BEŞERİ SİSTEMLER ZULÜM SİSTEMİDİR

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

BEŞERİ SİSTEMLER ZULÜM SİSTEMİDİR

Yaklaşık otuz yılı aşkındır hep söyleyip yazıyor, Anadolu halkını, hem Kemalist beşeri sistemin zorbalığına, zulmüne ve adaletsizliğine karşı, hem de bu zülüm sistemine destek vermeleri halinde yüce Allah’a isyan edeceklerine karşı uyarmaya çalışıyoruz. Beşeri sistemler, bireye endeksli sistemler olduklarından dolayı kişiye göre yasa çıkarır ve adalet yapmazlar, yapamazlar.

Daha önce Kemalist sistemin cumhurbaşkanına, başbakanına, ileri gelenlerine ve milletvekillerine yazdığımız Kur’an’a Davet yazılarımızda, kendilerinin tabi oldukları beşeri sistemlerin zulüm sistemi olduklarını belirtmiştik. Onlara, kanun çıkarma gibi bir haklarının olmadığını, çıkarsalar bile bu yasaların adil ve eşitlikçi olamayacağını ifade etmiş ve kendilerini Kur’an’a iman ve teslim olmaya davet etmiştik.

Beşeri sistemlerin, bugüne kadar çıkardıkları yasaların nasıl birer zulüm yasaları olduklarını tüm toplum müşahede etmiş ve bunun acısını çekmişlerdi ve hâlâ da çekmektedirler.

Beşeri sistemlerin çıkardıkları yasalara tabi olmak, insanları yalnızca dünyada huzursuz etmez, onları, küfür ve şirke bulaştırdığı için, ahirette de en büyük azaba sürüklenmelerine ve o azap içinde ebediyen kalmalarına neden olurlar.

Kemalist zorbalığı din edinmiş, kendilerini insanların üzerinde ilah olarak gören yönetici müşriklerin son çıkardıkları yasalara bakıldığında bile bunların ne oranda adaletsiz, eşitliksiz, bozuk ve ayrımcı oldukları açıkça görülür. Zorba küfür sisteminin Dar’ün Nedvesi olan küfür meclisleri, zulmü şiar edindikleri için çıkardıkları yasalar da bu zulmü açıkça ortaya koymaktadır.

İnsana endeksli Kemalist küfür sistemi, altı ay önce bir Şike yasası çıkardı, ancak kendi yandaşları şikeden dolayı cezaevini boylayınca bu putperest yasa çıkarıcılar, cahili Araplar gibi kendi elleri ile yaptıkları putlarını yemeye başladılar ve altı ay sonra birkaç oy uğruna şike yasasını değiştirdiler.

Kemalist zorbalığın cumhurbaşkanı, sözüm ona yasayı veto etti ve küfrün Dar’ün Nedvesine geri gönderdi. Dar’ün Nedve, yasayı aynı şekliyle kabul etti ve pası zorba sistemin cumhurbaşkanına geri attı. Bu kişi, sözüm ona beğenmediğini iddia ettiği ve bir hafta önce “bu kadarı da olmaz, altı ay önce değişmişti” diyerek tepki gösterdiği yasayı Şike yasasında şike yaparak, beğenmediğini iddia ettiği yasayı küfrün KUKLA ENGİZİSYON MAHKEMESİ konumundaki anayasa mahkemesine götüreceği yerde aynen onayladı.

İnsanları ahmak yerine koyan küfür sisteminin cumhurbaşkanı ile Dar’ün Nedve müşrikleri, aralarında paslaşarak tıpkı çıkardıkları şike yasası gibi kendileri aralarında şike yaparak yasayı çıkardılar. Utanma duygularını yitirdikleri ve bazı insani değerlerden mahrum oldukları için hiçbir sıkıntı duymadan, insanlarla alay eder bir tavırla, bildiklerini okudular.

Ülkenin asıl sıkıntısını çeken memur ve işçilere, üst üste oturumlar düzenleyerek yıllık %3 zammı öngören bu küfür ve şirk meclisi, kendinin ve kendi emeklilerinin maaşlarını, birkaç dakika içerisinde, bir gece operasyonu ile %100 artırdılar. Hem de Dar’ün Nedve adlı küfür meclisinde bulunan tüm partiler anlaşarak yaptılar.

 Her konuda birbirlerini sözde yemek için kıyasıya kapışan bu putperest kâfirler, çıkarları sözkonusu olduğunda sarmaş dolaş oluyorlar. Bunların utanmazlıklarını da onlara oy veren ahmaklar televizyonlarda izliyorlar ve bir daha ki seçimlerde, iman ettikleri küfür sistemine gidip oy vererek biat tazeleyecekler ve sözüm ona kendilerine yakın partiyi destekleyecekler.

Şimdi bu utanmazlar sürüsünün işçilerden sorumlu bakanı Faruk adındaki Fasık Çelik, utanmadan bir daha işçi temsilcileri karşısına geçecek ve % bilmem kaç kuruşluk zam için pazarlık yapacak. Ondan sonra utanmadan, memur ve işçilere haklarını verdiklerini söyleyecek ve övünecekler.

Beşeri sistemler budur; bu sistemlerin en iğrenci de hiç kuşkusuzdur ki, Anadolu’yu işgal eden Kemalist zorbalıktır. Beşeri sistemlerde yasalar, her zaman onu çıkaranlara hizmet eder ve onların çıkarlarını gözetir. Bu nedenle beşeri sistemlerde ve özellikle de Kemalist zorbalıkta adalet ve eşitlik olmaz, ayrımcılık ve zulüm vardır. Bu sistemlerden çıkan yasalar insanları sürekli mutsuz ve huzursuz eder.

Beşeri sistemler, o kadar basit ve gülünçtürler ki, insanları ahmak yerine koyarak aldatırlar ve adeta fıkra gibi ifadeler kullanırlar. Bu sistemlerde çıkarılan tüm yasalar, sistemi koruyanların çıkarlarına göre düzenlenir ve adalet yapmaktan uzaktırlar. Ancak bu yasa koyucular, hiçbir utanma duygusu hissetmeden bu yasaların uygulandığı ve egemenlere hizmet eden mahkeme heyetlerinin tepelerine “ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR” levhasını asarlar. Olmayan bir şey nasıl mülkün temeli olabiliyorsa!

Beşeri yasalar, tıpkı kendilerini çıkaran kişiler gibi eksik, yetersiz, adaletsiz ve eşitlikten uzaktır. Bu yasalar, anlıktır ve çıkarıldıkları anda yetersizlikleri ortaya çıkar. Çünkü kendilerini çıkaran kişiler, o anı bilirler ve o anı yaşarlar, biraz sonrası konusunda bilgi sahibi değildirler.

Biraz sonra ne olacağını bilmeyen, kendileri eksik, yetersiz ve cahil olan kimseler, bu hallerine bakmadan, yüce Allah’ın vasfı olan hüküm koyma vasfını kullanmaya ve yasa koyarak ilahlık taslamaya kalkışıyorlar. Siz kim oluyorsunuz da hüküm koymaya ve ilahlık taslamaya kalkışıyorsunuz?

Anadolu Halkına Çağrı

Ey Anadolu halkı, beşere ait olan her şey, tıpkı beşerin kendisi gibi değişken eksik ve geçicidir. Onların çıkardıkları yasalar, hatıra dayalı, kendilerine ve yandaşlarına göre yapılmıştır. Oysa sizi yaratan, sizin her şeyinizi bilen yüce Allah’ın koyduğu hükümler kişiden kişiye değişiklik göstermez; peygamber de olsa o hükümler karşısında diğer insanlar gibi eşit ve sorumludur. Bu nedenle peygamber bile konulan ilahi hükümleri, kendisine ve yakınlarına göre değiştirmez. İşte bir örnek;

Hz. Peygamber (as), günümüz putperest müşriklerin atalarına Tevhidi esasları anlatıyor, onlar ise bazı konularda taviz istiyorlardı. Rasulullah (as) ve etrafındaki Müslümanlar, baskı ve işkence altında çok zor durumda yaşıyorlardı ve Rasulullah (as) bu durumdan bir çıkış yolu arıyordu. İşte tam o sırada yüce Allah (cc), Rasulullah (as)’ı çok şiddetli bir şekilde uyararak kendisine bildirilen hükümlerde değişiklik yapmamasını ve müşriklere en küçük bir taviz vermemesini bildirdi.

“Az daha onlar, baskı ile seni, sana vahyettiğimizden ayırarak ondan başkasını üstümüze atman için kandıracaklardı. İşte o zaman seni dost edinirlerdi. Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, onlara bir parça yanaşacaktın.

O takdirde sana hayatın da, ölümün de kat kat(azâb)ını tattırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.” (İsra, 73-75)

“Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. Eğer o, (Peygamber), bazı laflar uydurup bize iftira etseydi, elbette onun sağını alırdık, sonra onun can damarını keserdik. Sizden hiç kimse buna engel olamazdı. O (Kur’ân), korunanlar için bir öğüttür.” (Hakka, 43-48)

Hz. Peygamber (as), döneminde hırsızlık yapan bir kadının eli kesilecekti, bazı kimseler araya girip bu kadının tanınmış ve itibarlı bir kabileye mensup olduğunu, bu nedenle de elinin kesilmemesini Rasulullah (as)’dan rica ettiler. Rasulullah (as)’ın verdiği cevap, İslâmi hükümler karşısında insanların hepsinin nasıl eşit ve bu hükümlerin ne kadar adil olduklarını ortaya koyuyordu.

Rasulullah (as), hırsızlık yapan kadının elinin kesilmesini istemeyenlere şöyle cevap verdi: "Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki; hırsızlık yapan, kızım Fatıma da olsa, yine elini keserim!" işte İslâmi ölçü budur ve bu ölçü karşısında bütün insanlar eşittir.

İlahi yasa tekdir, zamana ve insana göre değişiklik göstermez, insanın yaratılış mayası ve fıtratı değişmedikçe de bu yasalar değişmez, evrenseldirler. Oysa beşeri yasalar, oyuncak misali, kişiye, duruma, olaya ve bölgeden bölgeye değişiklik gösterirler.

Yukarıdaki ilahi uyarılardan da anlaşılacağı üzere, Peygamber de dâhil, yüce Allah’ın hükümleri üzerinde hiç kimse tahrifat ve değişiklik yapamaz, hatır için de olsa taviz veremez. Peki ya beşeri sistemler, bu basit ve değersiz yasalar, kişiden kişiye göre farklılık gösterir, hatıra binaen çıkarılır ya da kaldırılır.

Ey insanlar, beşeri yasalar, tıpkı evcilik oynayan çocukların, oyunları sırasında koydukları kurallar gibidir; beğenilmediğinde hemen o kuraldan vazgeçilir ya da değiştirilir. O çocuklar, oyunlarını bitirip gidince koydukları kurallar da biter, yeni gelen çocuklar kendilerine göre kurallar koyarlar. İşte özelde Kemalist zorbalığın, genelde de tüm beşeri sistemlerin koydukları yasalar da böyledirler. Bakın Kemalist zorbalığın anayasalarındaki içler acısı hallerine.

Kemalist zorbalık Anadolu’yu işgal ettikten sonra, kurduğu küfür ve şirk meclisinde, başlarında emperyalizmin yerli işbirlikçisi M. Kemal olduğu halde yasalar çıkarıp kendilerince anayasa yaptılar. 20 Ocak 1921 Teşkilatı Esasiye Kanunu adında bir anayasa çıkardılar, ancak daha üç yıl önce çıkardıkları bu anayasalarını çöpe atıp 20 NİSAN 1924’te yeni bir anayasa yaptılar.

 İşbirlikçi diktatör Kemal ölünce onun yerine geçen İnönü, kendi diktatörlüğünü uyguladı ve diğer işbirlikçi diktatörün devlet dairelerindeki tüm fotoğrafları ile birlikte koyduğu kuralları da kaldırıp çöpe attı.

1950’de Demokrat Parti iktidar olunca ateist diktatör İnönü’nün koyduğu kuralları kaldırıp yeni yasalar koydu. 1960 yılında zorba sistem kendi yavrusu Adnan menderes ve ekibini yiyince, zorba sistemin katiller sürüsü, 1961’de yani anayasa yaptılar. Yapılan bu anayasa da, 1971 yılında ve sonrasında kimi tadilatlar ve değişiklikler sonrasında 1980 darbesi ile başka bir zorba cunta tarafından çöpe atıldı.

1982 anayasası, 1987 tarihindeki ilk değişiklikten sonra, 1993, 1995, 1999 (İki defa), 2001 (İki defa), 2002, 2004, 2005 (İki defa), 2006 ve 2007 (3 defa) 2010 ve yeni yapılacak değişiklikle bu oyuncak türü beşeri anayasa başladığı 20 Ocak 1921’den sonra 90 yıl içinde tam 22 defa değiştirilmiştir.

Kendi heva ve kuruntularını yasa yapıp insanlara dayatan beşeri diktatörlükler, bugüne kadar koydukları bu dikta yasalarından halk memnun olmadığı gibi kendileri de memnun olmamış ve çocukların oyuncak değiştirmesi gibi yasa değiştirmişlerdir. Bu nedenle beşeri yasalar, insanlara dünya hayatlarında huzur vermemiş, veremez, onları mutlu yapamazlar ve ahirette de onu destekleyenlerle beraber ebedi olarak cehennemde yanmalarına neden olurlar.

Ey Anadolu’da yaşayan Türk, Kürt, Arap, Çerkez, Sünni, Alevi, Ermeni insanlar, sizler, ülkenizi işgal eden emperyalizmin yerli işbirlikçisi Kemalist sistemin, bugüne kadar yaptığı tüm baskı ve zulümleri yaşadınız, adaletsizliklerini gördünüz. Bu zorba sistemin, değerlerinize, inancınıza, kültür ve gelenlerinize nasıl düşman olduğuna şahit oldunuz.

Ey Anadolu halkı, size ve tüm değerlerinize düşman olan bu zorba sistemi, siz yıllarca vergi vererek, oy kullanarak, askerliğini yaparak desteklediniz. Peki, bunca desteğinize rağmen bu sistem size değer verip size ve değerlerinize saygı gösterdi mi? Elbetteki “hayır” diyorsunuz.

Sizler, bu Allah düşmanı zorba sisteme oy vererek destek oldunuz, bu sistem sizin neslinizi ve kültürünüzü bozdu, ateist, dinsiz, saygısız, ahlaki değerlerden yoksun bir nesil yetiştirdi. Oy verip seçtiğinizin kişiler, sizin desteklerinizle gidip cahiliye dönemindeki gibi putlara taptılar, kendileri boğazlarına kadar şirke girdikleri gibi sizleri de onları destekleyen müşrikler yaptılar.

Ey Anadolu halkı, desteklediğiniz bu küfür sistemi, sizi birbirinize kırdırdı, kendi ürettiği PKK terör örgütünü bahane ederek Kürt halkını katletti, Kürt Türk demeden filiz gibi çocuklarınızı birbirlerine vurdurttu. Kan içmeye alışan bu sinsi düşmanınız Kemalist zorbalık, işgal günlerinden bugüne kadar hep sizlerin kanları ile beslendi.

Bu sistem, Çerkez Ethem, Çapaoğlu İbrahim, Şeyh Sait gibi yiğitleri ve etraflarındaki kişileri, genç yaşlı, kadın çocuk demeden öldürdü, üçbeş kişiyi bahane ederek Dersim halkını, çoluk çocuk, kadın kız, genç yaşlı demeden katletti. İskilipli Hoca ve binlerce Müslümanı, cinayet mahkemeleri eliyle astırdı, Kubilay adındaki bir genci kullanıp onu bahane ederek binlerce Müslümanı katletti.

Bu kanlı çete sistemi, Maraş’ta, Çorum’da mezhep kavgası çıkartarak sizi birbirinize kırdırttı, sağ sol çatışması çıkartarak binlerce genci birbirine öldürttü. Cinayet şebekeleri ile Güngör Fidan gibi Müslüman önderleri, Kürt iş adamlarını katlettirdi. İrtica, komünist, ülkücü olarak damgaladığı binlerce genç insanı zindanlarında katletti.

Kana doymayan bu kan içici sistem, dökecek kan bulamayınca, Eşref Bitlis vb. gibi kendi üst düzey askerlerini öldürdü. Her on yılda bir kanlı ihtilallerle sizlere silah doğrulttu, zindanlarına birçoğunuzu attırdı.

Sizler, bu küfür sistemine vergi verdiniz, küfrün Dar’ün Nedvesi olan meclislerine milletvekili diye gönderdiğiniz kişiler, sizlerin ödediği vergilerle saltanat sürdü, sürmektedirler. Sizlere %3’lük maaş zammını çok gören bu adamlar, kendilerine ve o mecliste daha önce bulunanlara %100 zam yapmaktan utanmamışlardır. Sizleri aldatmak için birbirlerine karşı imiş gibi bir tavır sergileyen bu utanmazlar sürüsü, kendi çıkarları sözkonusu olduğunda sarmaş dolaş oluyor, birbirlerine espri yapıyor, kahkahalar atarak sizin halinizle dalga geçiyorlar.

Ey Anadolu halkı, şu ahmakların söyledikleri tekerlemeleri bırakıp aklınızı başınıza alınız. Hani bazı ahmakların, Türk ya da Kürt milliyetçiliği adına, dindarlık, solculuk ya da başka kaygılarla söyledikleri “Şu parti gelmezse öbür parti gelecek, memleketi onlar idare edecek” sözlere aldanmayın. Sizler de gördünüz ve görüyorsunuz ki, küfür sistemini hangi kâfir, müşrik, fasık ya da münafık idare ederse etsin sonuçta onlar, önce kendi çıkarlarını düşünürler, sonra onların hiçbirinin diğerinden bir farkı yoktur.

Bakın bu zorba sistemi idare edenlere, dışarıda birbirlerine sözüm ona düşman olanlar, o küfür meclislerinde kol kola yan yana ve iç içedirler. Bakın şu örnekleri iyi değerlendirin.

CHP(Cahiller Hizip Partisi)nin başında solcu ateist bir kâfir olan Ecevit bulunuyordu, MSP(Münafık Sapıklar Partisi)nin başında da İslamcı münafık Erbakan bulunuyordu ve bu kâfir ve münafıklar 1974 yılında birleşip koalisyon kurdular.

Mason olan Demirel, münafık Erbakan, fasık Türkeş ve ateist Fevzioğlu, 1975’te Milliyetçi Cephe hükümeti kurdular. Sözüm ona dört tane ayrı sıfatta kişi, tek bir hükümet kurdular. Çünkü bunlar farklı kişiler değil, aynı sıfatı taşıyan putperest Allah düşmanı kâfirlerdir.

Amerikan vatandaşı ve Yahudi Tansu Çiller, İslamcı münafık Erbakan ile 1996 yılında hükümet kurdu. Milliyetçi Bahçeli, solcu ateist Ecevit ve fasık Yılmaz 1999 yılında hükümet kurdular.

Putperest Erdoğan’ın milletvekili seçilmesi, onun demokrat dindaşı ateist Baykal sayesinde olmuştur. Kısacası, ateist Kemalist sistemi yönetenlerin adları, sıfatları ayrı da olsa, hepsi, demokratik dine mensup kimselerdir ve hiçbiri Müslüman değildir. Bunlar, önce din edindikleri Kemalist demokratik dini düşünür ve hepsi de ilah edindikleri M. Kemal adındaki emperyalizmin yerli işbirlikçisine taparlar, ona her vesile ile ibadet ederler.

Bu nedenle bu ateist, müşrik, münafık ve fasıkların biri diğerinden farklı değil, birine verdiğiniz oy diğerine verilmiş gibidir ve bunlar küfür üzere devleti idare ederler, ilahlık taslayarak kanun çıkarırlar ve sizi de, kendi ilahlıklarını kabul etmeye ve o kanunları tasdike çağırıp şirke ve küfre girmenize neden olurlar.

Ey Anadolu halkı, bu zorba ve ateist Kemalist sistem, ilk işgal günlerinden bugüne kadar sizleri huzurlu kılmamış, mutlu etmemiş; sizin sürekli üzülmenize, gözyaşı dökmenize neden olmuşlardır. Dünya hayatında sizi huzursuz edip size acı ve gözyaşından başka bir şey vermeyen bu dinsiz ateist sistem, eğer siz ondan yüzçevirip yüce Allah’a tevbe ederek dönmezseniz, ahiret hayatında da ebediyen cehennemde acı çekmenize ve yanmanıza sebep olacaktır.

Ey Anadolu halkı, düşünün bir kere siz yüce Allah’a iman ettiğinizi söyleyip Arap cahiliye dönemi putperestliğini kınıyorsunuz. Oysa oy verdiğiniz kimseler, o kınadığınız cahili Araplardan çok daha ilkel ve bağnaz bir şekilde emperyalizmin ajanı M. Kemal’in putları önünde ibadete duruyor ve kendilerini duymayan o kişiye seslenerek dua edip ona sözler veriyorlar.

İlkel toplumlarda bile yapılmayan bu ilkel tapınmalara ve bu yolla yüce Allah’a koşulan şirk ve küfürlere siz de ortak oluyorsunuz. Peki, hani sizler Müslüman olduğunuzu iddia ediyordunuz. O halde neden cahiliye putperestlerinin küfür ve şirklerine ortak oluyorsunuz. Yüce Allah’ın şirki affetmediğini ve müşriklerin yaptıkları bütün amellerinin boşa gittiğini bilmiyor musunuz? Neden kendi ellerinizle kendinizi ateşe ve ebedi azaba atıyorsunuz?

Ey Anadolu halkı, gelin bu zulüm düzenlerine destek verip şirke ve küfre girmekten ve kendi ellerinizle kendinizi ebedi azaba atmaktan kurtarınız. Gelin, yüce Allah’ın sizden istediği şekilde hareket edip tağut olan bu zorba sistemi reddedip Rabb’inize gereği gibi iman edip Müslüman olunuz. Rabb’iniz yüce Allah (cc) sizi, tağutu reddetmeye ve öylece iman etmeye çağırıyor, Rabb’inizin davetine icabet edin.

“Dinde zorlama yoktur. Doğruluk, sapıklıktan seçilip belli olmuştur. Kim tağutu reddedip Allah’a inanırsa, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allâh işitendir, bilendir.” (Bakara, 256)

Evet, ya tağutu reddedip kopmak bilmeyen Tevhid ipine sarılıp yüce Allah’a gereği gibi iman edersiniz ya da tağuta oy verip destek olmaya devam eder ve böylece Rabb’inize şirk koşarak şirke ve küfre girersiniz.

Ey Anadolu halkı, seçim sizin ya Tevhid ve iman ya şirk ve küfür; ya yüce Allah’ı razı eder tağutu reddedersiniz ya da tağuta iman ve itaat edip Rabb’iniz yüce Allah’a şirk koşmaya devam edersiniz. Bunun orta yolu yok, ya Müslüman ya müşrik olursunuz ve bu seçiminiz sonucunda size verileceklere razı olursunuz.

“Bu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine varan bir yol tutar.” (Müzzemmil, 19)

 

Ramazan Yılmaz: 2011.12.26

Tarafından yazılmıştır
Dada fazla: admin

Halife ve Yüksek İslâmi Şura Seçimi

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم Halife ve Yüksek İslâmi Şura Seçimi Giriş Demokrasiden...
Daha fazla oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir