Deprem

Yüce Allah (cc), Kâinatta her şeyi, bir denge üzerine ve bir sebeple yaratmış, yarattığı her şeye bir düzen vermiş, kurallarını koymuş, yarattığı her şeyin, bildirdiği kurallara göre hareket etmesini istemiştir.
“Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır ve Allah, her şeye Kâdir’dir. Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün ardı ardına gelişinde akıl sahipleri için elbette ayetler vardır. Ayakta, oturarak ve yanları üzerinde Allah’ı hatırlayan kimseler, göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: ‘Rabb’imiz, bunu boşuna yaratmadın, Sen yücesin, bu yüzden bizi ateş azabından koru!” (Al-i İmran 189-191)
“Göğü, yeri ve ikisi arasındaki şeyleri boşuna yaratmadık; bu, inkâr eden kimselerin zannıdır; bu yüzden ateşten dolayı vay inkâr eden kimselere!” (Sad, 27)
Yüce Allah (cc), gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları bir sebeple yaratmış, hepsine kurallarını bildirmiş, insanların istifadesine vermiştir. İnsanların, muhteşem bir şekilde yaratılarak hizmetlerine verilen göklerin ve yerin boşa yaratıldığını düşünmeleri, bunların üzerinde düşünmemeleri, yüce Allah’a karşı apaçık bir nankörlük ve isyandır.
Yüce Allah (cc), Kâinatta yarattığı her şey gibi insanları da bir sebeple yaratmış, onları başıboş bırakmamış, onlara da uyacakları kuralları bildirmiştir.
“İnsan, muhakkak başıboş bırakılacağı düşüncesinde mi!” (Kıyamet, 36)
Kâinatta yaratılan tüm varlıklar gibi insan da bir sebeple yaratılmış, başıboş bırakılmamıştır. İnsanlar ve cinler, ancak Rab’lerine kulluk yapmaları için yaratılmıştır.
“Cinleri ve insanları, bana kulluk yapmaları dışında (bir nedenle) yaratmadım.” (Zariyat, 56)
Yüce Allah (cc), Kendisine iman edilmesi konusunda insanı zorlamamıştır
Yüce Allah (cc), insanı yaratmış, yeryüzüne göndermiş, yeryüzündeki görev ve sorumluluklarını bildirmiş, onu kendi iradesinde serbest bırakmış, Hakk’ı bildirmiş, iman etmesi de dâhil, hiçbir konuda ona baskı yapmamıştır.
“De ki: ‘Hak, Rabb’indendir, artık dileyen kimse şimdi iman etsin, dileyen kimse böylece inkâr etsin…” (Kehf, 29)
İnsan, isterse kendisine bildirilen hükümler doğrultusunda hareket edip Rabb’ine iman ederek Müslüman olur, dilerse yaratanını inkâr ederek küfrü seçer. Aynı şekilde insan, isterse hem kendisini yaratan Rabb’ine iman eder, hem de başkalarının isteklerine göre hareket ederek şirk koşar ya da isterse inanmış gözükerek inkârına devam edip münafıklık yapar, isterse yüce Allah’a iman ettiğini iddia etmesine rağmen Rabb’inin hükümlerini hayatında ikinci plana atarak önemsemez, fıskı seçerek fasık olarak yaşar.
İnsan, dilerse yüce Allah’ın kendisine verdiği irade ile O’nun indirdiği esaslara tabi olup yücelir, dilerse kendi hevasına ya da kendi cinsinden insanların koydukları kanunlara tabi olur, böylece Rabb’ine isyan ve tuğyan ederek aşağıların aşağısına düşerek alçalır. Bu tamamen insanın kendi seçimi ile belirleyeceği bir sonuçtur.
“Şüphesiz bu bir öğüttür; artık dileyen kimse, Rabb’ine varan bir yol tutar.” (Müzzemmil, 19)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir