Kureyş Suresi

Nankörlük, nimetin inkârı, küfürle eş anlamlı kötü bir duygudur

Nankörlük, örtmek, gizlemek, takdir etmemek, şükretmemek, haksızlık etmek anlamlarına gelen bir kelimedir. Nankörlük, K-F-R harflerinden türetilmiş bir kelimedir. Küfür ve inkâr da aynı kökten kökten türemiştir. Bu nedenle nankörlük, küfür ve inkârla eş anlamda değerlendirilmiştir.

Nankörlük, yapılan iyilik ve lütufları hakir görmek, kıymetini bilmemek, görmezlikten gelip inkâr etmek, güzellikleri çirkinleştirmeye çalışmak, fazilet ve erdem gibi değerleri yerlebir etmektir.

Nankörlük, şükrün zıddıdır; şükür, yapılan iyilik ve güzellikleri takdir edip iyiliği yapana teşekkür etmek, onun değerini bilip saygı göstermektir. Şükrün karşılığında takdir ve mükâfat, nankörlüğün karşılığında kınama ve azap vardır.

Nankörlük, insanlar arasında nefret ve sevgisizliği, düşmanlık ve buğzu, bencillik ve cimriliği doğurur, onları birbirinden uzaklaştırır. Şükür ise, insanlar arasında sevgi ve saygıyı, yakınlık ve dostluğu, kaynaşma ve muhabbet duygusunu oluşturur, insanları birbirlerine sevdirerek yakınlaştırır.

Nankörlük, insandan insana, evlattan ebeveyne yapıldığı gibi insanları yoktan var eden, onlara çeşitli nimetleri lütfeden, kâinatta her şeyi insanların emrine veren âlemlerin Rabb’i yüce Allah’a karşı da yapılmaktadır.

Yüce Allah (cc), insanı yaratmış, ona yol göstermiş, neler yapıp nelerden kaçınacağı ile ilgili hükümlerini bildirmiş, şükretmesi konusunda onu zorlamamış, şükretmesi ya da nankörlük yapmasını insanın kendisine bırakmıştır.

“Şüphesiz Biz, ona izlenecek yolu gösterdik ya şükredici olur ya da nankör.” (İnsan, 3)

İnsanlardan bazıları, kendilerini yoktan var eden, en güzel bir biçimde yaratan, bilgi ile donatıp çeşitli nimetlerle besleyen Rab’lerine karşı nankörlük yapmakta, O’na şükretmemekte ve O’nun tarafından indirilen ilahi mesaja ve Tevhidi esaslara gerçekten iman edip teslim olmamaktadırlar.

“Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı ve eşlerinizden size oğullar ve torunlar yarattı ve sizi temiz şeylerle rızıklandırdı; böyle iken onlar, batıla mı inanıyorlar ve Allah’ın nimetine nankörlük mü ediyorlar!” (Nahl, 72)

Yüce Allah (cc), göklerde ve yerde bulunan her şeyi insanlara boyun eğdirerek onların hizmetine vermiştir. Öyle ki, dünyadaki birçok varlık, insanlardan güç, kuvvet ve boyut olarak çok üstün olmalarına rağmen yüce Allah (cc) onları, insanlara boyun eğdirmiş, insanların, onlardan faydalanmasını sağlamıştır. Ancak insanlardan birçoğu, kendilerine verilen bütün bu nimetlere karşılık Rab’lerine şükretmemiş, nankörlük yapmışlardır.

Şükrün esası, yüce Allah’ı hakkıyla tanıyıp O’na iman etmek, gönderdiği Tevhidi esasları kabul edip Tevhidi esaslara uygun Kur’an’ı ahlak edinerek yaşamak, O’na kulluk edip şükretmek, yüce Allah’ın belirlediği esaslar dâhilinde Tevhidi esasları insanlara ulaştırmaktır. Bunları yapmamak yüce Allah’a nankörlük yapmaktır.

İnsan gerçekten nankördür

Kur’an’da, insanın nasıl nankör olduğu, en küçük bir olumsuzluk karşısında kendisine verilen nimetleri unutup ümitsizliğe kapılarak hemen nankörlük yaptığı belirtilir.

“Amma insan, ne zaman Rabb’i onu deneyip ona ikram edip ona nimet verse, hemen der ki: ‘Rabb’im bana ikram etti.’ Ve amma ne zaman Rabb’i onu deneyip böylece onun rızkını (az) takdir etse, hemen der ki: ‘Rabb’im beni alçalttı.” (Fecr, 15-16)

“Ve eğer Biz insana, bizden bir rahmet tattırsak da sonra onu ondan çekip alsak, şüphesiz o, umutsuz bir nankör olur.” (Hud, 9)

İnsan gerçekten nankördür; sıkıntıda iken Rabb’ine yönelip O’ndan yardım ister, ancak kendisine yardım edilip bir nimet verildiğinde hemen Rabb’inin hükümlerine sırt dönüp nankörlük yapar, verilen nimette var olan yoksulun hakkını vermez.

Yüce Allah’ın verdiği onca nimetlere rağmen insanlar, şükretmeyip nankörlük yaparak kendilerine zulmetmektedirler.

“O, istediğiniz her şeyden size verdi ve şayet Allah´ın nimetini saysanız, onu hesaplayamazsınız; gerçekten insan çok zalimdir, çok nankördür.” (İbrahim, 34)

Nankörler, yüce Allah’ın lütfettiği fiziksel, ruhsal ve dünyevi nimetlere nankörlük ettikleri gibi kendilerine gönderilen Kur’an’a da -gereğince iman edip teslim olmayarak- nankörlük yapmışlardır.

“İyi bilin ki şüphesiz o, bir öğüttür, artık kim dilerse onu düşünür. Değer verilmiş sahifelerde. Yükseltilmiş, temiz kılınmış. Elçilerin ellerinde. Değerli, saygılı. Canı çıkasıca insan, ne nankördür, hangi şeyden onu yarattı; nutfeden onu yarattı, böylece ona takdir etti, sonra ona yolu kolaylaştırdı, sonra onun canını aldı, böylece kabre koydurdu, sonra dilediği zaman onu diriltir. Kesinlikle O’nun emrettiği şeyi yerine getirmedi.” (Abese, 11-23)

Nankörler, Allah’a şükretmezler, nimete bile bile nankörlük yaparlar
Yüce Allah (cc), kullarının şükretmelerini ve nankörlükten kaçınmalarını istemektedir.

“Öyle ise Beni hatırlayın ki, size yardım edeyim/zikredeyim Bana şükredin, nankörlük etmeyin.” (Bakara, 152)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir