Karia Suresi

Dünya hayatının aldatıcı zevkine dalanlar, Rab’lerine kulluğu unuturlar
İnsanlar, dünya hayatının cazibesi, çekicilik ve güzelliği karşısında kimi zaman nefislerinin isteklerine karşı koymayarak, yaratılışlarının gayesi olan asıl görev ve sorumluluklarını unuturlar.

Dünyanın kendilerine sunduğu fırsat ve imkânları değerlendirme gayesi ile zevk, sefa içerisinde bir hayat sürmeye başlayanlar, dünya hayatının geçici zevkleri peşinde koşarlarken Rab’lerinin gönderdiği ilahi mesajın hükümlerini önemsemeyip görmezden gelirler.

İnsanlar, dünya hayatına neden geldiklerini, burada neler yapmaları gerektiğini, bu hayatın sonunda kendilerini nasıl bir akıbetin beklediğini hiç düşünmez, kulluk görev ve sorumluluklarını, Rab’lerinin kendilerinden istediği ölçüde yerine getirmezler. Böyle kimseler, hevalarını ilah edinip onun istekleri peşinde koşarlar, yaşadıkları aldatıcı hayat içerisinde Rab’lerinin emir ve yasaklarını dinlemezler.

Asıl gayelerini unutanlar, iki şekilde dünya hayatı içerisine dalar ve ondan bir türlü çıkmak istemez ya da çıkamazlar.

Birincisi, dünya hayatı insanları öyle bir sarar ki onlar, kendilerini adeta rüyada zanneder, bu rüyanın bitmesini istemezler. İçerisine daldıkları zevk ve sefanın, yanıltıcı ve aldatıcı hayatın bitmesini istemeyenler, bunun için gece gündüz demeden çalışır, çabalar, ilişki ve dostluklarını hep bu aldatıcı hayata göre belirlerler.

Zevk ve sefa içerisinde hayatlarını sürdürenler, öleceklerini, ahiret hayatını, hesap verme gibi konuları hiç düşünmez, düşünmek istemezler. Bunlar, içerisine daldıkları aldatıcı hayatın ebedi olmasını, hiç bitmemesini arzu eder, ahireti unuturlar, Rab’lerinden kendilerine gönderilen ilahi esasları görmek bile istemezler.

İkincisi, dünya hayatının kıskacına kapılan kimseler, içerisine daldıkları meşgaleler, uğraşılar, sıkıntı ve hırslar nedeniyle dünya hayatı tarafından adeta esir alınırlar. Bunlar, hayata başladıkları andan itibaren gecelerini gündüzlerine katarak çalışır dururlar, didinip çabalarlar. Mal biriktirme, daha iyi bir gelecek elde etme, rahat bir hayat sürme, toplumda belli bir statü kazanma adına ya da geçim derdi, çocuklarının geleceğini düşünme endişesi ile yaratılış amacını unuturlar.

Dünya hayatını gaye edinip kulluk görev ve sorumluluklarını unutanlar, zaman içerisinde Rab’lerinin emirlerine karşı kör ve sağır kesilirler. Bunlar, kendilerine Rab’lerinin ayetleri hatırlatıldığında kabul etmezler. Kur’an, bu nankör ve doyumsuz kişilerin, gereğince iman etmedikleri halde -utanmadan- Rab’lerinden daha fazla nasıl mal istediklerini bildirir.

“Bana bırak, tek olarak yarattığım kimseyi, ona, gittikçe artan mal verdim, gözönünde oğullar (verdim) ve ona yaydıkça yaydım, sonra elbette artırmamı umuyor. İyi bilin ki şüphesiz o, ayetlerimize direndi, yakında onu şiddetli bir şekilde yakalayacağım.” (Müddessir, 11-17)

Yüce Allah’ın hükümlerini, kulluk görev ve sorumluluklarını önemsemeyip ikinci plana atanlar, içerisine daldıkları sefih hayatlarının bir gün ansızın biteceğini, dünyada kazanıp sahip oldukları her şeyi bırakıp gideceklerini düşünmezler. O gün geldiğinde artık düşünmeleri onlara fayda vermeyecek, pişmanlık içerisinde yaptıklarına üzülecekler, ancak bu onları acıklı azaptan kurtaramayacaktır.

“Uğurlu arkadaşlar müstesna; cennetlerdedirler, soruyorlar günahkârlara: ‘Sizi ateşte tutan nedir? Dediler ki: ‘Biz namaz kılanlardan olmadık, yoksula yediren değildik ve biz, (boş) söze dalanlarla beraber dalardık, din (hesap) gününü yalanlıyorduk, nihayet ölüm bize geldi.” (Müddessir, 39-47)

İnsanlar, çevrelerinde cereyan eden olayları görmelerine, en yakınlarının ölümüne şahit olmalarına, birçoğunun evlerinde yüce Allah’ın Kitabı bulunmasına, gerçeğin farkında olmalarına rağmen bir türlü Rab’lerine yönelip tevbe ederek gereğince iman etmezler.

Kıyamet Saati, gaflet ve dalalet içerisine dalanlara Rab’lerinden şiddetli bir tokattır

İnsanlar, kendilerine bir gün ansızın ölüm geldiğinde sahip oldukları her şeyi dünyada bırakıp gideceklerini, yaptıklarının, sahip olduklarının hesabını vereceklerini bilmelerine rağmen gaflet, inat ve kibirlerinden dolayı Rab’lerine isyan eder, şirk ve küfür içerisinde yaşantılarını sürdürmeye devam ederler.

Karia suresi, gaflet ve dalalet içerisinde dünya hayatını gaye edinerek rehavete dalan, hevalarını ilahlaştırıp Rab’lerine şirk koşarak isyan edenlere, adeta bir şamar atmakta, onları daldıkları gaflet uykusundan uyandırmaktadır. Tıpkı oturduğu koltuğunda uyku ile uyanıklık arasında bulunan birisinin, beklemediği bir anda çok şiddetli bir yumruk yemesi misali, dünya hayatında zevk ve sefa içerisinde kendilerinden geçenler de Kıyamet Saati’nin başlaması ile korkunç bir sarsıntıyla sarsılacak, neye uğradıklarını anlamayacaklardır.

Bu öyle bir sarsıntı, öyle bir çalkantı ki, insanın aklını başından alacak, onu çılgına çevirecektir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*