Kıyamet Suresi

Rab’lerine hesap verecekleri duygusu ile yaşayanlar, kurtulabilirler
İnsan, yaratılışta ve sonradan gönderilen ilahi vahiy yoluyla kendisine yüklenilen mükellefiyeti gereği gibi düşünen, konuşan, hareket eden biri olması nedeniyle sorumluluk taşıyan bir varlıktır. Sorumluluk bilinciyle yaşayan, yaptıklarının hesabını vereceğini bilerek istikrarlı bir hayat süren kimse, huzurlu ve mutlu olur, geleceğe umutla bakabilir. İşte böyle kimseler Ahirette kurtuluşa ererler, orada da mutlu olurlar.
Heva ve hevesini ölçü edinen, yaratılış gayesini, sorumluluk duygusunu unutan, yaptıklarının hesabını vereceğini düşünmeyen, dünya hayatını önceleyen kimse, dünyada huzursuz ve mutsuz olur, Ahirette ziyana uğrar, cehennem azabına müstahak olur.
İnkâr, sadece var olan gerçekleri yalanlamak ve kabullenmemek değildir; inkâr, aynı zamanda var olan gerçekleri önemsememek, yaşamın dışına itmek, ikinci plana atmaktır. Bu nedenle yaşamlarını vahyi esaslara göre düzenlemeyen, bu esasları önceleyip dünyevi tüm değerlerinin üstünde tutmayanlar, bu gerçeklerin var olduğunu iddia etmiş olsalar bile, vahyi esasları inkâr edip kabul etmeyenler gibi inkârcıdırlar.
Vahyi esaslar doğrultusunda yaşamayanlar için ne varsa dünya hayatında vardır, onlar, ölmeyecekmiş gibi dünya hayatında zevk ve sefa içerisinde bir yaşam sürerler, Ahireti ve hesap vermeyi akıllarına bile getirmezler, getirmek istemezler.
Her şeyin bir başlangıcı olduğu gibi bir de sonu vardır. Bu kural, insan için de dünya için de geçerlidir ve her insan, er-geç ölecek, yaptıklarının hesabını tek tek verecektir. Hesap verme bilinci, insanı her zaman duyarlı ve ölçülü hareket etmeye sevk eder. Duyarlı ve sorumlu hareket edenin hata yapma ve yanılma payı, yaşamında çok az yer tutar ki bu, insan için dünya ve Ahirette bir başarı ve kurtuluştur.
Yaptıklarının hesabını vereceklerini düşünmeyenler, yaşamlarında ölçüsüz ve duyarsız olanlar, sürekli hata ve günah işleyerek kendilerini küçültürler ve günahlarının artması nedeniyle Ahiret hayatında ziyana uğrarlar.
Kıyamet suresi, yüce Allah’a hesap vereceğini unutan, sorumluluk bilincini yitiren insanın, dünya hayatında nasıl başıboş bir hayat sürdüğünü, davranış ve yaşayışında Ahireti inkâr ettiğini gözler önüne sermekte, Ahiretteki çırpınışını, çaresizliğini haber vermektedir.
Kıyamet suresi, sorumlulukları kendilerine bildirildiği halde bunu yerine getirmeyenlerin, Ahiret hayatında gerçeklerle yüzyüze geldiklerinde nasıl hayıflandıklarını, kendilerini nasıl kınadıklarını, pişmanlıklarını, zelil düşüşlerini ortaya koymakta, insanların böyle bir duruma düşmeden önce kendilerini düzeltmelerini istemektedir.
Bu sure, İslami gerçekleri kendi hevalarına uyduranları, dünya hayatında başıboş bir şekilde yaşamalarına rağmen hesap gününde mazeretler ileri sürmek için nasıl çırpındıklarını, ancak bu çırpınışlarının kendilerine hiçbir fayda sağlamadığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle, insan bu duruma düşmeden önce dünya hayatında iman ettiğini iddia ettiği vahyi esaslara uygun hareket etmeli, hata ve aşırılıklarını bu ölçü içerisinde gidermelidir. Aksi halde kıyamet günü hiçbir mazereti kendisine fayda vermeyecek ve hüsrana uğrayacaktır.
Sorumsuzca yaşayan birinin gerçekleri kabul etmesi oldukça zordur; bu kimse, -istese de istemese de- reddettiği gerçeklerle er-geç karşılaşacaktır. Ancak o zaman iş işten çoktan geçmiş olacak, geri dönüş ve yapılan hataların giderilmesi mümkün olamayacaktır.
Kıyamet suresi, sorumsuzca yaşayanlara Ahiretteki durumlarını anlatmakta, ölüm ve hesap verme gerçeğiyle yüzyüze gelinmeden önce vahyi ölçülere uygun hareket edilmesini istemektedir.
Surenin Açıklaması
1-2- Hayır, yemin ederim Kıyamet gününe ve hayır, yemin ederim kendini çok kınayan nefse.
Surelere yeminle başlamak, Mekki surelerin özelliklerinden birisidir; daha önceki birçok surede ifade edildiği üzere yemin, anlatılan konuya kuvvet kazandırmak ve müşriklere bir uyarıda bulunmak içindir. Yemin edilen konular ve objeler, surenin konusuyla çok yakından ilgili ve sureye adeta bir giriş niteliğindedir.
Yemin ederim Kıyamet gününe ve yemin ederim kendini kınayan nefse. Kıyamet gününde, tüm gerçekler ortaya çıktığında insan, dünyada yaptığı işlerin vahyi esaslarla uyuşmadığını, yüce Allah’ın rızasına uygun olmadığını, hevasını ölçü edindiğini apaçık bir şekilde görecektir. o zaman insan, kendi nefsini kınayacak, yaptıklarına pişman olacaktır
İnsanın, kıyamet günü nefsini kınamasının iki nedeni vardır; dünya hayatında vahyi gerçekleri inkâr etmesi ve vahyi esaslara iman ettiğini zannetmesine rağmen bu esaslara aykırı yaşaması, hevasını ölçü edindiği halde vahye uyduğunu zannederek hareket etmesidir.
Kur’an’ın, Şakkul Kamer inkârcılarına cevabı
Bu surede güneş ile Ay’ın, kıyamet saatinde bir araya geleceklerinin belirtilmesi, Kamer suresinde geçen ‘Şakkul kamer’ gerçeğini inkâr eden inkârcılara bir cevaptır. ‘Şakkul kamer’ inkârcılarına göre ayın yarılma mucizesi, Hz. Muhammed (as)’ın Rasul oluşunun bir mucizesi değil, kıyamet saatinde vuku bulacak bir olaydır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*