TAĞUT REDDEDİLMEDEN ALLAH’A İMAN EDİLMEZ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

KUR’AN’A DAVET-7

TAĞUT REDDEDİLMEDEN ALLAH’A İMAN EDİLMEZ

Yüce Allah’a iman etmenin ilk ve en önemli aşaması hiç kuşkusuzdur ki, tağutu reddetmektir. Tağut reddedilmeden yüce Allah’a, O’nun indirdiği Kur’an’a, Tevhidi esaslara iman etmek mümkün değildir. Bu nedenle yüce Allah (cc), her millete rasuller göndererek tağuttan kaçınmalarını istemiştir. Çünkü tağuttan kaçınmadan yüce Allah’a iman edilmesi, O’na kulluk yapılması mümkün değildir.

 “Andolsun biz, her millet içinde: ‘Allah’a kulluk edin, tağuttan kaçının’ diye bir elçi gönderdik. Onlardan kimine Allâh hidâyet etti, onlardan kimine de sapıklık gerekli oldu. İşte yeryüzünde gezin de bakın, yalanlayanların sonu nasıl olmuş!” (Nahl, 36)

İnsanlık tarihi boyunca, her dönemde yaşayan insanlara tağuttan kaçınmaları, tağutu reddetmeleri ve yüce Allah’a iman edip kulluk yapmaları için elçiler gönderilmiştir. Yani tağut, yüce Allah’a iman etmenin ve O’na kulluk yapmanın önündeki en büyük engeldir. Bu engel aşılmadan yüce Allah’ın belirttiği gibi sapasağlam iman ve Tevhid kulpuna yapışıp iman etmek ve O’na kulluk yapmak mümkün değildir.

Yüce Allah’a iman etmenin ve O’na kulluk yapmanın önündeki en büyük engel olan tağuttan kaçınmak için öncelikle tağutun kim, kimler ve ne olduğunu bilmek gerekir. Çünkü tağut gereği gibi bilinip tanınmadan ondan kaçınmak mümkün değildir.

İnsanların kendisinden kaçınması ve reddedilmesi için rasuller gönderilen, insanların kâfir olmalarına, Rabb’ine isyan etmelerine neden olan, kişilerin ebediyen cehennemde azap görmelerine ve yanmalarına sebebiyet veren tağut nedir, kimdir ve neden bu kadar önemlidir? Kimler tağuttur? Kur’an neden tağutun reddedilmesi konusunda bu kadar hassasiyetle gösteriyor? Bütün bu sorular için Müslümanların yegane yol göstericisi ve hidayet kaynağı olan Kur’an’a bakmakta yarar vardır.

Kur’an’da, değişik anlamlarıyla tağut ve tuğyan ifadeleri 50 defa geçmektedir. Ayrıca  Baği yani azgınlık, zulüm, hakkı gasbetme ve çiğnemek ifadesi de Kur’an’da birçok kez tekrarlanmaktadır. Arapça bir kelime olan tağut, tuğyan ve baği ifadeleri, kısacası “haddini aşmak” anlamına gelmektedir.

Tağutun kelime anlamıazgın, sapık, zorba, şeytan, put, puthane, kâhin, sihirbaz anlamlarına gelmektedir. Tağutun yaptığı fiiller ise, yüce Allah’a karşı tuğyan ve isyandır.

Istılahi manası

Kur’an’ın üzerinde ağırlıklı olarak durduğu ve reddedilmesini istediği tağut, insan cinsinden olan azgın kimseler, beşeri düşünceler ve ideolojilerdir. Allah’ın hükümleri dışında hükümler koyan zalim diktatörler, beşeri demokratik sistemlerde halkın seçtiği kişi ve zümreler, beşeri sistemlerdeki meclisler, yüce Allah’ın indirdiği esaslara aykırı hareket eden tüm yönetimler tağuttur. Yüce Allah (cc), bu tağutları ve onları destekleyenleri kendisiyle savaşıyor diye nitelendiriyor.

Yukarıdan beri yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, yüce Allah’ın hükümlerine sırt çeviren, kendisi hüküm koyan, yüce Allah’a isyan eden her kişi, kuruluş ve sistem tağuttur. Bu manada beşeri demokratik sistemler ve onların yöneticileri tağuttur. Bu kişi ve kuruluşların yaptıkları her fiil ve söyledikleri her söz, yüce Allah’a karşı yapılmış bir "tuğyan"dır. Hak ise, yüce Allah’ın indirdiği Kur’ani esaslardır.

Yüce Allah’a iman etmek isteyen bir kimse, Hakkı ve Hakkın karşısında olan tağutu çok iyi bilmeli ve ondan sonra iman edip etmeyeceği konusunda kararını vermelidir. Çünkü iman bilinçli bir şekilde ve özgür bir irade ile yapılmalıdır ki, ancak bu durumdaki bir iman gerçek iman olabilir.

Yüce Allah (cc), iman etme konusunda kişiyi serbest bırakmış, kararı kişinin özgür iradesine bırakmıştır. Kişi, dilerse tağutu reddedip sapasağlam Tevhid ve iman kulpuna yapışarak yüce Allah’a iman eder, dilerse beşeri tağuti sistem ve ideolojileri destekleyerek şirk ve küfür içerisinde Rabb’inin karşısında yer alır.

“Dinde zorlama yoktur. Doğruluk, sapıklıktan seçilip belli olmuştur. Kim tağutu reddedip Allah’a iman ederse, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allâh işitendir, bilendir.” (Bakara, 256)

Kim tağutu reddedip Allah’a iman ederse, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Tağutu, yani yüce Allah’ın indirdiği esasları kabul etmeyip insanların hayatları üzerine kanun koyarak tağut olan beşeri sistemleri inkâr etmeyenler, yüce Allah’a iman etmedikleri için sağlam olan ve kopmayan Tevhid ve iman kulpuna sarılamazlar.

Kelime-i Tevhidin samimiyetle söylenmesi için öncelikle insanlar üzerinde ilahlık taslayan tağutun reddedilmesi gerekir ve ancak bu durumda yüce Allah (cc) tek ilah ve Rab olarak kabul edilebilir.

Kişi ya da sistem olsun her tağut, aynı zamanda insanlar üzerinde ilahlık taslayan birer güçtürler. Bu nedenle birbirini tamamlayan tağut ve ilah kavramlarının ne anlama geldiklerini çok iyi bilmek gerekir. Tağutun ne anlama geldiği ve kimler oldukları daha önce açıklandığı için şimdi de ilah kavramının ne olduğunu belirtmekte yarar vardır.

“LAİLAHE İLLALLAH” Kelime-i Tevhidi gereğince söyleyip yüce Allah’a iman etmek için bu ifadede geçen ilah kavramını çok iyi bilmek gerekir. İlah kavramı gereği gibi bilinmeden LAİLAHE İLLALLAH sözünün söylenmesi ile yüce Allah’a iman edilmeyecektir. Bu kimseler, LAİLAHE İLLALLAH sözünü kalben iman etmeden yalnızca söz olarak tekrarlayıp söylemiş olunacaklardır.

İlah kavramının ne anlama geldiğini sağlıklı bir şekilde anlayabilmek ve bilebilmek için bu kavramın Kur’an’daki kullanışlarına bakmak gerekir. Kur’an’da değişik kullanımları ile ilah kavramı 147 kez tekrarlanmaktadır.

İçerisinde geçen ayetlere bakıldığında ilah kavramı, kendisine itaat edilip kulluk yapılan, Rahman ve Rahim olan, koruyan, gözetip yöneten, yol gösteren, üstün ve hakim olan, bir araya toplayan, sahip olan, gizlileri bilen, vekil olan, kendisine güvenilen, yakınlık duyulan, sevilen, saygı duyularak yüceltilen, yaratan ve yaşatan, güçlü olan, hüküm koyan ve hüküm veren, güç sahibi olan, korkulan, çekinilen, ikram eden, rızık veren, destekleyen, yardım eden, onun için fedakârlık yapılan, bağışlayan, kendisine teslim olunan, istekleri yerine getirilen, öldüren ve dirilten, ceza ve mükâfat veren, hesap soran anlamlarında kullanılmıştır.

Yüce Allah’a ait olan sıfatlardan birini ya da bir kaçını başkasına veren, başka kimselerin de bu sıfatlara sahip olabileceğini düşünen kimseler, yüce Allah’a ait olan sıfatlara sahip olduğunu düşündükleri kişi ya da kişileri ilah edinmişlerdir. Yüce Allah’ın hükümlerine rağmen bu sıfatlardan biri ya da birkaç tanesinin kendisinde bulunduğunu iddia eden kimseler de tuğyan etmiş, tağut olmuşlardır.

Bugün beşeri demokratik sistemler, bu sistemlerim meclisleri, yöneticileri, askeri ve emniyet güçleri, yüce Allah’ ait olan kanun koyma, üstün olma, insanları bir araya toplama, ceza ve mükâfat verme, itaat edilme, hesap sorma, saygı duyulma, korkulma gibi vasıfları gasbettikleri için ilahlık taslamış, tağut olmuşlardır.

Tağuti beşeri demokratik sistemlere itaat eden, onları destekleyen, onlara oy veren, saygı gösterip yakınlık duyan, onları öven, yüce Allah’ın hükmüne rağmen koydukları kanunlara uyan, tağutun mahkemesinden adalet bekleyen, tağuti sistemleri seven, onlardan korkan, onların verdikleri imtiyazları kabul eden, onlar için çalışıp fedakârlık yapan kimseler, bu tağuti demokratik sistemleri, bu sistemlerin meclislerini ve yöneticilerini ilah edinmişlerdir.

“Şunları görmedin mi, kendilerinin, sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tağuta başvurmak istiyorlar! Oysa kendilerine onu inkâr etmeleri emredilmişti. Şeytân da onları iyice saptırmak istiyor.” (Nisa, 60)

Tağut, yüce Allah’ın, Rasulullah (as)’ın, İslâm’ın ve Müslümanların düşmanı iken, kendisini oy vererek ya da başka şekillerde destekleyen, kendisine itaat eden, kendisinden adalet bekleyen ve medet uman müşrik ve kâfirlerin dostudur.

Tağut, kendisine iman eden ve kendisini destekleyen müşrik ve kâfirleri, çeşitli bahanelerle, yalan vaatlerle sürekli olarak kandırır. Tağut, dünya hayatında destekçilerini kısır bir döngü içerisinde dolandırıp karanlıklara, ahirette ise yüce Allah’ın azabına ve sürekli kalacakları cehenneme sürükler.

“Allâh, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır; kâfirlerin dostları da tağuttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. Onlar ateş halkıdır, orada ebedi kalacaklardır.” (Bakara, 257)

Yüce Allah (cc), tağutu yani, tağut olan beşeri demokratik Kemalist sistemi, bu küfür sisteminin meclislerini ve yöneticilerini reddedip kendisine iman eden Müslümanların dostudur. Yüce Allah (cc), Müslümanları, tağuti sistemin şirk ve küfür karanlıklarından İslâm’ın nurlu aydınlık yoluna çıkarır ve ahirette de Müslümanları cennetle mükâfatlandırır.

“Tağut’a itaat etmekten kaçınan ve Allah’a yönelenlere müjde var. Müjdele kullarımı!” (Zümer, 17)

Demokratik Kemalist tağuti sisteme oy vererek destek olan, onun partilerinin (mezheplerinin) propagandasını yapan, tağut yolunda mücadele eden kimseler, açık bir şekilde şirke düşmüş, kâfir olmuşlardır. Tağutu reddedip yüce Allah’a iman edenler ise, hiçbir şekilde tağutu desteklemezler ve Allah yolunda mücadele ederler. Bu, Tevhid-şirk, Hak-batıl mücadelesidir.

“İman edenler Allâh yolunda savaşırlar, inkâr edenler de tağut yolunda savaşırlar. O halde şeytânın dostlarıyla savaşın, çünkü şeytânın hilesi zayıftır:” (Nisa, 76)

Tağuti beşeri demokratik sisteme, Kemalist zorbalığa itaat etmek, onu desteklemek, onun mücadelesini vermek, yüce Allah’a isyan, küfür ve şirktir. Bu kimseler, Kelime-i Tevhidi de söyleseler, namaz kılıp oruç da tutsalar, her sene Hacca da gitseler, Allah düşmanı olan tağuti demokratik sistemi, Kemalist zorbalığı, onun meclisini ve yöneticilerini destekledikleri için müşrik ve kâfirdirler.

Yüce Allah’ın reddedilmesini emrettiği tağutu reddetmeyen kimseler, imanlarına şirk bulaştırmış, yüce Allah’a isyan etmişlerdir. Bu nedenle yüce Allah (cc), bu kimseler için şöyle buyuruyor.

“De ki: ‘Allâh katında yeri bundan daha kötü olanı size söyleyeyim mi? Allâh kime lanet ve gazap etmiş, kimlerden maymunlar, domuzlar ve tağuta itaat edenler yapmışsa, işte onların yeri daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır.” (Maide, 60)

Tağuta itaat eden, tağuti beşeri sistemlere oy verip destek olan, tağuti sistemlerin partilerinin propagandasını yapan, bunları benimseyen kimselere yüce Allah (cc) lanet ve gazap etmiş, bunları maymunlar ve domuzlar durumuna düşürmüştür. Bu kimselerin yeri çok kötü ve bunlar sapık kimselerdir.

Beşeri tağuti sistemlere itaat edenlerin yerlerinin yüce Allah (cc) katında çok kötü olmasının ve bu kimselerin, maymunlar ve domuzlar sınıfına dahil edilmelerinin nedeni, Nisa suresi, 76. ayetinde de belirtildiği üzere, yüce Allah’a savaş açan, Allah’ın indirdiği hükümleri bırakarak insanlar üzerine hüküm koyan ve böylece ilahlık taslayan tağutu desteklemeleri ve onun yanında yer almalarıdır.

Kur’an’a Davet 4 ve 5 başlıklı yazılarımızda, tağuti sistemin cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e ve başbakanı Tayip Erdoğan’a, yaptığımız imana davet yazılarımızda da belirttiğimiz ve putlara ibadet eder resimlerini de koyduğumuz üzere Kemalist sistem, tağuti bir sistemdir. Bu sistem, yüce Allah’a isyan eden, İslâm’a ve Müslümanlara savaş açan, insanları yönetmek adına hüküm koyan, kısacası ilahlık taslayan bir sistem olduğu için bu tağuti sistemin yanında yer almak, hangi nedenle ve ne şekilde olursa olsun destek olmak, yüce Allah’a savaş açmaktır.

Yüce Allah’a savaş açan kimseler, namaz kılıp oruç tutsalar da, hacca gidip tavaf etseler de, gece gündüz demeden LAİLAHE İLLALLAH sözünü tekrarlasalar da Müslüman olamazlar. Çünkü bu kimseler, yüce Allah’ın kendilerinden istediği tağutu reddedin emrine uymamış, ilahlık taslatan tağutun yanında yer almışlardır.

Dünyadaki bütün beşeri tağuti sistemler ve Türkiye’deki Kemalist zorbalık, yüce Allah’ın mülkünde, O’nun kullarına, kendi yanlarından koydukları kanunlarla hükmetmeye çalışıyorlar. Tağuti sistemler, yüce Allah’a ait olan hüküm koyma hakkını gasp ediyor ve Allah’a karşı isyan bayrağı açıyorlar. Bu nedenle tağuti beşeri sistemlerin ve Kemalist zorbalığın yanında yer almak, tağuti Kemalist zorbalığın isyan bayrağı altında yüce Allah’a karşı yapılan isyana iştirak etmektir.

Yüce Allah (cc), kâinatı, dünyayı var etmiş, kullarını yaratmış ve onların hayatını düzenleyen hükümlerini de kullarına göndermiştir. Kendileri yaratılmış olan, yarını bilmeyen bazı kimseler, insanların hayatları üzerine hüküm koyarak ilahlık taslamışlar, tuğyan etmişler ve Rab’lerine isyan ederek azmışlar, tağutlaşmışlardır.

“Rabb’iniz o Allah’tır ki; gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arşa istivâ etti, geceyi, durmadan onu kovalayan gündüzün üzerine bürüyüp örter. Güneşi, ayı ve yıldızları buyruğuna boyun eğmiş vaziyette (yaratan O’dur). İyi bilin ki, yaratma ve emir O’nundur. Âlemlerin Rabbi Allâh, ne uludur!” (A’raf, 54)

“Ey tağutu destekleyen insanlar, ey putların önünde ibadete duran kişilere oy verip destek olan kimseler, ey demokratik Kemalist tağuti sistemin şirk ve küfür yuvaları olan parti, dernek ve vakıflarda insanları din adına istismar eden, Hakkı batıla bulayıp gerçekleri gizleyen Samiri soylu belamlar, gelin Rabb’inize yönelip tevbe edin, Kim tağutu reddedip Allah’a iman ederse, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır. hükmüne uyarak tağutu, tağuti sistemleri, tağut olan Kemalist zorbalığı reddedip kopmayan, sapasağlam Tevhid kulpuna yapışın; kurtuluşunuz bundadır.

Tağuti sistemin şirk yuvaları olan parti, dernek ve vakıflarda yuvalanan, üniversitelerde tağutun verdiği unvanları alan siz ey Samiri soylu belamlar, siz bu ayetleri okuyup, dillerinizi eğip bükerek, Hakkı batıla bulayarak tefsir ediyorsunuz. Bu nedenle siz de çok iyi biliyorsunuz ki, tağutu reddetmediğiniz sürece yüce Allah’a iman etmiş olamazsınız. Gelin hem kendinizi, hem de arkanızda sürüklediğiniz ve şirke bulaştırdığınız insanları yüce Allah’ın azabından kurtarmak için tağut olan Kemalist zorbalığı reddedip Allah’a yönelerek iman edin.

Ey demokratik Kemalist zorbalığın partilerine oy veren insanlar, verdiğiniz her oyla tağuta iman ve bağlılığınızı tazeliyorsunuz, ancak aynı zamanda verdiğiniz her oyla yüce Allah’a karşı tağutun safında savaşıyorsunuz. Gelin, tağutu reddederek Rabb’inize yönelip tevbe ve iman edin; umulur ki Rabb’iniz yüce Allah (cc) sizi bağışlar. Aksi halde desteklediğiniz tağuti sistemle, bu sistemin cumhurbaşkanı ve başbakanı yaptığınız kişi ve kişilerle ebediyen cehennemde azap göreceksiniz.

Ey insanlar, Allah’ın hükmünü bırakıp hüküm koyan Kemalist tağuti sisteme oy vermek, sisteme biat etmek ve hakimiyet hakkını bu zorba sisteme vermektir. Bu ise, şirk ve küfürdür. Ey insanlar bilin ki, yüce Allah (cc) hükmün kendisinde olduğunu bildiriyor.

“Siz, o’nu bırakıp ancak sizin ve atalarınızın taktığı birtakım (beşeri) isimlere itaat ediyorsunuz. Allâh onlar(a itaat etmeniz) hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm, yalnız Allâh’ındır. O, yalnız kendisine tapmanızı buyurmuştur. İşte doğru din budur. Ama insanların çoğu bilmezler.” (Yusuf, 40)

“Allâh, hüküm verenlerin en iyisi değil midir?” (Tin, 8)

Ey insanlar, yüce Allah (cc), hüküm verenlerin en hayırlısı ve en iyisidir. Neden hükümde tağutu Allah’a ortak koşup şirke giriyorsunuz? Unutmayınız ki yüce Allah (cc) şirki affetmiyor. Neden tağuti Kemalist zorbalığı destekleyerek kendi elinizle kendinizi tehlikeye ve ebedi azaba sürüklüyorsunuz?

Ey insanlar, şirk ve küfür yuvaları olan  parti, dernek ve vakıflarda yuvalanan Samiri soylu belamlardan yüzçevirin. Çünkü onlar sizi, tağuta itaat etmeniz için aldatıyorlar. Bakın, Kim tağutu reddedip Allah’a iman ederse, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır.” (Bakara, 256)  ve “Tağut’a itaat etmekten kaçınan ve Allah’a yönelenlere müjde var. Müjdele kullarımı!” (Zümer, 17) ayetlerinde belirtilen tağutu reddedin hükmüne rağmen şirk ve küfür yuvası bir vakıfta yuvalanan o Samiri soylu belamlardan biri “Tağuta oy verip desteklememek Kur’an’a aykırıdır” diyor.

Yüce Allah’ın Kitabı Kur’an’da, ayetlerde “tağutu reddedin” buyururken bu Samiri soylu belam, tağutu destekleyin diyor ve yüce Allah’ın kitabını çarpıtıyor. Yüce Allah (cc) elbette doğru söylüyor, ancak bu Samiri soylu belam yalancıdır. Bu nedenle tağutu kabul edip ona iman eden bu ve benzeri Samiri soylu belamlara inanmayın, Rabb’inizin size indirdiği Kur’an’a inanıp tağutu ve tağutun bu belamlarını reddedin ki iman edip kurtuluşa eresiniz.

Ey tağutu destekleyen insanlar, gelin, tağutlaşan tüm ilahları reddedip tek ilah olan yüce Allah’a iman edin ve LAİLAHE İLLALLAH sözünü hem kalbinizle hem de dilinizle söyleyin. kurtuluşunuz ancak bundadır.

 “O, öyle Allah’tır ki O’ndan başka ilah yoktur. Pâdişâhtır, mukaddestir, selâm (esenlik veren) mü’min (güvenlik veren), müheymin (kollayıp koruyan), aziz (üstün, gâlib), cebbâr (güçlü olan, istediğini yaptıran), mütekebbir(çok ulu)dur! Allâh (müşriklerin) ortak koşmalarından yücedir.” (Haşr, 23)

Ey insanlar, gelin Rabb’inize sığının, namazlarınızda okuduğunuz ve şer olan kişilerin şerrinde Rabb’inize sığındığınız gibi, Rabb’inizin sizler için indirdiği hükümlerine de sığının ki, dünya ve ahirette huzura ve kurtuluşa eresiniz.

“De ki: Sığınırım ben, aydınlığın Rabb’ine; yarattığı şeylerin şerrinden, Karanlığı çöktüğü zaman karanlığın şerrinden, Düğümlere üfleyenlerin şerrinden ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.” (Felak, 1-5)

“De ki: ‘Sığınırım ben, insanların Rabb’ine, insanların Melikine, insanların Rabb’ine. Cin ve insanlardan olan, insanların göğüslerine (Allah’a isyanı) fısıldayan vesvesecinin şerrinden” (Nas, 1-6)

Ey insanlar, o dehşetli hesap gününde, aşağıdaki ayetlerde belirtildiği üzere, size fayda vermeyecek o pişmanlığı yaşamadan önce gelin bugün tağutu, onun partilerini, şirk yuvaları vakıflarda yuvalanmış Samiri soylu belamları reddedip kopmayan, sağlam bir kulpa yapışın.

 “Yüzleri ateşin içinde çevrildiği gün: "Eyvah bize! Keşke Allah’a itâat etseydik, Elçiye itâat etseydik!" derler.

Ve dediler ki: "Rabbimiz, biz beylerimize ve büyüklerimize uyduk da bizi yoldan saptırdılar. Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onlara büyük bir lanet eyle!” (Ahzab, 66-68)

Ey insanlar, son pişmanlığın fayda vermediğini yüce Allah bildiriyor. Gelin fırsat elde iken tağutu reddedip Allah’a yönelerek O’na gerçekten iman edin, nefsinizi ebedi azaptan kurtarın.

“Bu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine varan bir yol tutar.” (Müzzemmil, 19)

“O halde eğer hatırlatmak yarar verirse hatırlat, öğüt ver. (Allah’a) saygılı olan hatırlar (öğüt alır). Şaki(Allah’a isyancı) olan da ondan kaçınır.” (A’la, 9-11)

Ramazan Yılmaz: 2011.05.07

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir