Müslümanların başarılı çalışmaları ve seçim sonuçları

Öncelikle Müslümanları kutluyorum!

Birçok zorluk içerisinde, polis baskısı, müşrik ve kâfirlerin hakaret ve kınamalarına rağmen, Rab’lerinin emrine uyarak Tağuti demokratik dine (sisteme) ve onun mezheplerine (partilerine) karşı sürdürdükleri inkâr ve halkı Tevhidi esaslara davet çalışmalarında oldukça büyük bir başarı gösterdiler.

“Dinde zorlama yoktur. Doğruluk, sapıklıktan seçilip belli olmuştur. Kim tağutu reddedip Allah’a inanırsa, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir.” (Bakara, 256)

Müslümanlar ve onların tebliğ ettikleri birçok insan, küfür ve şirk düzeninin dini vecibesi olan seçimlere katılmayarak küfür ve şirkten korundukları gibi, küfür ve azgınlığında tarihsel kâfirlerin hepsini geride bırakan, dini değerleri sülfi emelleri için kullanmaktan çekinmeyen, Kur’an’la ve İslâmi değerlerle alay etmeyi yaşam tarzı haline getiren AKP’ye (Amerikan Kuklaları Partisine) ve onun lideri putperest müşrik Erdoğan’a, büyük bir tokat vurmuş oldular.

Müslümanların, Tevhidi çalışmaları sonucunda, önemli oranda insan küfür sistemini, sandık başına gitmeyerek reddettiği gibi, henüz alışkanlıklarından kurtulmayan ya da ceza alma korkusu ile sandık başına giden yaklaşık birbuçuk milyon kişi de demokratik mezhepleri reddederek boş oy atmışlardır.

Yaklaşık 55 milyon seçmenin bulunduğu Türkiye’de, sekiz milyondan fazla kişi, seçime katılmamış, geçersiz sayılan birbuçuk oyla beraber on milyon kişi, (bunların içerisinde başka gerekçelerle de olsa insanlar bulunmasına rağmen) sistemi açıkça boykot etmişlerdir.

Müslümanların tebliğ ve tağutu inkâr çalışmalarını akamete uğratmak isteyen AKP’li münafık ve müşriklerin, AKP’ye oy verilmezse CHP (Cahiller Hizip Partisi) gelir propagandaların da bir yalandan ibaret olduğu bu seçimde daha net anlaşılmış oldu.

CHP, 2011 seçimlerinde %26 civarında oy alıp 135 milletvekili çıkardığı halde 2015 seçimlerinde, F. Gülen grubunun tüm destek ve gayretlerine, cemaat denilen şirk grubu kadınlarının, başörtülü halleri ile başörtü düşmanı CHP’ye destek vermelerine rağmen, CHP %1 oy ve 3 milletvekili kaybetmiş, AKP’den sonra hüsrana uğrayan ikinci parti olmuştur.

İlkesizliği kişilik haline getiren CHP, kendisi gibi ilkesiz ve kişiliksiz Gülen grubundan medet ummuş, ancak Gülen grubundan yararlanamadığı gibi tam aksine zararını görmüş, kişiliksiz hareket edip oy kaygısı ile hareket ettiği sürece de bu zarar görecektir. İşte yüce Allah (cc), müşrik ve kâfirleri böyle rezil eder.

MHP (Münafık Hareket Partisi)nin, %3’luk oy artışı, MHP için bir başarı değildir elbette; bu oylar, AKP’den gelen oylar da değil, bu, dört sene içerisindeki MHP’lilerin nüfusunun artması yanında kararsızlardan bir kısmının onlara oy vermesidir.

HDP (Hain ve Dinsizler Partisi)nin oy artışının olacağı zaten başta belli idi! Selahaddin Demirtaş’ın, ABD’ye gidip efendilerinden yardım istemesi ve ABD’nin, Türkiye’deki basın kolu Aydın Doğan’a talimat vererek bu grubun destek vermesi, İslâmcı kimi müşriklerin desteği, PKK’nin halkı sindirme ve tehditleri, bu dinsizler partisinin oylarını kısmen artırmıştır.

2011’den sonra dört yıl içerisinde seçmen sayısında yaklaşık iki milyonluk artış olmuş, bunun bir kısmının MHP’ye, bir kısmı da HDP’ye gittiği varsayılırsa, bu artıştan CHP’nin, hemen hemen hiç yararlanamadığı ortaya çıkmaktadır.

AKP, üç milyona yakın oy kaybetmiş, bu oyların bir kısmı, Doğu Bölgesinde silah zoru ve müşrik İslamcıların baskı ve propagandaları ile HDP’ye gitmişse de diğer bölümünün hiçbir partiye gitmediği anlaşılmaktadır.

Seçim sonuçlarından ortaya çıkan tabloya bakıldığında Müslümanların, çalışmalarının başarılı olduğu görülmektedir. Müslümanların kararlı ve ihlaslı çalışmaları sonucunda onlar ve onların etkilediği insanlar, tağuti sistemi açıkça reddetmişlerdir.

Şu bilinmeli ki, biz Müslümanların hedefi, demokratik dinin mezhepleri olan partilerle değildir. Bizler, parti ve partililerin din edindikleri tağutun kendisi ile mücadele ediyoruz, doğal olarak da tağuttan yararlananlar da bu mücadelenin hedefi haline geliyor.

Müslümanlara düşen görev ve sorumluluk, konuyu parti düzeyine düşürmeden, tağuti sistemi hedef alarak kararlı bir şekilde gerekirse birebir insanlara Tevhidi esasları, anlaşılır bir dille anlatmak, onları Rab’lerine şirk koşmaktan alıkoymaktır.

“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk olsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Al-i İmran, 104)

Müslümanlar için en önemli husus, elbette ki cemaatleşmeleridir; bunun için Müslümanlar, Tevhidi esaslara uygun bir kişilik oluşturmalı, heva ve heveslerinin isteklerinden imtina etmeli, benlik, kibir ve kendini beğenmişlik duygusundan uzak durmalı, emrolundukları gibi dosdoğru hareket etmelidirler. Ancak bu durumda yüce Allah’ın rızası kazanılabilir.

“Ey iman edenler, sizden kim dininden dönerse Allah, yakında öyle bir toplum getirecek ki, onları sever, onlar da O’nu severler. Mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihat ederler, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah'(ın lütfu) geniştir, (O), bilendir.” (Maide, 54)

Müslümanlar, vahyin belirlediği ölçüler içerisinde hareket edip bulundukları yerlerde Hakkı ortaya koyarak çalışmalarını sürdürürlerse, hiç kuşkusuzdur ki yüce Allah (cc) onları bir araya getirecek ve razı olduğu cemaati oluşturmalarını nasip edecektir. Bu yüce Allah’ın vaadidir ve O; vaadinde sadıktır.

“Her ümmetin yöneldiği bir yönü vardır, o halde hayır işlerine koşun; nerede olsanız, Allah sizi bir araya getirir, kuşkusuz Allah, her şeyi yapabilir.” (Bakara, 148)

Müslümanların, aralarında vahdeti oluşturmaları sonucunda yüce Allah (cc) onları yeryüzünün hâkimleri kılacaktır. Bu, yüce Allah’ın, iman edenlere verdiği bir sözdür.

“Allah sizden, iman edip salih amel işleyenlere vadetmiştir; onlardan öncekileri nasıl hükümran kıldıysa, onları da yeryüzünde hükümran kılacak ve kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine sağlamlaştıracak ve korkularının ardından kendilerini bir güvene erdirecektir. Bana kulluk edecekler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmayacaklar. Ama kim bundan sonra da nankörlük ederse işte onlar, yoldan çıkanlardır.” (Nur, 55)

Daha nice başarılara ulaşmak, yüce Allah’ın rızasını kazanabilmek ve yeryüzünde Yüce Allah’ın hükümlerini uygulamak için daha çok çalışılmalı, çalışmalarda Tevhidi esaslara sürekli anlatılmalıdır.

Selam sizlere çağımızın Tevhid erleri, insanların kurtuluşunu sağlayacak iman abideleri.

Ramazan Yılmaz: 2015.06.08

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*