Samiri soylu belamları iman etmeye çağrı

Ey Samiri soylu belamlar,

Bugüne kadar sabır ve metanetle sizlerin içerisinde bulunduğu durum ve tağuttan izin alarak kurduğunuz vakıfların, şirk ve küfür yuvaları oldukları hakkında sizleri uyardık. Ancak sizler, adeta gözleriniz kör, kalpleriniz mühürlü, kulaklarınız sağırmış gibi bu rahmet çağrıları duymazdan, görmezden, anlamazdan geldiniz.

Bizim, Müslümanlar olarak görevimiz, Rabb’imizin buyurduğu üzere, yeryüzünde bozgunculuk yapan küfür ve şirk ehline ve gerçekleri gizleyen siz Samiri soylu belamlara, Tevhidi esasları ve içerisinde bulunduğunuz korkunç durumunuzu hatırlatarak uyarıda bulunmaktır. Çünkü Rabb’imiz böyle yapmamızı bildiriyor.

“Sizden önceki nesillerden bakiye sahiplerinin, yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan men etmeleri gerekmez miydi! Fakat onlar arasından, ancak kendilerini kurtardığımız pek az kişi böyle yaptı; zalimler ise kendilerine verilen refahın peşine düşüp şımardılar ve suç işleyenler olup çıktılar.” (Hud, 116)

Yüce Rabb’imizin bu uyarısından hareketle, üzerimize farz olan davet görevimizi yerine getirmek üzere, tağuti sistemlerin sunduğu imkânların peşine takılarak Hakkı batılla karıştırıp gerçekleri gizleyen sizleri ve peşlerinize takılan bilinçsiz insanları bir kez daha uyarmaya devam ediyoruz. Ta ki, insanların düşünce dünyasında, Hak batıl iyice netleşinceye ve herkes safının neresi olduğunu bilinceye kadar bu davetimiz sürecektir biiznillah.

Sizler, yüce Allah’ın reddedilmesini emrettiği tağuti sistemi, reddetmeyip her vesile ile destekleyen kimselersiniz. Her seçim döneminde, avanenizi toplar onlara tağuti sistemi desteklemeleri konusunda talimatlar verirsiniz. Sığındığınız mazeret, ehveni şer mantığıdır; bu nedenle puta tapan putperest Tayip Erdoğan’ı, diğer kâfir ve müşrik gördüğünüz partilere tercih ederek “Kerhen” desteklediğinizi söylüyorsunuz.

Ey belamlar, kendiniz artık küfür ve şirki benimsediğiniz, kimlik ve kişiliğinizi kaybettiğiniz, tağutun emrine girdiğiniz gibi insanları da peşinizde sürüklüyorsunuz. Bunca insanın, günahlarını yüklenerek, onlarla beraber cehenneme gittiğinizi bilin. Kelimelerini yerlerinden kaydırarak çarpıttığınız Kur’an ayetlerini bir kere olsun, düşünün ve sonunuzun ne kadar feci olduğunu görün.

Ey belamlar, bu çarpıtmalarınızdan, içine yuvarlandığınız küfür ve şirkten tevbe edip Tevhidi esasları gizlemekten, Kur’ani kavramları bozmaktan vazgeçip dosdoğru Müslüman olun. Aksi halde biz Müslümanlar, bizden önceki Tevhid erleri gibi size buğz edip nefret etmeye, yüce Allah’ın sizi lanetlediği gibi lanetlemeye devam edeceğiz.

Tevhid Peygamberi Hz. İbrahim (as)’ın, kendi dönemimdeki sizin öncülerinize söylediği şu ilahi uyarıyı söylüyoruz! Ya tevbe ederek doğru dürüst iman edersiniz ya da çarpıtmalarınıza devam edip tağuti sisteme kul olmayı sürdürdüğünüz sürece sizler, biz Müslümanların düşmanlarısınız.

“(İbrahim) işte gördünüz mü siz ve eski atalarınız neye tapıyorsunuz; onlar benim düşmanımdır, yalnız âlemlerin Rabbi (dostumdur). Beni yaratan ve bana yol gösteren O’dur, bana yediren ve içiren O’dur, hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur, beni öldürecek, sonra diriltecek O’dur, Ceza günü hatamı bağışlayacağını umduğum da O’dur. Rabbim, bana hüküm ver ve beni Salihler arasına kat, sonra gelenler arasında bana, bir doğruluk dili nasip eyle, beni nimet cennetinin varislerinden kıl.” (Şuara, 75-85)

Ey Samiri soylu belamlar, haydi, bir kere olsun, çıkın bu gerçekleri anlatın, kutsadığınız ve temize çıkarmaya çalıştığınız puta tapan Erdoğan’a toplanıp gidin ya da ortak bir bildirge yayınlayın. Belki bu tavrınız, Rabb’inizin sizi bağışlamasına, bugüne kadar yaptığınız hatalarınıza kefaret olmasına sebep olur. Haydi, azıcık iman ve cesaretiniz varsa ayağa kalkın ve Hakkı anlatın, doğruları ortaya koyun! Haydi, durmayın, aksi halde bütün bu olanlardan sizler sorumlu olacaksınız.

Ey Samiri soylu belamlar, gereği gibi tevbe edip Müslüman olmazsanız, tıpkı eski atalarınız Samiri ve Belam ibn Baura  ve onlara tabi olanlar gibi dünya hayatında Rabb’iniz yüce Allah (cc) tarafından helak edilecekler, ahirette de acı ve ebedi bir azaba gireceksiniz.

Tağuti sistemin idarecilerine yaranma, onlardan bir çıkar sağlama düşüncesi ile gözleriniz dönmüş bir halde, küfür ve şirk üzerine kurulu olan, tamamen beşeri zanlardan oluşan tağuti sistemin yasalarını meşru göstermekte ve bunları insanlara onaylatmak adına İslâmi konuları örnek veriyor, yani Hakkı kullanarak batılı meşrulaştırmaya çalışıyorsunuz.

Kimileriniz, zaman zaman sisteme, laik ve tağut demenize rağmen sistemin küfür ve şirk içeren yasalarını meşru göstermek adına İslâm Devletinde yapılan kimi uygulamaları örnek verebilme cüretini gösterdiniz, verdiğiniz örnekler, belamlığınızın açık bir delilidir.

Ankara’daki puthaneyi, hiçbir ahlaki ve imani değer taşımadan, Allah’tan korkmadan, zerre kadar utanmadan, üç kuruşluk çıkarınız için (hâşâ) Kâbe’ye, puta karşı yapılan tazim ve ibadeti, Rasulullah (as)’ın Kâbe’de, yüce Allah’a yaptığı ibadete benzettiniz. Bu sözlerinizle, putperest birini, Rasulullah (as)’a, bu putperestin yaptığı şirk ve küfür tazimini de onun Rabb’ine yaptığı ibadetine benzeterek tağuti sistemin başbakanının küfür ve şirkini gizleme zilletine düştünüz.

Ey belamlar size, tağut konusunda soru soranları, tağut kelimesini duyunca, adeta kan beyninize sıçramış bir halde azarlayarak, puta tapan, putlar önünde ibadet merasimleri düzenleyen sistemin putperest yöneticilerinin Müslüman olduklarını iddia ettiniz.

Yüce Allah’ın, reddetmesini, iman etmenin esası saydığı tağutun desteklenmesini takipçilerinize söyleyerek küfür ve şirkinizde sınır tanımadığınızı açıkça ortaya koyarak yüce Allah’a meydan okudunuz.

Ey belamlar, kimileriniz, tağutun izni ile açtığınız küfür ve şirk yuvaları vakıflarda bulunduğunuz halde insanları kandırmak için beylik bir iki sloganla göstermelik olarak tağutu reddetmiş görüntüsü verdiniz.

Ey belamlar, tağutu onaylatmak adına çarpıtmadığınız değer, iftira etmediği İslâm büyüğü bırakmadınız; yazılarında Kur’an’dan hiçbir delil getirmeyerek, tamamen hevanızı ölçü ve ilah edinip, dilinizi eğip bükerek Kur’ani gerçekleri çarpıtma gayretine düştünüz.

Sizler, yüce Allah’ın gaybı bilmediğini iddia edip puthaneleri Kâbe’ye, putperestleri de Kâbe’de ibadet eden Rasulullah (as)’a benzeterek küfür, isyan ve azgınlığınızda sınır tanımadınız, Rabb’inize karşı açık bir şekilde savaş açtınız ve kendinize zulmettiniz.

“Ayetlerimizi yalanlayan ve kendilerine de zulmeden topluluğun durumu ne kötüdür. Allah kime hidayet verirse, işte hidayette olan odur; kim de sapıklık içinde kalırsa, işte ziyana uğrayanlar onlardır.” (A’raf, 177-178)

Okuduğunuz ayetlerde, sizlerin durumunda olanları yüce Allah (cc), köpeklere benzetmekte, domuzlardan ve maymunlardan daha aşağı bir durumda bulunduklarını bildirmekte ve lanet etmektedir. Hiç mi bu ayetleri okumuyor ve düşünmüyorsunuz!

Kendinizi, sizlerden önce geçen Samiri ve Belam İbn Bahura ile bir kıyaslayınız, zerre kadar fark görebiliyor musunuz! Hatta sizler, verdiğiniz fetvalar, küfür ve şirk içerisinde bulunmanız ve tağuta itaat etmeniz nedeniyle çok daha azgın ve sapıklarsınız.

Dikkat ederseniz Samiri, tağuta itaat ederek değil, kendi hevasına hoş gelen bir işi yaparak saptı, oysa sizler, hem hevanızın hoşuna gittiği, hem de tağuta itaat ettiğiniz için saptınız ve elbette Samiri’den daha büyük bir azabı hak ediyorsunuz.

Ey Samiri soylu belamlar siz, “(Tağuta) oy vermemek Kur’an’a aykırıdır.” diyerek Kur’ani hükmün tersini söyleyerek yüce Allah’ın ayetlerini gizlediniz, oy vermeyen Müslümanları, “Bunlar hariciler gibidir” diyerek aklınız sıra,  karalamaya çalıştınız.

Ey Samiri soylu belamlar, içerisine düştüğünüz Esfele Safilini görün artık!

Ey Samiri soylu belamlar,

Sizler, şu anda, şeytan aleyhillanenin, Doğru yol üzerine oturan yardımcılarısınız, insanları, Allah yolundan ve Tevhidi esaslardan çevirip iman ettiğiniz tağuta itaat ettirmeye çalışıyorsunuz. Okuduğunuz ancak iman etmediğiniz Kur’an’da, şeytanın bu ahdini ve yüce Allah’ın ona lanetini hiç mi okumuyor ve şeytani görevi üstlendiğinizi düşünmüyor musunuz!

Kimileriniz, namaz memurluğu gibi bir görevle yıllarca tağuti sistemin direktifleri ile insanları kandırdınız, Tevhidi esasları gizlediniz, tağuta kul olduğunuz gibi insanları da tağuta kulluk etmeye çağırdınız.

Sizler, Risalet tarihindeki mücadele metodunu terk edip tağuti sistemin izin ve icazeti ile kurulan şirk ve küfür yuvaları vakıfları, zillet içerisinde mesken edindiniz ve buradan insanları Allah yolundan alıkoymaya çalışıyorsunuz.

Sizler, yüce Allah’ı bırakıp tağuta kul olduğunuz gibi, insanların da tağutu destekleyip ona kul olmasını isteyerek, kendi günahlarınızla beraber saptırdığınız insaların da günahlarını yükleniyorsunuz.

Hakkı batılla bulayarak gerçekleri gizleyorsunuz; yüce Allah (cc) bakın sizlere nasıl lanet ediyor, bu ayetleri hiç mi okumuyorsunuz.

“İndirdiğimiz açık delilleri ve hidâyeti biz Kitapta insanlara açıkça belirttikten sonra gizleyenler(e), işte onlara hem Allah lanet eder, hem bütün lanet edebilenler lanet eder.” (Bakara, 159)

Küfür ve şirk beldesi olan ve her türlü gayri İslâmi fuhşiyatın işlendiği, ekonomisini, yüce Allah’a ve Rasulüne savaş olan faiz üzerine oturtan Türkiye’nin, dar’ul İslâm olduğunu iddia ettiniz.

Yüce Allah’a, Tevhidi esaslara ve Kur’ani gerçeklere savaşınızda hızınızı almayarak son olarak yüce Allah’ın Zatını hedef aldınız ve yüce Allah’ın (hâşâ), gaybı bilmediğini ve insanlar gibi olaylar vuku bulduktan sonra bildiğini iddia ederek yüce Allah’ı beşere benzettiler. Oysa yüce Allah (cc) Zatında ve Sıfatlarında yarattıklarından hiçbirine benzemez ve O, eksiklik ve noksanlıklardan münezzehtir.

Ey Samiri soylu belamlar, daha sayamadığımız birçok hata ve günahınızla yüce Allah’a karşı isyanınızda sınır tanımadınız. Gelin, bir defa olsun Kur’an’ı kendiniz için okuyun ve kendiinizi Kur’an’la sorgulayıp durumunuzu görün!

Yüce Allah (cc), sizi bile bağışlayyacağını bildiriyor, gelin bu fırsatı kaçırmayın!

“(Tarafımdan) de ki: ‘Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım, Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin, Allah bütün günâhları bağışlar, çünkü O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir. Size azap gelip çatmadan Rabbinize dönün, O’na teslim olun, sonra size yardım edilmez. Ansızın ve hiç farkına varmadığınız bir sırada, size azap gelmezden önce Rabb’inizden size indirilenin en güzeline uyun.” (Zümer, 53-55)

“Bu bir öğüttür; dileyen, Rabb’ine varan bir yol tutar.” (Müzzemmil, 19)

Ey Samiri soylu belamlar, söylediklerimizi iyi düşünün ve Rabb’inizin size tanıdığı son fırsatı, kendi iyiliğiniz ve kurtuluşunuz için iyi değerlendiriniz.

 

Belamlara

 

İndirdiğimiz açık delilleri ve hidayeti

Biz, Kitapta insanlara açıkça belirttikten

sonra gizleyenler(e), işte onlara

hem Allah lanet eder, hem

bütün lanet edebilenler lanet eder.

(Bakara, 159)

 

 

xxx

İslâmi gerçekleri çarpıtıp durursunuz,

Puta tapan tağuta Müslüman diyorsunuz,

Tevhidi esasları neden gizliyorsunuz,

Allah’ın lanetini hiç mi bilmiyorsunuz.

xxx

Putlara tapanlara sesleriniz çıkmıyor,

Sizce bu putperestler, putperest sayılmıyor,

Haksızlığa susanlar, dilsiz şeytan oluyor,

Bu anlayış sizleri ateşe sürüklüyor.

xxx

Ey tağutun kulları, Samiri soylu sizler,

Size Hakkı söyleriz, her an her yerde bizler,

Hangi gerekçe size Hakkı batılla gizler,

Unutmayın ki Rabb’im, her an sizleri gözler.

xxx

Siz hidayet yerine sapıklığı alıyor,

Unutmayın ki Allah, size lanet ediyor,

Meleklerle mü’minler, sizleri lanetliyor,

Yüce Allah sizlere yalnız azap var diyor.

xxx

Yağlı kemik uğruna değer miydi bu zillet,
Sanmayın ki bilmiyor, putperestleri millet,

Elbette ki müşriklik, ahlaksızca bir illet,
Müşriklere hazırlar, cehenneme bir bilet.

xxx

Siz Tevhid düşmanları çıktınız piyasaya,

Ayetleri sattınız birkaç küçük paraya,

Kur’an’ı terk ederek sarıldınız hevaya,

Ey Samiri soylular uymuşsunuz tağuta.

xxx

Puthaneye dediniz tıpkı Kâbe’ye benzer,

Kul oldunuz tağuta hepiniz birer birer,

Tevhidi gizlediniz, dini ettiniz heder,

Yüce Allah sizlere acı azap müjdeler,

xxx

Hiç mi korkmuyorsunuz sizleri Yaratan’dan,

Öğüt almıyorsunuz o şerefli Kur’an’dan,

Ölüp gideceksiniz bu geçici dünyadan,

Zorlu hesap gününde payınız var azaptan.

xxx

Sonu acı azaptır gittiğiniz bu yolun,

Ey tağuta tapanlar, gelin tevbekâr olun,

Tağutu terk ederek Tevhidi yolu bulun,

Allah’ın azabından bir an önce kurtulun,

xxx

Ramazan Yılmaz: 2015.04.24

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir