Cemaatleşmek, farz olan imani bir zorunluluktur

Cemaatleşme, yüce Allah’ın emri olan farz bir yapılanma ve bir organizasyondur. Yüce Allah (cc), Tevhidi esaslara iman eden Müslümanların, mutlaka birleşmelerini, İslâmi kardeşlik, velayet ve sırdaşlık hukukunu oluşturmalarını emretmekte, kurtuluşun ancak bunda olduğunu bildirmektedir.
Müslümanların bir araya gelip cemaatleşmeleri, farz olan imani bir zorunluluktur. Soruların süratle çözümü, Tevhidi esasların insanlara sağlıklı bir şekilde ulaştırılması, toplumun Müslümanlara güvenmesi, ümmet arasında tefrikanın, fitne ve fücurun ortaya çıkmaması, istismarcı hiziplerin insanları kandırmaması, beşerî sistemlerin zulmü altında sömürülen, horlanan, yoksulluğa mahkûm edilen, aç bırakılan insanların korunması ancak İslâmi bir yapılanma ile mümkündür.
İslâm, yüce Allah’a yapılan ibadetlerin sağlıklı bir şekilde yerine getirilmesi, Tevhidi esaslara davetin yapılması, İslâmi esasların sosyal hayata en mükemmel bir şekilde uygulanması açısından mutlak manada cemaatleşmeye önem verir ve bunu zorunlu bir farz olarak emreder.
Mü’minler, yüce Allah’ı razı etme noktasında, her konuda olduğu gibi cemaatleşme konusunda da gereken hassa¬siyeti, imani bir olgunluk olarak göstermeli, bunu ger¬çekleştirerek ortaya koymalıdırlar. Mü’minler açısından cemaatleşme, bir gereklilik, dini açıdan bir ihtiyaç, bir mecburiyet ve Kur’an’ın emridir.
Cemaatleşme olmadan, dini emirlerin tam ve mütekâmil bir şekilde yaşanması, İslâmi esasların sosyal hayata ve topluma egemen olması, toplumda adalet ve eşitliğin sağlanması hiçbir şekilde mümkün olamaz.
Kur’ani esaslar, iman edenlerin birey olarak yaşamalarına izin vermemekte, onların velâyet ve (9/71) sırdaşlık (9/16) hukukunu oluşturarak topluca Allah’ın ipine sarılarak cemaatleşmelerini istemekte, Allah’ın rahmetinin ancak cemaatleşip velâyet hukukunu oluşturanların üzerinde olduğunu bildirmektedir.
Müslümanlarla kardeşlik, velayet ve sırdaşlık hukukunu oluşturmanın en önemli yolu, hiç kuşkusuzdur ki cemaatleşmektir. Cemaatleşmek, Mü’min olarak hayatı sürdürebilmenin ve Mü’min kalabilmenin en önemli yolu olduğu gibi, Tevhidi esasların insanlara ulaştırılmasında da en etkili metottur.
İslâmi cemaatleşme, Kur’an ve Sünnetin hükümlerine göre oluşturulur
İslâmi cemaatleşme, Kur’an ve Sünnetin belirlediği Tevhidi esaslara, Kur’an ve Sünnette açıkça ortaya konulan hükümlere uygun, ilke ve prensipleri belirlenmiş bir yapı içerisinde iman edenlerin, imani hassasiyetleri doğrultusunda vahdeti oluşturmalarıdır.
İslâmi cemaatleşme, Risalet tarihinde öncü rasullerin örnekliklerini esas alan Müslüman bireylerin, emir komuta düsturunu içselleştirerek bildirilen talimatları, imani bir gereklilik kabul ederek teslim olmaları, hiçbir şekilde ve şartta bunlara aykırı hareket etmemeleridir.
“Ey iman eden kimseler, Allah’a itaat edin, Rasul’e itaat edin ve sizden olan emir sahibine de; ancak şayet bir şey hakkında çekişirseniz artık onu, Allah’a ve Rasulü’ne döndürün. Gerçekten Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız bu, daha hayırlı ve esas itibarıyla daha güzeldir.” (Nisa, 59)
Masivayı emretmediği sürece emir sahibine itaat, yüce Allah’a ve Rasulü’ne itaat olduğundan cemaat içerisinde yer alan bireyler, emir sahibinin emirlerine -hiçbir şekilde ve şartta- aykırı hareket edemezler.
Cemaatleşme, adı ne olursa olsun ne adına yapılırsa yapılsın, bir kişinin öncülüğünde bazı insanların bir araya gelerek topluluk oluşturmaları değildir. Bu ancak bir grup ya da topluluk olabilir. Ayrıca Kur’an ve Sünnetten taviz vererek ya da tağuti küfür sistemlerinin izni ile kurulan vakıf, dernek ve parti gibi küfür ve şirk yuvalarında toplanmak da cemaatleşmek değildir. Bunlar, olsa olsa tağuti sistemin işlerliğini sağlayan tağuti kurumlardır.
İslâmi cemaatleşme, hiçbir şekilde tağuti sistemin kurallarına göre oluşmaz. Çünkü İslâmi cemaatleşmenin temel amacı, fitne olan beşerî tağuti sistemleri yeryüzünden kaldırarak yüce Allah’ın hükümlerini ikâme etmektir. Bu nedenle İslâmi bir cemaat, tağuti sistemleri ve kurallarını, İbrahim’i bir duruşla reddeder, bu sistemlerin koruyucu ve yöneticilerine hiçbir şekilde ve şartta İslâmî taviz vererek itaat edemezler.
“Gerçekten sizin için İbrahim’de ve onun beraberindeki kimselerde güzel bir örnek vardır; o zaman kavimlerine dediler ki: ‘Şüphesiz biz, sizden ve Allah’tan başka itaat ettiğiniz şeylerden uzağız, sizi tanımıyoruz. O Bir olan Allah’a iman edinceye kadar sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret ortaya çıkmıştır…” (Mümtehine, 4)
Cemaatleşme, yüce Allah’ın azabından kurtulmanın biricik yoludur
Yüce Allah’ın belirlediği esaslara, O’nun rızasına uygun birleşmemek, dünya ve ahirette Müslümanlara hüsran ve felaket getirecektir. Yüce Allah (cc), iman eden kullarını bu hüsran ve felaketten kurtarmak için onları uyarmakta, topluca kendi ipine (Kur’an’a) sarılmaya davet etmektedir.
Yüce Allah (cc) sürekli bir şekilde iman edenlerin cemaatleşmelerini, aksi halde ateşten bir çukurun kenarında bulunduklarını, bölünüp parçalanmanın, cemaatleşmemenin şirk olduğunu bildirmiş.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*