Necm suresi, (31-62. ayetler)

Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır, mülkün tümü ve egemenlik O’nundur
Üçüncü bölümde, (31-49 ayetler) yüce Allah’ın Ulûhiyet, Rububiyet ve Meliklik sıfatları belirtilmekte, insanın acziyeti ortaya konulmakta ve tek hesap görücü olanın yalnızca yüce Allah (cc) olduğu bildirilmektedir.
31- Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır; kötülük yapan kimseleri, yaptıkları ile cezalandırır ve güzel davranan kimseleri güzellikle mükâfatlandırır.
Bu bölümün başındaki ceza ve mükâfat verme ile bölümün sonunda belirtilen çalışmaların karşılığının tastamam verileceği, dönüşün Mü’minlerin Rabb’ine olacağı ifadeleri bölümdeki bütünlüğü ortaya koymaktadır. Bu durum, Uluhiyet, Rububiyet ve Melikliğin yalnızca yüce Allah’a ait, göklerde ve yerde ne varsa, mülkün tümünün ve egemenliğin O’nun olduğu bir bütün olarak açıklanmaktadır.
Meliklik, Ulûhiyet ve Rububiyet Kendisinin olan yüce Allah (cc), “Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır” ifadesi ile her şeyin Kendisine ait olduğunu bildirmektedir. O halde hiçbir şeye sahip olmayan, kendileri yaratılmış, doğurulmuş ya da doğurmuş olan, hiçbir güç ve gerçeklikleri bulunmayanlar nasıl ilah olabilirler ve insanlara nasıl hükmedebilirler.
Mülk kiminse, egemenlik de onundur; bu ayette, göklerde ve yerde bulunan her şeyin yüce Allah’a ait olduğu gerçeği belirtilerek egemenliğin, Melikliğin ve Ulûhiyetin yalnızca O’na ait olduğu vurgulanmaktadır. Yüce Allah’ın Melik sıfatını belirten “Göklerde ve yerde bulunan ne varsa” hükmü, egemenlik ve aidiyet ifadesini ortaya koymaktadır.
“Kötülük yapan kimseleri, yaptıkları ile cezalandırır ve güzel davranan kimseleri güzellikle mükâfatlandırır” hükmü, yüce Allah’ın Ulûhiyet sıfatını belirtmekte, O, bu sıfatın gereği olarak insanları, yaptıkları amellere göre cezalandırıp mükâfatlandıracaktır. Bu mükâfat ve cezaların nasıl verileceği ise devam eden ayetlerde belirtilmektedir.
Her şeyi egemenliği altında tutan yüce Allah (cc), kullarına yaptıklarının karşılığını tastamam vereceğini bildirmektedir.
Mü’minlerin, Rab’lerine döneceklerinin bilinci ile büyük günahlardan kaçınarak salih ameller işlemeleri gerektiği belirtilmektedir. Yüce Allah’ın vadettiği güzel mükâfatlara ulaşabilmeleri Mü’minlerin, ancak büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınmaları, salih amel işlemeleri ile mümkündür.
32- O kimseler ki, küçük olanlar hariç, günahtan büyüğünden ve fuhşiyattan kaçınırlar. Şüphesiz Rabb’inin mağfireti geniştir. O, sizi topraktan inşa ettiği zaman ve annelerinizin karınlarında cenin olduğunuz zaman sizi en iyi Bilen’dir, o halde nefislerinizi temize çıkarmayın, O, korunan kimseyi en iyi Bilen’dir.
Mülkün egemenliği Kendisinde olan yüce Allah (cc), mülkünde cereyan eden her olayı ve insanları ilk yaratılışlarından itibaren bilmektedir. Bu nedenle insanlar, her konu ve durumda Rab’lerinin geniş mağfiretini düşünerek hareket etmeli, hata ve günah işlemeleri durumunda yalnızca O’na tevbe edip sığınmalıdırlar.
Mü’minler, beşer olarak eksik ve hatalıdırlar; bu nedenle büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınmalıdırlar. Ellerinde olmayarak kimi küçük günahları işlemeleri durumunda yüce Allah (cc) onların küçük hatalarını bağışlayacağını bildirmektedir. Çünkü yüce Allah (cc) Mü’min kullarına karşı bağışlayıcıdır.
“Şayet kendisinden yasaklandığınız şeylerin büyüğünden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi değerli bir yere sokarız.” (Nisa, 31)
Mü’minlerin, kimi küçük günah ve hatalar işlemeleri halinde yüce Allah (cc), onların tevbe etmeleri ile bu günah ve hatalarını bağışlayarak onları güzel bir yere, cennetlere sokacağını vadetmektedir.
Bazı kimselerin, zanlarından uydurdukları, kendileri açısından bir kurtuluş olarak görüp sığındıkları şefaat kavramı, surenin 19. ayetinde reddedilmiş, şefaatin müşriklerin uydurduğu şekilde olamayacağı bildirilmişti.
“Şüphesiz Rabb’inin mağfireti geniştir” bu vaad ile iman edenlerin şefaatle değil yüce Allah’ın geniş mağfireti ile bağışlanacakları anlatılıyor. Bunun için büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınılması gerektiği özellikle belirtiliyor.
Mü’minlerin kaçınmaları gereken büyük günahlar
Kur’an’da bildirilen büyük günahlar, yüce Allah’a şirk koşmak, bir canı haksız yere öldürmek, tağuti sistemlere itaat etmek, zina yapmak, faizle iştigal etmek, Allah’a ve Rasulü’ne iftira atmak, rasullerden bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr etmek, onların örnekliklerini almamak, iman edilen esaslara uygun yaşamamak, bu esaslardan sıkıntı duymak, Hakk’ı batılla bulandırıp Tevhidi gerçekleri gizlemek, az bir değer karşılığında Allah’ın ayetlerini kullanıp para kazanmak, ayetlerin anlamlarını istismar edip çarpıtmak, dünyevi değerleri Allah’tan, Rasulü’nden ve O’nun yolunda cihat etmekten üstün tutmak ve nefsini övüp yüceltmektir.
Çirkin işler, Hz. Lut (as) kavminin yaptığı iğrenç fiiller ve benzerleridir. Büyük günahlar ve çirkin işler; Mü’minlik sıfatı ile bağdaşmayan, Mü’minlere yakışmayan iki kötü fiildir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir