Felak Suresi

İnsanlığın kurtuluşu, beşerî tağuti sistemlerin karanlıklarından İslâm’ın aydınlığına sığınmaktır
İnsanın yeryüzüne gönderilişi ile başlayan Hak-batıl mücadelesi, günümüze kadar bütün şiddetiyle sürmüş, hızından hiçbir şey kaybetmeden halen de devam etmektedir. Hak-batıl mücadelesinde her iki taraf kendi inandıkları metotlarıyla mücadelelerini sürdürmüşler, kendilerine tabi olanları, koydukları kurallara göre şekillendirmeye çalışmışlardır.
Hakk’ın temsilcileri, iman ettikleri Tevhidi ilkeler doğrultusunda Rab’lerinin bildirdiği ilahi mesajın belirlediği metoda uygun bir şekilde mücadelelerini sürdürmüşlerdir. Onlar, ne istediklerini açıkça ortaya koymuşlar, insanların bu ilahi mesaja iman etmelerini istemişlerdir. Batılın taraftarları ise, Hakk’ı getiren elçilere karşı sürekli bir şekilde yalanlar üreterek, iftira ve karalamalarda bulunarak mücadelelerini sürdürmüşler, insanları korkuya dayalı bir yöntemle kendilerine inandırmaya çalışmışlardır.
Batılın, dalalet ve sapıklığın başı olan İblis (aleyhillane), ilk insan Hz. Âdem (as)’a karşı takındığı kin ve düşmanlık neticesinde insanları Allah yolundan saptıracağına yemin etmiş, mücadelesini de bu kin ve düşmanlık doğrultusunda ortaya koymuştur.
“(İblis) dedi ki: ‘Rabb’im, beni saptırmandan dolayı, andolsun onlar için yeryüzünü cazip kılacağım ve andolsun onların hepsini saptıracağım.” (Hicr, 39)
“Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın!” (A’raf, 17)
İblis’in, saptırıcı sıfatı ile şeytanın temsilcileri, beşerî tağuti sistemler, diktatörler ve bu sistem ve diktatörlerin emrindeki Samiri soylu bel’amlardır. Yüce Allah (cc), şeytanın dostları olan tağuti sistemlerle savaşılmasını emretmektedir.
“İman eden kimseler, Allah yolunda savaşırlar ve kâfir kimseler de tağut yolunda savaşırlar; o halde şeytanın dostlarıyla savaşın, şüphesiz şeytanın düzeni zayıftır.” (Nisa, 76)
İblis ve onun insan cinsinden dost ve yardımcıları, insanları Allah yolundan çevirmek ve saptırmak için her yolu denemişler, insanları Hak yoldan döndürmek için çeşitli metotlara başvurmuşlardır. Bu metotlardan biri de hiç kuşkusuzdur ki, Kur’ani kavramların anlamlarını değiştirmek ve asıl manaları dışında anlamlar yüklemeleri olmuştur.
Felak ve Nas sureleri de İblis ve yardımcılarının çarpıtmalarından nasibini almış, surelerdeki ayetler, asıl anlamlarıyla hiçbir ilgisi bulunmayan, Kur’an gerçeğiyle taban tabana zıt bir şekilde yorumlanmıştır. Korkuya dayalı bir din anlayışını öne çıkaran bu çarpıtmacı anlayış, kendi karanlık dünyalarını Kur’an’a mal etmeye çalışmışlardır.
Kavramların çarpıtılmasına bir örnek Felak kavramı
Kimi meal ve tefsirlerde, Felak suresinin bu ilk ayeti için yapılan “De ki: ‘Sığınırım ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabb’e” gibi açıklamaların, Kur’an mantığı ve anlayışı ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Ayetler konusunda yapılan bu açıklamalar, Kur’an’ın vermek istediği mesajın tam zıddı anlamlar içermektedirler.
“De ki: ‘Sığınırım Felak’ın//şafağın/aydınlığın Rabb’ine” ayetinde, karanlık ve sabah ifadesi geçmemekte, şafağın ortaya çıkıp aydınlığın geldiği anlatılmaktadır. Aydınlığın ortaya çıkması, karanlığın gitmesini çağrıştırabilir, ancak bu surede ifade edilen gece karanlığı değildir. Çünkü ayetteki “Felak” ifadesi, gündüzün aydınlığını ya da ışığın aydınlattığı bir aydınlık anlamına gelmemektedir.
“Felak” kelimesi, aydınlığın ortaya çıkmasını ifade ettiği gibi başlatmak, yarmak, şafak gibi anlamlara da gelmektedir. “Felak” şafak/aydınlık anlamında bu surede mecazi olarak kullanılmıştır. Nitekim bu aydınlığın ortaya çıkması Fecr suresinde de ifade edilmiş ve “Andolsun fecre” denilmişti.
“Felak” ifadesi, aydınlığın ortaya çıkması ile karanlıkların kaybolacağını belirtmekte, surenin devam eden ayetlerinde aydınlığın ne olduğu daha net olarak açıklanmakta, insanlardan, kötülük yumağı haline gelen bazı kişi ve sistemlerin şer ve kötülüklerinden, aydınlığın Rabb’i olan yüce Allah’a sığınmaları istenmektedir.
“Felak” Allah’ın arzında hayatı zulüm ve baskı ile karartan beşerî sistemlerin karanlıklarından çıkarak yüce Allah’ın insanlığa gönderdiği hidayetin aydınlığına ulaşmaktır. Felak ifadesi ile insanlara, kurtuluşun yolu ve adresi gösterilmektedir.
Gece, insanlar için şer değil, huzur ve dinlenme zamanıdır
Yüce Allah tarafından, insanların huzur bulmaları için yaratılan gecenin, Rabb’inin emrine aykırı hareket ederek insanlar için şer olması hiçbir şekilde mümkün değildir. Aksine hareketi, gecenin Rabb’ine isyan etmesi demektir ki, insan dışında Rab’lerine isyan eden hiçbir varlık yoktur.
Kimi meal ve tefsirlerde “Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden” ifadesi hatalı ve yanlıştır. “Çöktüğü zaman karanlığın şerrinden” ifadesi geceyi anlatmamaktadır. Bunun gece olduğunu iddia etmek, (hâşâ) Kur’an’da çelişki olduğu kanaatini oluşturmaktır ki bu, büyük bir sorumsuzluk, yüce Allah’ın Kitabı’na iftira etmek

Tarafından yazılmıştır
Dada fazla: Ramazan Yılmaz

KATİL İSRAİL, DESTEKÇİSİ KEMALİST SİSTEM VE AKP'DİR

Bugün Ortadoğu’da İsrail, halkında Müslüman bulunan halklar içerisine, emperyalist güçlerin destek ve...
Daha fazla oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir