Örtünmek, Allah’ın emri, örtünmemek şeytanın isteği

Örtü, tıpkı namaz, oruç, hac ve diğer hükümler gibi, yüce Allah’ın emridir. Örtü, yüce Allah (cc), tarafından kadınlara farz olarak emredilmiştir. İman eden Müslüman kadınlar, Rab’leri tarafından kendilerine bildirilen bu emri yerine getirmekle mükelleftirler.

Doğru yol üzerine oturup insanların Rab’lerine yönelmelerine engel olacağına yemin eden şeytan (aleyhillane), yüce Allah’ın diğer emirlerine insanların yönelmesini engellediği gibi örtü konusunda da elinden geleni yapmış, insan cinsinden yardımcıları eliyle de hâlâ yapmaktadır.

Şeytan (aleyhillane), insanların düşmanı olduğu için sürekli bir şekilde insanları Rab’lerine isyan ettirmek için çalışmakta, bu konuda, insanlardan olan yardımcılarını da kullanmaktadır. Yüce Allah (cc), şeytan ve dostlarına dikkat edilmesi için iman edenleri uyarmaktadır.

“Şeytan sizi (Allah’a yönelmekten) alıkoymasın; çünkü o, sizin için açık bir düşmandır.” (Zuhruf, 62)

Yüce Allah (cc), şeytan ve taraftarlarının insanların düşmanları oldukları konusunda iman edenleri uyarmakta şeytanı ve yandaşlarını dost edinmemeyi, onların arkalarından gitmemeyi emretmektedir.

“Ey inananlar, hepiniz birlikte İslâm’a girin, şeytanın adımlarını izlemeyin, çünkü o size apaçık düşmandır.” (Bakara, 208)

Örtü, kadınların, Rab’lerine iman edip etmediklerinin apaçık bir göstergesi olduğu gibi, aynı zamanda onların iffetli tanınmalarının da göstergesidir. bu nedenle örtünmek, yüce Allah’ın emri, örtünmemek şeytanın emridir. Kişi, kimi tercih ediyorsa onun emrine tabi olur ki bu, aynı  zamanda o kimse, tercih ettiği kişiyi ilah edinmiştir.

Kadınlar, örtünmekle yüce Allah’a iman ettiklerini ve O’nun emrine tabi olduklarını, örtünmemekle de şeytana uyup Rab’lerine isyan ettiklerini göstermiş olmaktadırlar. Bu nedenle yüce Allah (cc), kadınları uyarmakta, örtülerine dikkat etmelerini ve şeytana tabi olmamalarını istemektedir.

“Ey Adem oğulları, şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini kendilerine göstermek için  elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de (şaşırtıp) bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz şeytanları, inanmayanların dostları yaptık.” (A’raf, 27)

Kadınlar, üzerinde oynanan oyunlar, onların örtülerinden sıyırılmasıyla başlamış ve giderek bedebleri gibi izzet ve kişilikleri de ayaklar altına alınmıştır. Şeytanın kabilesi olan beşeri sistemler, efendileri şeytanın emirleri doğrultusunda yasalar çıkararak, kimi da zaman baskılar uygulayarak kadınları örtülerinden sıyırmışlardır. Böylece kadınların onuru ayaklar altına alınmış, bedenleri, yarı çıplak bir şekilde sokaklarda, gazete sayfalarında, televizyon kanallarında, bar, pavyon ve benzeri yerlerde pazarlanır hale getirilmiştir.

Şeytanın taifesi beşeri sistemler ve bu sistemin taraftarları, yasalarla ve baskılarla kadınları örtülerinden çıkaramayınca, şeytan efendilerinin taktiğini kullanarak, kadınlara vaatler yaparak onları örtülerinden sıyırmaya çalışmışlardır.

“Ve her yolun başına oturup da tehdit ederek iman edenleri Allah yolundan çevirmeğe ve o(Hak yolu)nu eğriltmeğe çalışmayın; düşünün siz az idiniz, O sizi çoğalttı ve bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu!” (A’raf, 86)

Şeytanın taifesi kimseler ve sistemler, şeytan efendileri gibi kadınlara gelecek vadederek onları yarı çıplak hale getirmişlerdir. Şeytan taifesinin yalanları başında çağdaşlık, ilericilik, güzellik gibi yalanlar gelmektedir. Bu yalanlarla kandırılan kadınlar, ilkel toplumlarda görülen yarı çıplaklar haline getirilmişlerdir.

“Derken şeytan onların, kendilerinden gizlenmiş olan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: ‘Rabbiniz, başka bir nedenle değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedi kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan menetti! dedi.” (A’raf, 20)

Şeytan, Hz. Adem (as) ve eşine gelecek vadederek onları kandırmış ve elbiselerinden sıyırarak onların çirkin yerlerinin kendilerine göstermiştir. Bugün bu şeytani düzenbazlık, şeytanın insan cinsinden taifesi tarafından aynen devam ettirilmekte ve kadınlar, sanatçı, şarkıcı olma, hayatını kurtarma yalanları ile örtülerinden çıkarılarak televizyon setlerine çıkarılmış ve daha sonra sokaklara salınmıştır.

Yüce Allah (cc), şeytan ve taraftarlarının, insanları nasıl kandırdıklarını bildirerek iman edenlerin bunlara dikkat etmelerini istemektedir. Şeytanın insan cinsinden yardımcıları, insanları aldatarak oyalarlar ve insanları hiçbir zaman gerçeğe yöneltmezler, Tevhidi esaslara davet etmezler.

“Onlara söz verir, umut verir, fakat şeytanın onlara sözü, aldatmadan başka bir şey değildir.” (Nisa, 120)

Açılıp saçılma adeta normal bir şeymiş gibi algılanmaya başlanınca, bazı kadınlar, sokaklara, televizyon kanallarına iç çamaşırları ile hayvanları bile utandıracak giysilerle, çirkin yerlerini göstererek çıkmaktadırlar. Bazı kadınlar, sokaklarda ve televizyon setlerinde hayvanların bile göstermekten utandıkları yerlerini, bütün iğrençlikleri ile ortaya koymaktadırlar. Böylece bu kadınlar, şeytanın taifesi kimselerin elinde, onur ve kişiliklerinden sıyrılmış bir halde oyuncak olmuşlardır.

Şu bir gerçektir ki, ister çağdaşlık düşüncesi, ister sanatçı olma isteği, isterse içerisinde yaşadıkları sistemlerin baskı ve istekleri doğrultusunda olsun, açılıp saçılmak şeytana iman etmenin ve ona tabi olmanın bir sonucudur.

Örtünmeyen kadınlar, şeytana tabi oldukları için, namaz da kılsalar, oruç da tutsalar, hacca da gitseler, örtü konusunda şeytana tabi olduklarından, yüce Allah’a isyan etmiş, şirk koşmuşlardır. Bu nedenle bu kadınların ve onların açık olmalarına göz yuman koca ve ebeveylerinin diğer bütün ibadetleri boşa gitmiştir. Unutulmasın ki şeytan, yüce Allah’ın bir tek emrine uymadığı için rahmmetten ebediyen kovularak lanetlenmiştir.

Diğer tarafatan, örtündükleri halde vakarlı bir şekilde hareket etmeyen, İslâmi hükümler konusunda hassasiyet göstermeyen kadınlar da, takvadan uzak oldukları için onların da örtülerinin kendilerine hiçbir faydası dokunmayacaktır.

“Ey Adem oğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik; korunma giysisi en iyisidir. İşte bu, Allah’ın ayetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar.” (A’raf, 26)

Takva, yüce Allah’ın indirdiklerine kesin teslim olup onları hayatta yaşamak, günah, şirk ve küfürden uzak durmaktır. Bu nedenle yüce Allah’a isyan eden tağuti sistemlerin partilerini destekleyip oy veren, vakıf, dernek gibi tağuti sistemden izin ve icazetli olan küfür ve şirk yuvalarına üye olan, onları destekleyen kadınlar da, takva örtüsü ile örtünmedikleri için, yüce Allah’a şirk koştuklarından, onların da örtünmeleri kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır.

Örtünen, ancak tağuti sisteme ve onun kurumlarına destek veren kadınlar, örtünmüş olsalar da, şeytanın bizzat yardımcıları olan tağuti sistemleri ve onun şirk ve küfür yuvaları olan parti, vakıf ve derneklere tabi oldukları için bu nedenle takvadan uzaklaşmışlar ve şeytana tabi olmuşlardır.

İslâm’da kadınların örtünme hususu, kadınları şehvet aracı olarak kullanan materyalistler ile beyaz kadın ticareti yapan kâfirlerin en çok karşı çıktıkları ve İslâm’a saldırı vesilesi yaptıkları bir husustur. İslâm, kadınların bir şehvet aracı olmadıklarını, kişilik sahibi kimseler olduklarını kabul etmiş ve kadınlardan, bu kişiliklerine uygun hareket etmelerini istemiştir.

Örtü, yalnızca kadına kişilik kazandırmakla kalmamış, aynı zamanda onu şehvet düşkünü leş kargalarının saldırılarından koruyan bir kalkan görevini de üstlenmiş bir koruyucudur. Şehvet düşkünleri için en önemli husus, kadınların örtülerinden soyulması, yarı çıplak ya da çıplak bir vaziyette dolaşmasıdır.

Kadınların örtülerinden soyulması durumundan, kimi şehvet düşkünleri haz alırken, kimileri de bu yolla beyaz kadın ticareti yapmakta, kadınların çıplak bedenlerinin resimlerini gazete ve dergilerinde yayınlayarak para kazanmaktadırlar. Bu nedenle İslâm düşmanları ve kadın tacirleri, öncelikle kadınların örtülerinden soyunması için propaganda yapmakta, kadına özgürlük yalanları arkasına gizlenerek çıplaklığı ve ahlaksızlığı yaymaya çalışmaktadırlar.

Şehvet düşkünlerinin özgürleşme yalanlarına kanan bazı kadınlar, dünya hayatında, çoğu zaman şehvet düşkünlerinin ve beyaz kadın ticareti yapan ahlak yoksunlarının tuzağına düşerek rezil oldukları, Rab’lerine isyan ettikleri gibi, ahiret hayatında da yüce Allah’ın azabına çarpılmakta ve ebediyen cehennemin dayanılması güçlü ateşine maruz kalmaktadırlar.

Kadınların, örtülerini bırakıp açılmaları, onlara huzur getirmediği gibi, rahatsız edici bakışların altında rahatsız edilmelerine de neden olmaktadır. İnsan onurunu her şeyin üzerinde tutan İslâm, her konuda olduğu gibi, örtü konusunda da kadınları korumak istemiş ve onların örtünmelerini, böylece birçok faydaları yanında rahatsız edici çirkin bakışlardan da kurtulacaklarını bildirmiştir.

“Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle, örtülerini üstlerine salsınlar; onların tanınıp incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Ahzab, 59)

Örtü, elbette başlı başına bir şey ifade etmez, burada asıl olan o örtünün içini dolduran kimsenin kişiliğidir. İşte bu nedenle İslâm kadınlardan, öncelikle o kişiliğin kuşanmasını istemekte ve ancak bu şekilde onurlarını ve inançlarını muhafaza edebileceklerini bildirmektedir.

Kadınlara özgürlük adı altında, sinsi bir şekilde kadının örtüsü ve doğal olarak iffeti ile uğraşan kadın düşmanı şehvet düşkünü kimseler ile feministler ve emperyalistler, temelde kadınların dostu değil düşmanıdırlar. Onlar, kadınların, dünya ve ahirette yararına olan bir hayatı değil, onlara zarar veren ya da verecek bir yaşamı tavsiye etmektedirler. Bu nedenle onlar, kadınları içerisine çekmeye çalıştıkları yaşam tarzı ile kadınlara düşmanlara kötülük yapmaktadırlar. Kadınlara kötülük yapanların ise kadın dostu olmaları hiçbir şekilde mümkün değildir.

Şeytan ve onun insan cinsinden yardımcıları olan emperyalistler ile dinsizlerin temel amaçları, kadını örtüsünden soyarak şehvet dolu arzularına hizmet ettirmektir. Bunun için şeytan ve dostlarının öncelikle yaptıkları şey, örtüsü içinde de olsa, kadını takvadan uzaklaştırmak, kişiliğinden soyutlamak, onur ve vakarından yoksun bırakmaktır. Bu nedenle İslâm, kadınların öncelikle takvayı kuşanmalarını ve bundan sonra örtünmelerini istemektedir.

Örtünmenin, dünyevi ve uhrevi bir fayda sağlayabilmesi, ancak takva elbisesinin kuşanılması ile mümkündür. Takva elbisesini kuşanmanın ilk şartı ise, insanın davranış ve konuşmalarında ölçülü olması, kendisini küçük düşürecek davranış ve ifadelerden kaçınması, böylece kalbinde hastalık bulunan kimselere davetiye çıkarmamasıdır. İşte ancak bu durumda örtünün ve örtünmenin bir anlamı olabilir ve ancak bu durumda rahatsız edici, sapık bakışlardan korunulabilir.

Ölçüsüz tutum ve davranışlara sahip olan, konuşma ve ifadelerinde tahrik edici bir üslup kullanan bir kadın, en iyi şekilde örtünmüş olsa bile bu örtünün onu rahatsız edici bakışlardan ve hareketlerden koruması ve yüce Allah(cc) indinde ona bir fayda sağlaması mümkün değildir. Bu nedenle, örtünen bir kadının, bu örtünmeye uygun bir kişilik kuşanması gerekmektedir.

Örtü, rahatsız edici çeşitli tutum ve davranışlardan koruduğu gibi aynı zamanda hem güzelliğin bir göstergesi, hem de olgun ve vakarlı bir kişiliğin simgesidir. Bu durum, kadınlarda olduğu gibi, tabiatta da böyledir; ağaçlar, yapraklarıyla ve kabuklarıyla, yapılar sıva ve boyalarıyla hem daha güzel, hem de dış etkilere karşı daha korunaklıdır. Yaprakları dökülmüş, kabukları soyulmuş ağaçlar, bir çalıyı andırdıkları gibi, aynı zamanda dış etkilerle zaman içerisinde kuruyup yok olmaya mahkumdurlar. Aynı şekilde bir bina, sıvasız, boyasız ve badanasız ise bir harabeyi andırmakta ve zamanla yıkılıp gitmektedir.

Kadının örtüsüne karşı çıkmak, kadınlara yapılan en büyük düşmanlık, onu dünya ve ahirette felakete sürüklemektir. Bu nedenle, örtü düşmanları aslında örtünün değil kadının düşmanıdırlar.

Şeytan ve onun insan cinsinden yardımcıları olan kimselere kanıp örtünmeyen kadınlar, dünya hayatında şu ya da bu şekilde şehvet düşkünlerinin oyuncağı oldukları gibi, ebedi hayatta da içerisinde sürekli kalacakları cehennnem hayatını kendi elleriyle hazırlamışlardır.

Şeytan ve yardımcılarından bazı kimseler, Kur’an ayetlerinin anlamını değiştirmek için dillerini eğip bükerek, Kur’an’da örtünün olmadığını iddia etmektedirler. İslâm düşmanı bu kimseler, şeytanın doğru yol üzerine oturtup insanları saptıran yardımcılarıdırlar. Şeytanın taifesinin değişik yöntem ve metotlarını Kur’an şöyle tanımlamaktadır.

“Siz her yol üzerine, (insanları aldatmak için) bir işaret yapıp da boş şeyle mi uğraşıyorsunuz?” (Şuara, 128)

Bu şeytanlara aldananlar, şeytanın taifesinin kurdukları tuzaklara düşmekte ve Rab’lerini razı edemedikleri gibi ancak O’na şirk koşmaktadırlar.

 

Ramazan Yılmaz: 2012.09.11

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir