Tevhidi Mücadele

Risalet Tarihinde Tevhidi Mücadele’de yalnızca vahiyle hareket edilmiştir
Yüce Allah (cc), Tevhidi mücadelenin nasıl yapılacağını, ne kadar sürmesi gerektiğini, bu uğurda yapılması gereken fedakârlıkları Kur’an’da bütün yönleri ile açıklamıştır. Tevhidi mücadelede ilk ve en önemli esas, yalnızca vahiyle hareket etmektir.
Risalet tarihi boyunca tüm rasuller, kendilerine indirilen vahyi esaslardan hareket ederek insanları, Tevhidi esaslara davet etmişler, onların, yüce Allah’ı Bir’lemelerini, Uluhiyet, Rububiyet ve Meliklik konusunda şirk koşmadan yüce Allah’a iman etmelerini istemişlerdir.
Hz. Nuh (as)’ın kavmini davet ettiği esaslar, tüm rasuller ve onların izini takip eden Tevhid erleri tarafından tarihsel sürecin tüm dönemlerinde aynen tekrarlanmıştır.
“Andolsun Nuh’u kavmine gönderdik, sonra dedi ki: ‘Ey kavmim, Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka bir ilahınız yoktur; doğrusu ben, üzerinize büyük bir günün azabından korkuyorum.” (A’raf, 59)
Tevhidi esaslara davet, Risalet önderlerinin izini takip eden Tevhid erlerinin de yaşadıkları dönemlerde aynen devam etmiş, onlar da rasullerin kendilerine bıraktıkları vahyi esaslardan hareket ederek kavimlerini, Uluhiyet, Rububiyet ve Meliklik konusunda yüce Allah’a şirk koşmadan iman etmeye davet etmişlerdir.
Yüce Allah (cc), Hz. Nuh (as)’dan sonra tüm rasulleri aynı şeriat üzere sabit kılmış ve onu, Hz. Muhammed (as) ile noktalamış, Kıyamete kadar gelecek iman edenlerden de bunu aynen ikame etmelerini istemiş ve bunda ayrılığa düşülmemesini emretmiştir.
“Nuh’a, onunla tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya onunla tavsiye ettiği şeyleri, dinde sizin için şeriat yaptı. Muhakkak dini ikame edin ve onda ayrılığa düşmeyin…” (Şura, 13)
Günümüzde Tevhidi mücadele, ancak Risalet önderleri ve Tevhid erleri gibi vahiyle yapılması halinde Kur’anî esaslara ve yüce Allah’ın rızasına uygun olabilir. Bunun dışında “onda ayrılığa düşmeyin” hükmü ile dinde her söylem ve hareket kesinlikle yasaklanmış, tefrikaya düşenlerin, müşrikler oldukları bildirilmiştir.
“O’na yönelin ve O’ndan korkun, namazı kılın ve müşriklerden olmayın. O kimseler, dinlerinde tefrikaya düştüler ve grup grup oldular; her hizip yanında olan şeylerle sevinmektedir.” (Rum, 32)
İman edenlerin, Tevhidi mücadeleyi günümüzde Risalet önderlerinin izinden giderek insanlara duyurmaları ancak Kur’anî esasları temel ilke edinerek Hanif din üzerinde hareket etmeleri ile mümkün olabilir.
Tevhidi mücadele, uzun soluklu, bedel isteyen, kesintisiz süren bir mücadeledir
Tevhidi esaslara gerçekten iman etmiş, duygularının esaretinden kurtulmuş, Rab’lerini razı etmeyi hayatlarının gayesi edinmiş Müslümanlar tarafından ortaya konulan Tevhidi mücadele, elbette ki geçici bir hevesle, oturularak yapılan, hiçbir sıkıntı vermeyen bir mücadele değildir. Yüce Allah (cc), Tevhidi mücadelenin nasıl sürdürüleceği konusunda rasullerini örnek olarak vermekte, onların örnek alınmalarını istemektedir.
“Rasullerin haberlerinden sana her şeyi anlatıyoruz; onda, senin kalbini sağlamlaştıracak şeyler vardır. Sana, bunun içerisinde Hak, nasihat ve Mü’minler için öğüt/zikir geldi.” (Hud, 120)
Risalet önderlerinin örnek mücadelelerine bakıldığında Tevhidi mücadelenin nasıl yapılacağı çok açık bir şekilde görülmektedir.
Tevhidi mücadele, Hz. İbrahim (as)’ın en güzel örnekliğinde görüldüğü üzere apaçık bir şekilde, net ve kesin çizgilerle ortaya konulan bir mücadeledir.
“Gerçekten sizin için İbrahim’de ve onun beraberindeki kimselerde güzel bir örnek vardır; o zaman kavimlerine dediler ki: ‘Şüphesiz biz, sizden ve Allah’tan başka itaat ettiğiniz şeylerden uzağız, sizi tanımıyoruz. O Bir olan Allah’a iman edinceye kadar sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret ortaya çıkmıştır…” (Mümtehine, 4)
Tevhidi mücadele, Hz. İbrahim (as) ve Ashab-ı Uhdud davetçilerinde apaçık örnekleri görüldüğü üzere bedel ödenen bir mücadeledir.
“Nihayet kavminin (İbrahim’e) cevabı: ‘Onu öldürün yahut onu yakın’ demelerinden başka olmadı, fakat Allah, onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda, iman edenler toplumu için ayetler vardır.” (Ankebut, 24)
Tevhidi mücadele, Hz. Musa (as)’ın örnek mücadelesinde görüldüğü üzere en dikta zalimlere karşı onurlu bir dik duruş gerektiren bir mücadeledir.
“Musa dedi ki: ‘Ey Fir’avn, muhakkak ki ben, âlemlerin Rabb’inden bir Rasul’üm!” (A’raf, 104)
Tevhidi mücadele, Hz. Muhammed (as)’ın en güzel örnekliğinde olduğu üzere, insanın canı da dahil tüm değerlerini bu uğurda ortaya koyduğu bir mücadeledir.
Hz. Muhammed (as) ve beraberindeki Müslümanlar, canları dahil bütün değerlerini ortaya koyarak mücadelelerini sürdürmüşler, bu uğurda kimileri şehit edilirlerken kimileri de yurtlarını terk etmek zorunda bırakılmışlardı.
“Bir zaman inkâr eden kimseler, seni sabote etmek (durdurmak) ya da seni öldürmek veyahut seni (yurdundan) çıkarmak için plan yapıyorlardı. Onlar plan yaparlarken Allah da plan yapıyordu ve Allah, plan yapanların en iyisidir.” (Enfal, 30)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*