alınlarından öptüğünü söyleyerek PKK ile ne denli içli dışlı olduklarını ortaya koymuştur.

Ülkenin, sözümona başbakanı, PKK’lileri alınlarından öptüğünü söylüyor ve aynı başbakan, alınlarından öpüp selam gönderdiği PKK’liler tarafından Dağlıca’da öldürülüp yaralanan askerlere aldırış etmeden, milletin ocaklarına ateş düştüğünde umursamadan, Konya stadyumunda zevk içerisinde maç izleyip keyif sürüyor.

            ""

Ülkede bir yandan kan gövdeyi götürüyor, halkı oy pusulası gören Erdoğan’ın yamağı Davutoğlu, Konya’da maç izleyip keyif çatıyor. Bu nasıl bir vicdan, bu nasıl bir umursamazlık, bu nasıl bir insanlık, bu ne biçim vicdansızlık!

Demek bu halk, yapılan bunca hakaretleri hak ediyor ki, kendilerine önem vermeyen, kendilerini sürü yerine koyan bu insanlıktan ve vicdandan nasipsiz kişilerin arkasından gidip oy veriyorlar.

“Kavmini küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler, gerçekten onlar, yoldan fasık bir kavim idiler.” Zuhruf, 54)

Türkiye halkı ancak bir sürüdür

Erdoğan’ın yaptıklarının %1’nin başka bir ülkenin yöneticileri yapsa o ülkede, yer yerinden oynar, o yönetici ya idam edilir ya da bazı örnekleri görüldüğü üzere toplum tarafından linç edilerek öldürülür. Ancak Türkiye halkı, bütün bu olumsuzluklara, kendi üzerlerinde oynana oyunlara, aptal ve ahmak yerine konulmalarına rağmen hem hiçbir şey yapmamakta, hem de sürü mantığı ile hâlâ bu vatan haini, millet düşmanı Erdoğan’ı desteklemektedirler.

Türkiye halkı, bu sürü psikolojisiyle adeta “Biz yaptıklarından memnunuz, biz daha fazlasını hak ediyoruz, bize daha çok zulmet, yavrularımızın daha fazla katledilmesini sağla” dercesine Erdoğan ve onun ihanet şebekesi partisini destekliyorlar.

Bu halk, bütün değerlerini kaybetmiş olacak ki, değerleriyle, inançlarıyla alay eden, oy karşılığında çocuklarının canlarını alan bu putperest, müşrik, ABD kuklası, İslâm düşmanı, Erdoğan ve ekibine hâlâ destek oluyor. Bu halk, zilleti kabul etmiştir ki, kendilerine bunca hakaretleri yapanlara hâlâ oy verebiliyor.

Bu halk, tevbe edip Rab’lerine gereği gibi iman etmedikçe ve bu tağuti demokratik dini ve onun mezhepleri konumundaki partilerini destekledikçe, dünya hayatlarında daha çok sürünecek, ahiret hayatında da, destekledikleri putperest müşrik kâfirlerle beraber ebedi azaba sürükleneceklerdir.

“… Bir millet kendi durumlarını değiştirmedikçe Allah onların durumlarını değiştirmez. Allah da bir kavme kötülük istedi mi artık onu geri çevirecek yoktur; zaten onların, O'ndan başka koruyucuları da yoktur.” (Rad, 11)

 

Ramazan Yılmaz: 07.09.2015

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir