Hümeze Suresi

Materyalistler, her değeri madde ile ölçen inançsız kimselerdir
Materyalizm, hayatı, olayları, eşyayı, hatta inancı bile maddeci mantıkla değerlendirir. Materyalistin değer yargısı, bakış açısı, ölçüsü yalnızca maddidir. Bu nedenle materyalistlerin ilahı, değer verip uğrunda her şeyi yapmayı meşru gördükleri maddedir.
Maddeyi ilahlaştıran materyalistler, beş duyu organları ile algılayamadıkları bir şeye inanmazlar. Bu durumları bile çelişkilerle dolu materyalistler, örneğin, ruhu görmedikleri halde insanın bir ruh taşıdığını söylerler.
Düşünmekten adeta korkan materyalistler, Kâinatta var olan nice ayetleri gördükleri halde üzerinde düşünmezler. Düşünmek, aklın harekete geçmesi ile gerçekleştiğinden materyalistler, akıllarını çevirim dışı bıraktıkları için düşünme faziletinden yoksundurlar.
Materyalistlerin en düşük ve zavallı olanları ise, tağuttan izin alarak İslâm adına açtıkları şirk ve küfür yuvaları vakıf ve derneklerde yuvalanan ve Kur’an okuduklarını iddia edip din adına konuşan Samiri soylu bel’amlardır. Bunlar, Kur’an’ı kendi sülfi arzularını tatmin etmek için okur, Hakk’ı batıl ile karıştırıp insanları Allah yolundan alıkoyarlar.
Günümüzde materyalist mantıkla hareket eden kimseler, yüce Allah’ın Kur’an’da apaçık bir şekilde bildirdiği gerçekleri inkâr ederler. Bu nedenle materyalistler, Şakkul Kamer başta olmak üzere Hz. İbrahim (as)’ı ateşin yakmaması, Hz. Salih (as)’ın Deve, Hz. Musa (as)’ın denizi yarma, Hz. Meryem’in babasız çocuk doğurması, Hz. İsa (as)’ın çocuk iken konuşması, ölüleri diriltmesi, Hz. Muhammed (as)’ın Miraç vb. mucizeleri ile Hz. Süleyman (as)’ın Belkıs’ın tahtını çok uzak bir yerde göz açıp kapatıncaya kadar yanında görmesini, iman ettikleri materyalist mantıkları almadığı, yüce Allah’ı hakkıyla tanıyıp O’na iman etmedikleri, akli yeterliliğe sahip olmadıkları için inkâr ederler.
Akıl nimetini devre dışı bırakan Samiri soylu bel’amlar, Tevhidi esaslara iman etmediklerinden ilahi mesajı, materyalist kirlilikle kronikleşmiş beyinleri ile anlamaktan yoksundurlar. Bunlar, Kur’an’daki tüm mucizeleri inkâr etmeleri yanında bunlardan kimileri, yüce Allah’ın gaybı (haşa) bilmediğini, kimileri Hz. Âdem (as) ve Hz. İsa (as)’ın babalarının olduğunu ve daha nice şirk ve küfür kokan iddialar ileri sürerler.
Tarihi süreçte, Tevhidi esasları inkâr eden, değer yargılarını ilah edindikleri maddeye göre oluşturan diğer bir grup materyalistler ise, mal ve sermaye sahipleridir. Sahip oldukları maddi güce dayanıp kendilerini toplumun üzerinde görenler, yüce Allah’ın gönderdiği Risalet önderlerini, getirdikleri ilahi mesajı hep bu değer yargıları ile reddetmişlerdir.
“Bir ülkeye bir uyarıcı göndermiş olmayalım ki, oranın varlıklı kimseleri: ‘Şüphesiz biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr ediyoruz’ demesinler. Ve dediler ki: ‘Biz malca ve evlatça daha çoğuz, biz azaba uğratılacaklar değiliz.” (Sebe, 34-35)
Üstünlüğü maddede gören materyalistler, kendilerine bilgi ve mal veren Rab’lerini unutmuşlar, O’nun tarafından gönderilen elçileri tanımamışlar, mallarıyla azgınlaşarak O’na şirk koşmuşlardır. Maddeyi ölçü edinip ilahlaştıran materyalistler, Tevhidi esaslara iman edenleri de küçümsemişler, onları hor görmüşlerdir.
“Nihayet kavminden ileri gelen inkârcı kimseler dedi ki: ‘Seni, bizim gibi bir insandan başka görmüyoruz ve kendileri bedevi görüşlü olan bizim rezil kimseler dışında sana tâbi olanı da görmüyoruz; sizin, bizim üzerimizde bir faziletinizi de görmüyoruz, aksine zannediyoruz ki siz yalancılarsınız.” (Hud, 27)
Mallarıyla şımarıp azgınlaşan varlık sahipleri, maddi güçlerini kullanarak yeryüzünde bozgunculuk yapmışlar, insanlara zulmetmişler, böbürlenerek Hakk’ı inkâr etmişlerdir. Yüce Allah (cc), elçileri vasıtasıyla insanları, bu bozguncu materyalistlere uymaktan men etmiştir.
“Haddi aşanların emrine tabi olmayın, o kimseler, yeryüzünde fesat çıkarır ve ıslah etmezler.” (Şuara, 151-152)
İnsanlarla alay etmek, kâfir, müşrik ve münafıkların vasfıdır
Surenin Açıklaması
1- İftira ederek karalayan, ayıplayıp kusur arayan herkese yazıklar olsun!
Mal ve sermayeleri yüzünden iman etmenin hazzından mahrum olanlar, kendilerini diğer insanlardan üstün görür, maddi varlık olarak zayıf olan insanları beğenmezler. Onlar, varlıkları ile böbürlenerek kendilerinden zayıf gördükleri insanları her vesile ile kınarlar, onların aleyhlerinde konuşurlar ve onlarla alay ederler.
“Şüphesiz, suç işleyen kimseler, iman eden kimselere gülerlerdi ve yanından geçtikleri zaman birbirlerine kaş göz ederlerdi ve yakınlarına döndükleri zaman neşeli dönerlerdi.” (Mutaffifin, 29-31)
Kendilerini üstün, yoksulları hor görüp küçümseyen materyalist kâfir ve müşrikler, iman edenlere yaptıklarını, kendi azgın yakınlarına anlatarak eğlenirler. Oysa asıl üstünlük malda değil, yüce Allah’ı gereği gibi tanıyıp O’na kulluk yapmakta ve Ahiret hayatında üstün olmaktadır
“Bak, onları nasıl kimini kiminden üstün yaptık, elbette Ahiret, dereceler bakımından daha büyüktür ve üstünlük bakımından da daha büyüktür.” (İsra, 21)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir