Press ESC to close

Darbeciğin Şeytan Üçgeni

15 Temmuz Darbecik’ini anlayabilmek için öncelikle Türkiye tarihinde bugüne kadar yapılan darbe ve suikastlara göz atmakta yarar vardır. Geçmiş darbeler bilinmeden son yapılan Darbecik’i anlamak mümkün değildir.
Türkiye tarihi, bir yerde darbe ve suikastlar tarihidir denilse abartı olmaz. Kemalist zorbalığın Anadolu’yu işgal ettiği günden bugüne, iktidarı ele geçiren zorbalar, olur olmaz zamanlarda darbe yapmışlar ya da kendilerine karşı suikastlar yaptırmışlardır.
Bu darbelerle amaçlanan, halkın sindirilmesi, bir korku cumhuriyeti oluşturulması ve bulundukların makamı elden bırakılmamasıdır. Bu darbeler, kimi zaman kendilerine karşı göstermelik, kimi zaman halk üzerindeki baskılarını artırmak ya da bir grubu sindirmek için her yaptırmış, kimi zaman muhtıralar verilmiş ya da kendi kontrollerinde bir kısım insanlara karşı suikastlar yapıp başkalarına mal edilmiştir.
M. Kemal
Anadolu’yu her vesile ile kana bulayan, Çerkeş Ethem, Çapanoğlu İbrahim gibi yiğitleri, Şeyh Said’i, Dersim’de halkı, en vahşi şekilde katlettiren, M. Kemal, Müslümanlar üzerindeki terörünü artırmak, inançlı Anadolu halkını tamamen sindirmek için 23 Aralık 1930’da Menemen’de yedek subaylık yapan asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay’ı harcamıştır. Aslen Giritli olan Derviş Mehmet adında biri, birkaç kişi ile bu olayı gerçekleştirmiştir!
Anadolu’da onca İslâmcı grup, tarikat örgüt varken, kimi rivayetlerde sarhoş olduğu söylenen Giritli Mehmet’in şeriat isteği ile sokağa çıkması oldukça manidar! Giritli Mehmet’in Kubilay’ı katletmesinden sonra söylediği iddia edilen şu söz, herhalde suikastın şifresini çözmeye yeter. “Hani bana vadettikleri şeyleri vereceklerdi!
İsmet İnönü
İttihat Terakki üyesi, darbeler konusunda oldukça deneyimli olan, 27 Mayıs darbesinin destekçiliğini yapan, 27 Mayıs darbesinden sonra siyasi otoritesini tesis ettirmek için çırpınan İnönü’ye, 21 Şubat 1964 tarihinde bir suikast girişimi düzenlenmiş, İnönü, yara almadan atlatmış. Suikastı yapan Kayserili bir elektrik ustası! Kargaların bile güldüğü bir suikast girişimi!
Turgut Özal
Askerle arası pekiyi olmayan Özal’a, 18 Haziran 1988 yılında düzenlenen ANAP kongresinde Kartal Demirağ adlı kişi tarafından iki el ateş edilmiştir. İlginçtir, kurşunlar koca bir bedene sahip Özal’a değil, mikrofonun ayağına isabet edip oradan sekerek Özal’ın sağ el başparmağını yaralamıştı! Hastahaneye bile gitmeye gerek görmeyen Özal, kahraman pozları ile şöyle demişti: “Bilhassa belirtmek istiyorum, Allah’ın verdiği ömrü, O’nun isteğinden başka alacak yoktur, biz O’na teslim olmuşuz.
Kartal Demirağ, gençliğinde Alparslan Türkeş tarafından kurulan ve içerisinde MHP'li gençlere silahlı eğitim dâhil birçok alanda eğitim verilen komando kamplarına katılmış, Dazkırı Kaymakamı Tuncer Ergüler'e silahla saldırarak yaralanmasına yol açmış, ancak 3 metreden Özal’ı vuramamıştı.
Özal, sözümona, canına kast eden(!) Demirağ’ı, suikasttan birkaç ay sonra affettiğini açıklamış, Demirağ, 1989 yılında 20 yıl hapse mahkûm olduğu cezadan, şartlı salıverme yasasından yaralanarak 16 Nisan 1992 yılında serbest bırakılmıştı. Demirağ'ın, Özal'a neden suikast düzenlediği sorusuna verdiği yanıt hayli ilginçti. "Perde aralanırsa ne sen kalırsın ne de ben."
Süleyman Demirel
18 Mayıs 1996’da İzmit’te bir alışveriş merkezinin temel atma törenine katılan Süleyman Demirel, suikast girişimine hedef oldu. Demirel kürsüde konuşurken İbrahim Gümrükçüoğlu adlı şahıs, silahını Cumhurbaşkanına yöneltmiş, Demirel’in koruma müdürü, saldırganın üzerine atlayarak suikastı önlemişti.
Suikast ve Darbe İçin Seçilen İnsanlar Açısından
Dikkat edilirse suikastlar ve son darbecik için seçilen insanlar oldukça ilginç tiplerdir; elektrikçi Mesut Suna, Giritli Mehmet, Afyon Dazkır’lı Kartal Demirağ, Eczacı İbrahim Gümrükçüoğlu ve Feto grubu! Suikast konusunda hepsi birbirinden tecrübeli(!) kişiler!
Türkiye’de danışıklı olmadan, kiralık suikastçı kullanmadan yapılan suikastlardan kimse kurtulamamıştır. Bunlar, Abdi İpekçi, Abdullah Çatlı, Adnan Kahveci, Ali Gaffar Okan, Çetin Emeç, Eşref Bitlis, Dr. Necip Hablemitoğlu, Recep Yazıcıoğlu, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok ve daha niceleri! Bu suikastlara uğrayanların hepsi öldü!
Suikast ve Darbecik Girişimleri İle Ne Amaçlanmaktadır
Suikast ve darbecik girişimleri, siyasetçilere puan kazandırma oyunundan başka bir şey değildir. Toplum üzerinde etkileri kırılmaya başlayan liderler, kendilerine yaptırdıkları suikastlarla toplumun kendilerine yönelmesini sağlamayı amaç edinmişlerdir. Bunda da kısmen başarılı olmuşlardır.
Darbecik’in Şeytan Üçgeninde R.T. Erdoğan
İktidara geldiği günden bu yana adeta bir darbe psikozu yaşayan Erdoğan, kendisine karşı söylenen her sözü ya da yapılan yolsuzlukların araştırılmasına yönelik bir durumu, kendisine darbe yapılacağı şeklinde değerlendirmiştir.
Her seçim döneminde, birini hedef tahtasına koyarak siyasetini, sürekli bir kavga ve gerilim üzerinde bina eden, istismar edecek bir şey bulamayınca, kızının öldürüleceği yalanını ortaya atarak Kızını bile siyasi malzeme yapmaktan çekinmeyen Erdoğan, nihayet sonunda çok arzuladığı darbecik ile sondan bir önceki kozunu da oynamıştır. Çekirge, son sıçramasını ya yapar ya da yapmaz!
Kur’ani Mücahede Dergimizin Temmuz-Eylül 2015 tarihli 44. sayısında, yorum köşesinde Erdoğan’ın Yeni tehlikeli oyunu yazımız, adeta bu son darbeciği haber verir gibiydi. O yazımızda özetle şöyle demiştik:
Başkanlık hayali ile yatıp kalkan Erdoğan, 400 milletvekili kazanıp başkan olma rüyasıyla yeni tehlikeli bir oyun tezgâhlama peşindedir.
(…)
Sürekli mağdur rolü oynayan, insanların manevi ve maddi değerleri üzerine iktidarını sürdüren Erdoğan, karşısına çıkaracağı bir düşmanı kalmayınca ülke insanının kanı üzerinde siyaset yapmaya başlamıştır.
Bu oyunlar, elbette son savcı olayı ile bitmeyecek, devamı da gelecektir. Siyasete atılmaya çalışan Hakan Fidan’ı MİT’in başında tutması, hazırlanan yeni senaryolarda görevini yapması içindir ki, zulüm sarayındaki olayla ilk perde açılmış görünmektedir. Erdoğan yaşadığı ve iktidarı elinde bulundurduğu sürece Anadolu halkı, daha nice oyunlar göreceklerdir.
Erdoğan’ı bir proje olarak hazırlayan ABD’li efendileri de, İslâm topraklarındaki doğal gaz ve petrole çöreklenmek için, Ticaret Merkezini çökertmiş, dünya ülkelerini ahmak yerine koyarak peşine takıp Irak’a saldırmıştır. Erdoğan da efendilerinin yolunu takip ederek kendisine karşı düşmanlar(!) üreterek iktidarını koruma peşindedir.
(…)
Karşısına çıkaracağı dişe dokunur bir düşman çıkaramayan Erdoğan, bu son seçimde, Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın olayında görüldüğü üzere, halkın kanını kullanmaya niyetlenmiş görünmektedir. Anlaşılan o ki, gündem yeni olaylara gebe ve daha birçok önemli şahsiyetler, terör(!) kurbanları olarak sıralarını beklemektedirler. Kura kime çıkar, artık şansına!
(…)
İhtilal zemini oluşturmak için olayları körükleyen, bir gün sağdan bir gün soldan birini öldürtüp ülkede kargaşa ve terör var havası estiren, sonra da kahraman(!) rolüne soyunup ülkeyi anarşiden kurtaran Kenan Evren ve ekibinin yaptıkları daha unutulmadı. Şimdi kahraman(!) olma sırası Erdoğan’da ve MİT, bunun için hazır ol vaziyette beklemektedir.” (Kur’ani Mücahede Dergisi, sayı 44)
Ve MİT, hazır vaziyette beklediği görevini, 15 Temmuz Darbecik ile yerine getirmiştir.
Darbecik, Erdoğan ve Muhaberatı MİT Tarafından Tezgâhlanmıştır
Son darbecik, Erdoğan'ın bilgisi dâhilinde MİT’in, Erdoğan'ın, tek adamlığını perçinleştirmesi, muhaliflerini sindirmesi ve parelelcilerden kökten kurtulması için planlandı. Erdoğan’ın Darbeciğin yapılacağından haberdar olduğu, daha darbenin il saatlerinde Marmaris’ten verdiği demecinden belli!
Ne diyor Erdoğan o demecinde: “Hükümet hemen harekete geçip hukuken gereğini yaptı! Zaten yargı da şu anda biliyorsunuz, bu ayaklanma hareketini yapanlara karşı tutuklama kararını vermiş durumdalar.”
Erdoğan bu sözleri söylediği zaman saat 23.27: yani Darbecik başladıktan 1,5 saat sonra! Bu ne demek! Darbeciğin, daha kimler tarafından yapıldığı, darbecilerin kimler olduğu Genelkurmay da dâhil hiç kimse tarafından darbeye katılanların isimleri bilinmiyor iken, Erdoğan ve muhaberatı MİT, darbecilerin kimler olduklarını, isimlerini biliyor, bunları yargıya önceden veriyor ve darbecik olur olmaz, tutuklamalar başlıyor demektir.
Erdoğan, Hava limanındaki konuşmasında: “Değerli arkadaşlar, bugün bildiğiniz gibi öğleden sonra bir hareketlilik ne yazık ki silahlı kuvvetlerin içinde mevcuttu” bu ne demek! Daha boğaz köprüsü bir iki tank tarafından kapatılmadan, helikopterler havalanmadan bu darbeciği Erdoğan biliyormuş! Ancak her konuda çelişkiler yumağı olan Erdoğan, Darbeciği eniştesinden öğrendiğini iddia etmişti!
İşin doğrusu, aşağıda verilen Twitlerden Darbecik’in yapılacağı bir ay önceden sosyal medyada ve bir hafta önce Washington post Gazetesinde yayınlanıyordu. Bu ne demek! Erdoğan ve muhaberatı MİT’in darbe tezgâhı, çoktan duyulmuş demektir.
Erdoğan, Feto’culara ve Halka Darbe Yapmıştır
Görülen o ki, asıl darbeyi Fetocular Erdoğan’a değil, Erdoğan Feto’culara ve halka karşı yaptı, başarılı da oldu! Erdoğan ve muhaberatı MİT, öyle bir tuzak hazırladılar ki, Feto ve ekibi, bu tuzağa kendi ayakları ile düşüverdiler. Böylece Erdoğan, çoktan girmek istediği Feto’nun inlerine, oldukça sorunsuz ve rahat bir şekilde girerek tek adamlığını fiili olarak ilan etmiş oldu.
Erdoğan’ın yaptığı ihtilal başarı ile sonuçlanmıştır! Erdoğan, OHAL’i de ilan ederek artık astığı astık, kestiği kestik misali, her istediğini yapıyor, TSK’lerini, kendi emir eri haline getirmiş, harp okullarını kapatmış, kısacası tek adam olduğunu ortaya koymuştur. Artık tut tutabilirsen Erdoğan’ı!
Erdoğan ve muhaberatı MİT; devlet kurumlarında, basında, üniversite ve diğer kurumlarda sorunsuz bir şekilde temizlik yapmak için yapılacak darbeyi kanlı göstermeyi düşündüler. Çünkü normal bir zamanda bu kadar büyük çapta bir temizlik hareketi, Amerika ve Batılıları ayağa kaldıracaktı. Darbecik, yapılacak temizlik için bir bahane olacaktı, öyle de oldu, Amerika ve Batılılar susmak zorunda kaldılar.
Türkiye'de, Suruç, Ankara Gar, Ankara'da askeri araçlara, İstanbul Hava Limanı vb. tüm kanlı katliamlarına bakıldığında, hemen hepsinin daha yapılmadan önce, MİT tarafından bilindiği, hatta katliamları yapanların takip edildiği, isminin bilindiği katliamın yapıldığı dakikalarda zamanın başbakanı ya da Erdoğan tarafından açıklanıyordu. Son Darbecik de tıpkı önceki katliamlar gibi MİT’in bilgisi dâhilinde yapılmıştır.
Davutoğlu, çıktığı NTV canlı yayınında: “Elimizde canlı bombacıların listesi var, ama eylem yapmadan onları tutuklayamayız'' diyerek devletin canlı bombacılardan haberdar olduğunu açıklıyordu. Bunlar, ihtirasları uğruna halkın kanı ile yüzlerini yıkıyorlar, halk da koyun gibi bunların kanlı bıçaklarına teslim oluyor. Türkiye aptallığın kol gezdiği bir ülke!
Genelkurmay, MİT tarafından darbecik kalkışmasından saatler önce bilgilendirilmiş, darbenin yapıldığı ilk saatlerde, darbecilerle daha hiçbir temas sağlamadan, darbeyi yapanların listesi ve darbeden sonra yapılacak atamalar, isim isim MİT tarafından açıklanmıştır.
Darbecik’in yapılacağı sosyal medya hesaplarına bile düşmüş, yaklaşık bir ay önce, bazı Twitter hesaplarından, 15 Temmuz'da darbe olacağının yazılmıştır. Erdoğan’a karşı bir Twit atan kişileri, apar topar tutuklayıp cezaevine atan MİT; nasıl oluyorsa bu Twitleri görmüyor! İşin en komik yanı, siyasi lider diye CHP ve MHP’nin başlarına oturtulan siyasi basiretsizler, de bu twitleri görmüyorlar, sonra darbeye karşı taraftarlarını sokağa çağırıyorlar.
Sosyal Medyada Darbe Haberleri
“İstihbaratım sağlam” diyen "Gskraliddiaci" adlı Twitter hesabından 18 Haziran'da, "15 Temmuz 2016 Cuma Türkiye'de askeri darbe. At fava bekle, istihbaratım sağlam" yazıldığı görüldü.
Temmuzda TSK darbe yapacak" diyen "MustafaSelanik" isimli bir başka Twitter kullanıcısı da yapılan paylaşımında, "Sen 15 Temmuz diyorsun, ben DARBE diyorum. Temmuzda TSK darbe yapacak" diyordu. “Kim bunlar!” demeye gerek yok, belli ki MİT ve asker içerisinden kişiler ya da bu kurumlarda yakınları olan kimselerdir.
""
""
Bizim Kur’ani Mücahede Dergimizin Temmuz-Eylül 2015 tarihli 44. Sayısında belirtildiği üzere, Erdoğan’ın, darbe yapacağı, Kenan Evren örneği verilerek anlatılmıştı. O gün yazdığımız aşağıdaki alıntı, bugün yapılacak darbenin ayak seslerini veriyordu.
“İhtilal zemini oluşturmak için olayları körükleyen, bir gün sağdan bir gün soldan birini öldürtüp ülkede kargaşa ve terör var havası estiren, sonra da kahraman(!) rolüne soyunup ülkeyi anarşiden kurtaran Kenan Evren ve ekibinin yaptıkları daha unutulmadı. Şimdi kahraman(!) olma sırası Erdoğan’da ve MİT, bunun için hazır ol vaziyette beklemektedir.”
Amerika’nın izni olmadan adım atamayacak durumda olan Erdoğan’ın darbe yapacağı haberi, Darbecik’ten bir hafta önce Washington Post Gazetesinde “Erdoğan’ın, gücünü artırmak için askeri darbe yapacağını” yazıyordu.
""
Neredeyse uçan kuştan darbe yapacak diye korkan Erdoğan ve onun muhaberatı MİT’in, bir ay öncesinden bu kadar alenen söylenip yazılan bir darbeden habersiz olduğu hiçbir şekilde kabul edilemez. Üstelik Darbecik’in yapılacağı gün, MİT’İN, Genelkurmay Başkanlığı'na saat 16.00'da bildirdiği ve takiben 16.30'da bir uyarı daha yaptığı açıklandı.
Darbe Yapılacak, Ancak Herkes Keyif Çatıyor
Sözümona darbe yapılacak, ancak Erdoğan Marmaris’te tatilin ya da yapılacak darbenin keyfini çıkarıyor, haberi alan kuvvet komutanlarından bazıları, düğünlere eğlenmeye gidiyor, MİT, hiçbir şey yokmuşçasına oldukça rahat davranıyor.
Erdoğan’ın muhaberatı MİT, ne hikmetse, darbenin yapılacağını Erdoğan’a haber vermemişmiş de Erdoğan darbeyi eniştesinden öğrenmiş! Görülen o ki Erdoğan da, onun muhaberatı da milleti aptal yerine koyuyor ve açık bir şekilde milletle dalga geçiyorlar. Ayakkabı kutularından bile darbe yapılacak diye korkan Erdoğan, ne hikmetse kendisine karşı darbe yapılacak ancak o tatil yapıyor. Buna kargalar bile güler!
Erdoğan’a karşı darbe yapılıyor deniliyor, kaldığı otele hiçbir darbeci gitmiyor, o otelden ayrıldıktan sonra birkaç tane darbeci(!), çok sonraları oteli basıyor, boş duvarlara birkaç kurşun sıkıyorlar. Türk filmleri bile bu kötü senaryodan daha kaliteli!
Kendisine darbe yapıldığını iddia eden Erdoğan, darbe gecesi, uçakla İstanbul’a geliyor, kendisine karşı sözümona darbe yapan F-16’lar, üzerlerinde bomba olmadan havaalanı üzerinde uçuyorlar, bir karşılama ve kutlama fişekleri atmadıkları kalıyor. Sonra havaalanına iniyor, havaalanı çevresinde göstermelik konuşlanan birkaç tank geri çekiliyor. Tam bir komedi!
Darbecik Erdoğan’a yapılmış yaygarası koparılıyor, ancak ne onun tatil yapıp keyf çattığı Marmaris’teki oteline ne de Ankara’daki sarayına tek kurşun atılıyor! TV. kanalları açık, Erdoğan’ın halkı sokağa çağıran mesajı yayınlanıyor!
İlginçtir, darbecik yapanlar, siyasetçileri de tutuklamıyor, Erdoğan ve başbakanlığa oturttuğu kuklası Yıldırım, bakan Bekir Bozdağ, haber kanallarına bağlanıp darbeye karşı halkı isyana çağırıyor; yetmezmiş gibi minarelerden ezanlar okutulup halk isyana davet ediliyor. Bir Ramazan davulcusu eksik!
Darbecikte Şiddet Kullanılması Konusu
Türkiye tarihi, darbe ve suikastlarla dolu bir tarihtir; darbelerin nasıl yapıldığını 1960, 1980 darbelerini, 1971 muhtırasını, 28 Şubat dönemini görmüş ve yaşamış kimseler, çok iyi bilirler. Bu darbelerin hiçbirinde halk hedef alınmamış, halka saldırıda bulunulmamıştır.
Geçmişteki darbelerde darbeciler, öncelikle basın yayın organlarını, TRT’yi teslim alır, duyuru yaparlar, eş zamanlı olarak tanklar sokaklara yürütülür, aynı anda siyasiler tutuklanırdı. Bu son darbecik girişiminde, ne siyasiler tutuklanıyor, ne basın yayın organları susturuluyor.
Bu darbecikte, akşam saat 8-9 sularında önce boğaz köprüsü, tek taraflı kapatılıyor, tüm basın yayın organları serbest bir şekilde darbe aleyhine halkı sokağa çıkmaya çağırıyor, TRT’ye bile darbecik duyurusu, saatler sonra okutuluyor! Gülünç bir durum!
Darbeciğe, kanlı ve vahşi bir görüntü vermek, Darbeciğin, çok vahşice yapıldığı havasını estirmek için, göstermelik olarak,Gece kimsenin bulunmadığı meclis binasına füze atılıyor, MİT karargâhı ve Ankara Gölbaşındaki Özel Hareket polis merkezine birkaç mermi atılıyor, küçük bir çatışmacık oluyor, birkaç zavallı polis kurban olarak feda ediliyor. Ayrıca kimsenin bulunmadığı, Ankara İskitlerdeki Terörle mücadele birimi bombalanıyor, halkı kışkırtmak için de toplanan kalabalık üzerine ateş açılıyor.
Darbeciler, Erdoğan’ın bulunduğu yerleri değil, Genelkurmay başkanlığının, hava kuvvetlerinin de yer aldığı alana birkaç helikopter atışı yapıyor.
Darbecikte, hiçbir darbede görülmeyen şiddetin kullanılması, düşmanını büyütüp korkunç göstererek bu Darbecikten kurtulmuş gösterilen Erdoğan’ın ne kadar kahraman(!) olduğunu göstermek, sivil ve askeri kesimde yapılacak temizlik faaliyetine haklılık kazandırmaktır. Böylece Erdoğan, uzun zamandır inlerine girmek istediği, ancak bir türlü giremediği Fetö inlerine daha sorunsuz girmiş oldu.
Sonuç olarak birkaç saat içerisinde darbe bitiyor, "kahraman" Erdoğan, halka hitap ediyor. Sürü haline gelmiş halk da, sanki devletin güvenlik güçleri yokmuş gibi, günlerce sokaklarda demokratik dinlerinin nöbetini tuttular, hâlâ da tutmaya devam ediyorlar. Erken seçim ya da bir referandum olsa da Erdoğan şu parsayı toplayıp başkan olsa!
Sonunda darbecik, yine MİT'İN kontrolünde, silahlı kuvvetlerin Darbeciğe katılmayan askerleri tarafından bastırılmış oluyor, ancak ne hikmetse halkın bastırdığı havası veriliyor. Ne âlâ, Türkiye, Erdoğan ve onun emrindeki MİT sayesinde böyle bir darbecikle tanışmış oldu.
Darbecik’in Şeytan Üçgeninde Feto ve Örgütü Fetö
Türkiye’deki anlaşmalı suikastlara bakıldığında hep işin ehli olmayan kişiler kullanılmıştır. Bu Darbecikte de öyle oldu, siyasi basiretten yoksun, kişilikleri bile tam oluşmamış, darbe geleneği bulunmayan Fetocular kullanıldı. Çünkü bunların kontrol altında tutulması kolaydı ve zaten darbe yapacak etkili bir güce de sahip değillerdi.
Fetocular, o denli zavallı ve tecrübesizler ki, sanki Samanyolu televizyonuna film çekiyor ya da kendilerini o filmde oynayan figüranlar zannediyorlar. ÖKK (Özel Kuvvetler Komutanlığı) gibi terör konularında uzman ve tecrübeli bir yere, 20 tane asker gönderip teslim almaya çalışıyorlar, ancak bir astsubay, oraya giden generali alnından vurup baskını bitiriyor. Filim orada kopuyor.
Fetocular, Samanyolunda oynadıkları aptal asker rolünü bizzat kendileri gerçek hayatta bu Darbecikte yaşıyorlar. Gerçi bu defa televizyondaki senarist ve yönetmen değil, MİT’İN anasının gözü elemanları onları oynatıyor. Hem de ne oynatma, tam mizah!
Dünyevi ve dini eğitimden yoksun vaiz parçası Feto, yıllarca maddi ve manevi değerlerini sömürdüğü, çeşitli yalanlar ve vaatlerle zaten yarım yamalak bildikleri dinlerinden uzaklaştırdığı, dava(!) uğruna her türlü gayri İslâmi ve gayri ahlaki fiiller işlettiği insanları, bir gecede Erdoğan gibi bir ihtiras sahibi birinin eline teslim edip bitirdi.
Çete başları hariç, Feto’ya gönüllerini, imanlarını ve paralarını verenlerin çoğu, masum ve zavallı kimselerdir. Bunların birçoğu, Feto’nun yüzünden ve Erdoğan zaliminin elinden işlerinden uzaklaştırıldı. Erdoğan, diktatörlere taş çıkartırcasına, işlerinden attırdığı insanlara, haklarını arama yolunu bile kapatmıştır.
Darbecik’in Şeytan Üçgeninde Amerika
Amerika, İslâm’a karşı bir proje olarak iktidara taşıdığı sadık kuklası bildiği Erdoğan’ın, Çin ile füze anlaşması yapmaya kalkışması ve Rusya ile yakın ilişkiler kurması gibi nedenlerle onlarla olan flörtünden uzun zamandır rahatsızlık duyuyordu. Bu nedenle Suriye konusunda Erdoğan’ı zaman zaman tehditler yoluyla uyarmış, birçok konuda onu yalnız bırakmıştır.
Amerika, çoktandır gözden çıkardığı, ancak daha sadık olacak birisini henüz bulamadığı için çıkarları gereği elinde tutmak zorunda olduğu Erdoğan’ı, bir şekilde indirip yeni bir kuklayı devreye sokmak için, MİT’İN tezgâhladığı darbe planından vaziyet çıkarmaya çalıştı, ancak Darbeciğin kontrolü, Erdoğan’ın sadık muhaberatında olduğundan bu arzusu şimdilik kursağında kalmıştır.
MİT içindeki CİA ve MOSSAD ajanları, MİT’İN tezgâhladığı darbeciği kendi lehlerine çevirmek için, asker içindeki Kemalist ve Fetocu general kuklalarını devreye sokmaya çalıştı, ancak Kemalistler, sayıca az ve yetersiz olduğundan Fetocular ile beraber hareket ettiler.
Amerikalılar, Türkiye’deki elçisinden Merkez Kuvvetler Komutanına ve İncirlik üssündeki askerlerine kadar hepsi, Darbecik’i kendi lehlerine çevirmek için tezgâh üstüne tezgâh kurdular, ancak görünen o ki, arzuları kursaklarında kaldı.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi John Bass, 'darbede Amerika'nın parmağı var' iddiaları üzerine farklı yayın organlarından 10 gazeteciye, hükümetinin "15 Temmuz'u 16'ya bağlayan gecede yaşanan yasadışı eylemleri planlamadığını, yönlendirmediğini, desteklemediğini ve bunlarla ilgili önceden bir bilgisi olmadığını" bir kez daha söyledi.
Büyükelçi Bass'ın açıklamalarının henüz gazeteye basıldığı sırada Çengelköy'de bir kafe işletmesinin kamerasına yansıyan görüntüsü ortayaçıkan Bass, bir rütbeli ile darbe girişiminden bir gün önce görüş alışverişinde bulunuyor.
Dünyadaki her darbe ve suikastlarda eli bulunan Amerika, foyaları açığa çıkınca bu iddiayı hemen yalanlamışlar, ancak görülen manzara kendilerini yalanlamaktadır. Oysa darbeye yalnızca büyükelçi değil, CIA eski üst düzey yöneticilerinden Gramar Fuller de, 15 Temmuz’da Türkiye’ye geliyor ve darbecik başarısız olunca da kaçan 8 askerle helikopterle Yunanistan’a kaçıyor, Fuller’in en yakın çalışma arkadaşı Henri Barkey de, 15 Temmuz günü Türkiye'deymiş ve İstanbul Büyükada'da Splendid Palace otelinde kalmış.
Bütün bunlar yetmezmiş gibi CIA direktörü John Brennan, Darbecikten sonra amaçlarına ulaşamamanın verdiği hayal kırıklığı ile Türkiye’yi tehdit ederek diyor ki: “Türkiye’de gerilimler yaşanacak!” Geriye bir Obama kaldı, darbecik istedikleri gibi sonuçlansaydı o da “Biz bu işi bitirdik” derdi! Bari ordunuzla gelip darbeyi yapsaydınız!
Erdoğan'ın ihtirasları yüzünden Ülke yolgeçen hanı, ülkenin onuru ayaklar altında! Hani nerede milliyetçi milliyetsizler ve yurtsever yurtsuzlar. Ne oldu, iki ağaç için ortalığı velveleye verenler, konu ülke olunca suskun kargaya mı döndüler. Aslında bu köksüz devrimciler de milliyet yoksunu milliyetçiler de, Amerika ve Batıdan idare edildikleri için, onların aleyhine bir tavır ortaya koyamazlar. Çünkü onlar da göbeklerinden emperyalizme bağlıdırlar.
""
Amerikalılar, büyükelçi ve CIA ajanları ile yetinmeyerek İncirlik üssünden, Darbeciğe katılan F-16'lara 20 kez yakıt nakli yapıldığı, TSK radarından tespit edilmiştir. Erdoğan, masum insanların katledilmeleri için emperyalist ve Haçlılara açtığı İncirlik üssüden, bu sefer kendisini alaşağı etmek için bir hareket yapılmıştır. Rabb’im, Erdoğan'ın masum insanlara kurduğu tuzağı kendi ayaklarına dolandırmış, Erdoğan'ı, kurduğu kendi tuzağına düşürmüştür!
(ABD) Merkez Kuvvetler Komutanı Joseph Votel, 15 Temmuz darbeciği sonrasında yaptığı açıklamada: “En yakın müttefikimiz tutuklandı” diyerek tutuklanan generaller içerisinde kendilerinin işbirlikçileri olduğunu itiraf etmiştir.
Bir ülkede darbe yapılırsa, direkt ya da dolaylı darbeye destek veren yabancı Misyon şefleri sınır dışı edilir. Türkiye'de yapılan darbecikte, generalinden elçisine kadar Amerikalılar Darbecik’e destek vermiştir. Amerika ve Haçlılara, masum insanları katletmeleri için açılan İncirlik üssünden Darbecik’e katılan Fz-16'lara havada 20 kez yakıt ikmali yapılmış, ancak Amerikan kuklası Erdoğan, ülkede Fetocular olarak suçladığı birçok sıradan vatandaşı bile işlerinden atıp birçoğunu tutuklarken, Amerikalı efendilerine karşı tıkı çıkmıyor.
Erdoğan’ın, Amerika’ya ses çıkarmayışının ilk nedeni, şu anda bulunduğu yere Amerika sayesinde gelmiş olmasıdır. İkinci nedeni, kendi bilgisi dâhilinde muhaberatı MİT, darbeyi tezgâhlarken MİT içerisindeki CIA ajanları da tezgâhtan haberdardı, Amerikalı elçinin sınır dışı edilmesi halinde Amerika, Erdoğan'ın bilgisi dâhilinde planlanan bu Darbeciğin kimler tarafından hazırlandığını açıklayacak ve Erdoğan'ı bulunduğu yerden alaşağı edecektir!
Erdoğan, şimdi sıkıyorsa, zerre kadar yüreği varsa, bu kadar kanıt ortada iken Amerikalı elçiyi sınır dışı etsin ve onlara tahsis ettiğin İncirlik üssünü kapatsın. Türkiye'de binlerce zavallı insana işten el çektirmek kolay, ancak iktidar varlığı borçlu olduğu Amerikalılara karşı darbeyi bahane ederek, masum insanları katletmeleri için tahsis ettiğin üssü kapatması imkânsız.
İşte kirli darbecik oyununun bizim penceremize yansıyan görüntüsü budur! Yüce Allah (cc), zalimlerin tuzaklarını er ya da geç kendi başlarına çevirecek, kurdukları tuzaklara kendilerini düşürecektir.
Müslümanlar olarak bizim sorunumuz, tağuti sistemin kendisidir, her türlü pisliğin kaynağı bu sistemdir. Bu nedenle bizim önceliğimiz sistemin yok olmasıdır, işte o zaman tüm yabancı sömürgeciler de, onların yerli işbirlikçileri de defolup gidecekler Allah'ın izniyle.

Ramazan Yılmaz: 2016.08.28

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir