EVRENSEL VE ÇAĞLARÜSTÜ KUR’AN’DA SERTLİK YUMUŞAKLIK KONUSU

EVRENSEL VE ÇAĞLARÜSTÜ KUR’AN’DA SERTLİK YUMUŞAKLIK KONUSU

Ocak 29, 2022 0 Yazar: Ramazan Yılmaz

MÜSLÜMANLARIN, İNSANLARA KARŞI TUTUM VE TAVIRLARI

Yüce Allah (cc), evrensel ve çağlarüstü Kitabı Kur’an’da, Zat’ına iman edilmesinden, Kendisine kulluk edilmesine, Tevhidi esasların insanlara ulaştırılmasından bireysel ve toplumsal ilişkilere, devletin yönetilmesinden devletlerarası ilişkilere kadar her şeyi örnekleri ile beraber apaçık bir şekilde bildirmiş, buna göre hareket edilmesini iman edenlerden istemiştir.
“Rabb’inizden size indirilen şeye tâbi olun ve O’ndan başka velilere tâbi olmayın, ne kadar az düşünüyorsunuz!” (A’raf, 3)
“Şüphesiz bu, Benim dosdoğru yolumdur, ona tâbi olun, başka yollara tâbi olmayın ki, böylece sizi O’nun yolundan ayırmasın! Bu size, O’nun tavsiyesidir, ta ki korunasınız.” (En’am, 153)
Kur’anî esaslara gerçekten iman edenlerin, kendilerine bildirilen esaslardan hareket etmeleri imanî bir zorunluluktur. Çünkü aksine hareket insanı, iman ettiği esaslardan saptırıp dalalete sürükler.
“Mü’min erkek ve Mü’min kadın için mümkün değildir ki Allah ve Rasulü, bir işe hüküm verdiğinde onlar, o işi kendilerine göre seçmiş olsunlar, kim Allah’a ve Rasulü’ne isyan ederse artık gerçekten apaçık bir sapıklıkla dalalete düşmüştür.” (Ahzab, 36)
“Ve kim, Hidayet kendisine açıklanır da sonradan Rasul’e muhalefet eder ve Mü’minlerin yolundan başkasına tâbi olursa, döndüğü yola onu yöneltiriz ve cehenneme atarız; ne kötü bir sonuçtur!” (Nisa, 115)
Bu ilahi hükümler, Mü’minlerin, -hangi konuda olursa olsun- iman ettikleri esasların dışında hareket etmelerini, kesin bir şekilde yasaklamaktadır.
Tevhidi esasları ortaya koymak, bu esasların belirlediği ölçüler içerisinde hareket etmek imanî bir hassasiyettir. Yüce Allah’a, O’nun Kitabı’na gerçekten iman edenler, her konu ve durumda, Kur’anî hükümlerden hareket etmekle mükelleftirler.
Yüce Allah (cc), Tevhidi esasların insanlara ulaştırılmasında davetçilerin, nasıl bir tavır ortaya koyacaklarını, kime karşı nasıl bir tutum takınacaklarını apaçık bir şekilde bildirmiştir. İman edenlere düşen sorumluluk, bildirilen bu hükümlere -hiçbir şey katmadan- aynen uymalarıdır. Bunun dışındaki her düşünce, söz ve hareket, kişiyi Rabb’inin hükmüne aykırı harekete sevk eder. İblis gibi Rabb’ine isyana sürükler, lanetlenmesine neden olur.
İnsanları Tevhidi esaslara davette izlenecek metot
Yüce Allah (cc), Kur’an’ı inzal etmiş, Hakk’ı ve batılı açıklamış, insanların neyi, nasıl, neye göre ve ne şekilde yapacaklarını, nasıl hareket edeceklerini belirlemiş, doğru ve yanlışı ortaya koymuştur. Yüce Allah (cc), kimin doğru, kimin yanlış yaptığını Kur’an’a göre belirleyecek ve hesabını soracaktır.
Müslümanlar, her konuda olduğu gibi insanların, Tevhidi esaslara davet edilmesinde de iman ettikleri Kur’anî hükümlere göre hareket ederler. Yüce Allah (cc), bu konuda rasullerinin Tevhidi esaslara davet metotlarını örnek vermiş, buna uyulmasını emretmiştir.
Yüce Allah (cc), insanlara Tevhidi esasların nasıl anlatılacağını, bu esasları kabul etmeyenlere karşı nasıl bir tutum takınılacağını, inkârcılara nasıl hitap edilmesi gerektiğini, rasullerin örnekliklerini vererek apaçık bir şekilde bildirmiştir.
Kur’an’da, Müslümanların birbirlerine, yüce Allah’a iman etmeyenlere, iman etmedikleri halde saldırgan bir tutum takınanlara, Hakk’ı batılla karıştırıp gerçekleri gizleyenlere, ikiyüzlü bir tutum takınarak Tevhidi esasları, İslâmî hükümleri işlerine geldiği gibi kullanan münafıklara karşı takınılacak tavır, bunlara söylenecek sözler farklı farklıdır.
Müslümanlara karşı şefkatli olmak
Kur’an, Müslümanların, birbirlerine karşı yumuşak davranmasını emretmiş, birbirlerini koruyup kollamaları konusunda tavsiyelerde bulunmuş, Rasulullah (as) ve beraberindeki Müslümanlardan örnekler vermiştir.
“Muhammed Allah’ın Rasulü’dür; onunla beraber olan kimseler, kâfirlere karşı şiddetli, kendileri arasında merhametlidirler…” (Fetih, 29)
“Ey iman eden kimseler, sizden kim dininden dönerse, artık yakında Allah bir toplum getirecektir ki, onları sever, onlar da O’nu severler; Mü’minlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı izzetlidirler; Allah yolunda cihad ederler, kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın lütfudur, onu dileyen kimseye verir; Allah, bol verendir, Bilen’dir.” (Maide, 54)
Müslümanlar, kardeşlerini her zaman ve her yerde korurlar, onları savunurlar. Bu onların, Rab’lerine gerçekten iman etmelerinin gereğidir. Yüce Allah (cc), bu konuda Hz. İbrahim (as)’ı örnek vermektedir.
Hz. Lut (as)’ın kavmini helak etmeye giden meleklere, “Orada Lut var” diyerek tepki göstererek Hz. Lut (as)’ı korumaya çalışmış, ancak melekler, Hz. Lut (as)’ın kurtarılacağını söyleyerek o nu rahatlatmışlardır.
“Ne zaman ki İbrahim’den şaşkınlık gitti ve ona müjde geldi, Lut kavmi hakkında bizimle tartışmaya başladı. Doğrusu İbrahim, gerçekten halim, içliydi, (Bize) yönelendi!” (Hud, 74-76)
Müslümanlar, kardeşlerini savunma hususunda gerekirse gözlerini kırpmadan kendilerini tehlikeye bile atarlar. Yüce Allah (cc), Hz. Musa (as)’ı savunan Mü’min kimseyi örnek vermektedir.