MÜSLÜMAN OLUN KURTULUN

İçerisinde yaşadığımız dünyada insanlar her geçen gün daha çok kötülüklerin içerisine sürüklenmekte, İslâm öncesi Cahiliye dönemi, değişik kimlikler altında, değişik isimlerle yeniden ortaya çıkmaktadır. Yaratıcı olan yüce Allah’ın, insanların dünya ve ahireti için indirdiği vahyi esaslardan uzaklaşan ya da beşeri sistemler ile toplumun önündeki aydın kılıklı kişiler tarafından bilinçli bir şekilde uzaklaştırılan insanlık, cahiliye döneminde olduğu gibi birbirlerinin canavarı haline gelmiş bulunmaktadır.

Toplumsal bunalımların, sıkıntıların, kaos ve terörün temelinde hiç şüphesizdir ki, beşeri sistemlerin baskı ve zulmü olduğu gibi, topluma yön veren aydın kesimin cehaleti, sorumsuzluğu, ihmali, vurdumduymazlığı ve korkaklığı da yatmaktadır. Günümüz aydınlarının hali, önceki tüm çağlarda ortaya çıkan aydın bunalımından daha fazla içler acısı bir durum arzetmektedir. Geçmiş dönemlerde, zalim sultanlara yaranmaya çalışan bir kısım aydınlar, Hakkı gördüklerinde Hak olana teslim oluyor ve despotlara karşı onurlu bir tavır takınabiliyorlardı. Oysa günümüz aydın kılıklı Samiri soylu belamlar, zorba beşeri sistemlere yaranmak adına, kendilerine ulaşan Hakkı gizlemeye, çarpıtıp saptırmaya çalışıyorlar.

Türkiye’de, İslâm adına ortaya çıkmış ya da özel olarak zorba sistem tarafından çıkartılmış aydın kılıklı yazar çizer takımı ile üniversitelerde prof.lük unvanı ile ödüllendirilerek toplumun önüne çıkartılmış kişiler kimlik olarak İslâm’dan fersah fersah uzaktırlar. İslâm’ın belam olarak nitelendirdiği bu kişilerden kimileri, kendilerini mükâfatlandıran zorba Kemalist sistemin borazanlığını yaparken, bir kısmı, demokratik sistemin bir partisinin, bir kısmı Şamanizm’den neşet eden tasavvuf dininin tellallığına soyunmuş, bir kısmı ise, zorba sistemin izin verdiği ve birer küfür ve şirk yuvası olan dernek ve vakıflarda, sistemin izin verdiği ölçüde İslâm’ı anlattığını zannetmektedir.

Bugün yeryüzünde, insanların idaresini elinde bulunduran beşeri sistemler, insanları huzura ve mutluluğa ulaştırmadıkları gibi, üstüne üstlük insanları daha çok huzursuz etmiş, terör ve şiddet sarmalında insanlara hayatı zehir etmişlerdir. Özellikle işgal ettiği Anadolu toprakları üzerinde yaşayan halk üzerinde terör estiren, zorba varlığını korumak için kardeşi kardeşe kırdırtan Kemalist zorbalık, idaresi altındaki halka adeta kan kusturmaya çalışmakta, onların inanç değerlerine düşmanlık yaparak saldırmakta, faili meçhullerle masum insanları katletmektedir.

Kemalist zorbalık, işgal ettiği Anadolu toprakları üzerindeki gayri insani zorba varlığını sürdürebilmek için, her on yılda bir yaptığı ihtilallerin akabinde halk üzerinde terör estirip masum birçok insanı katletmesi yanında, halkın manevi inanç değerlerini, kültürel zenginliğini, gelenek ve göreneklerini de bozmuş, böylece kendisine sahiplenecek, halka yaptığı zulmü sürdürecek bozuk bir nesil yetiştirmiştir. Sistemin kurucularının kendi ifadeleri ile On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan” diyen sistem, seksenbeş yılda her meslekten, her yaştan milyonlarca bozuk nesil yetiştirmiş, hâlâ da yetiştirmeye devam etmektedir..

Emperyalizmin Anadolu’daki işbirlikçi temsilcisi Kemalist zorbalık, öyle bir nesil yetiştirdi ki, dünyada başka bir örneği bulunmayan, her türlü ahlaki değerlerden uzak, manevi yönden çöküntü içerisinde bulunan kimliksiz, kişiliksiz, bozuk bir nesil. Küçük bir çıkar için her türlü değerini satabilecek, her türlü hırsızlığı, yolsuzluğu yapabilecek bir nesil. Çeşitli dalaverelerle elde ettikleri makamlarda her türlü soygunu yapabilen, onurlu kimselerin utandıkları bir nesil.

Kemalist zorbalık kendi halkına, halkın inanç değerlerine, gelenek ve göreneklerine düşman olan soysuz, bozuk bir nesil yetiştirdi. Ordunun yönetimini elinde bulunduran Kemalist generaller, yargının tepesine çöreklenen yargıç ve savcı sıfatlı kuklalar, üniversiteleri işgal eden ilimden yoksun diplomalı cahil prof.ler, devlet kurumlarında, binbir üçkağıtçılıkla, torpil ve yalakalıkla yöneticilik yapan kişiliksiz yaratıklar hep bu zorba, dinsiz ve halk düşmanı rejimin yetiştirdiği ve On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan” dediği nesildir.

Hayvanların bile utanarak kuyrukları ile kapattıkları mahrem yerlerini açmayı medeniyet, dizi ya da film çevirirken her sette biriyle sevişmeyi, her gece bir başkasının koynunda sabahlamayı sanat, ilkel toplumların yarı çıplak hallerine uymayı, ahlaki değerlerden uzaklaşmayı batılılaşma, taş, beton ve demirden yapılan putların önünde tapınma merasimleri adı altında totemlere tapınmayı saygı zanneden gayesiz, ilkesin bir cumhuriyet nesli ortaya çıkaran zorba Kemalist diktatörlük, birer ahlak abidesi olan Anadolu toplumuna, emperyalizmin yapmadığı kötülükleri yapmış, yetiştirdiği bozuk neslin eliyle hâlâ da yapmaya devam etmektedir.

Zorba sistem, bir taraftan nesli bozarken diğer taraftan yetiştirdiği bozuk ve ilkesiz neslin küfrü ortaya çıkmasın diye İslâmi kavramları karıştırmaya, Hakkı batıla bulamaya çalışıyor. Böylece kökeni İslâm’a dayanan Anadolu halkını aldatarak, kurdurduğu ve İslâm nokta-i nazarında şirk ve küfür olan partileri vasıtası ile kendisine destek verdirmeye uğraşıyor. Rejimin vazgeçilmez unsurları olan şirk ve küfür partileri kuranların, bu partilere üye olanların ve oy verenlerin müşrik ve kâfir olduklarını gizlemeye böylece Anadolu halkını uyutmaya çalışıyor.

Bugün ülkenin içerisine sürüklendiği acı durumun, emperyalizm karşısındaki aciz ve şahsiyetsiz halinin, Anadolu halkına ve onun inanç ve değerlerine karşı sürdürülen düşmanlık ve kinin temel nedeni, Kemalist zorbalığın yetiştirdiği soysuz nesildir. Tayip Erdoğan ve taifesi ile Erbakan ve taifesinin, basit ve küçük bir çıkar uğruna, bütün güçleri ile halka zorba rejimi sevdirmek ve halkı bu küfür rejimine yamamak için çalışmalarına karşın ne kendileri bu zorba rejime yaranabildiler, ne de rejimin Anadolu halkına karşı beslediği kin ve düşmanlığı kaldırabildiler.

Kemalist zorbalığın elinde ülke öyle bir duruma sürüklendi, öyle aşağılık bir duruma düşürüldü ki, onurlu her insan utanç duyuyor, tıpkı benim utanç duyduğum gibi. Bugün ülkede yargı mafya içice, yargının en yüksek tepesinde oturan HSYK adındaki kuklalardan oluşmuş kurulun kimi üyeleri, mafya ve çete ile beraber çalışmakta, katliamlar yapmış katilleri korumak için çırpınmakta; anayasa mahkemesi adındaki cüce engizisyon mahkemesi üyelerinden bazıları terör örgütü çetelerine ajanlık yapmakta, mahkeme kararlarını çete üyelerine ulaştırmakta; Kemalist generaller, ülkeyi kana bulamak için çete kurmakta, masum halkı faili meçhullerle katledip çukurlara doldurmakta; polis, mafya ve çete ile birlikte soygun yapmakta; devletin kamu kurumlarında yolsuzluk, hırsızlık ve soygun diz boyu bir duruma gelmiş bulunmaktadır.

Kemalist zorbalığın yetiştirdiği bozuk ve soysuz nesilden kimileri, kendilerini doğuran, İslâm’ın cennete giriş vizesi olarak müjdelediği annesini, babasını, aile bireylerini gözünü kırpmadan doğrarken, kimileri küçücük masum çocukları iğfal edip öldürmekte, kimileri insanları topyekün katletmekte, kimileri ise hırsızlığın, ahlaksızlığın, soygun ve yolsuzluğun en iğrencini yapmaktadır. Zorba sistemi kuranlar ve sahiplenenler, işte bu bozuk ve soysuz nesille övünmekte ve On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan” diyerek utanacak yerde böbürlenmektedirler. Yazıklar olsun Kemalist zorbalara ve yetiştirdiği bozuk ve soysuz nesile.

Emperyalizmin yerli işbirlikçisi Kemalist zorbalığı ayakta tutmaya çalışanlar, dünya hayatında, kendileri her geçen gün daha çok rezil oldukları, halkı perişan ettikleri gibi, ahiret hayatında da rezil ve aşağılık kimseler olarak cehenneme gireceklerdir.

İslâm, dünya hayatında onurlu yaşamanın kurallarını belirtip ahiret hayatında yüce Allah’ın rızasına kavuşmayı ve ebedi azaptan kurtuluşun yolunu gösteriyor. Oysa beşeri sistemler, tıpkı Kemalist zorbalığın yaptığı gibi, kendilerine tabi olanları, hem dünya hayatında rezil edip aşağılıyorlar hem de ahiret hayatında aşağılık yaratıklar olarak ebediyen cehennem azabına girmelerine ve elim bir azap görmelerine sebep oluyorlar.

Günümüzde, insanların İslâm’a yönelmesine engel olan ya da daha önce İslâm dairesi içerisinde bulunan insanların, giderek İslâm’dan uzaklaşmalarına neden olanlar, kendilerini insanların önünde gören ya da sistem tarafından insanların önüne din alimi diye konulan belam kılıklı, Samiri  soylu kimselerdir. Bu kimseler, söz ve yazılarında insanlara İslâm’ın temel prensiplerini eğip bükmeden anlatacak, insanları Kur’an’la aydınlatacak, en güzel örnek ve eşsiz önder olan Rasulullah (as)’ın örnek hayatını ve Tevhidi metodunu ortaya koyacak yerde, ya İslâm düşmanı tağuti sistemin oluşturduğu gündem içerisinde boğulmakta ya da korktukları zorba sistemin kendilerine zarar vereceği endişesi ile vahyi gerçekleri gizleyerek toplumu yanlış bir şekilde yönlendirmektedirler.

 İcazetli ya da güdümlü olsun, Samiri  soylu hemen tüm belamlar, İslâm nokta-i nazarında içerisinde bulundukları şirk ve küfür durumunu düşünmeden, söyleyip yazdıklarının İslâmi olduğunu, yüzleri kızarmadan, en küçük bir haya duygusu hissetmeden ve çoğu da söylediklerine kendileri bile inanmadığı halde  söylemekte, kendilerini takip eden insanları kandırmaya çalışmaktadırlar. Oysa söyleyip yazdıklarının İslâm ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi bulunmadığı gibi, tüm söyledikleri İslâm ile taban tabana zıttır.

Gerek rejimin şirk ve küfür yuvaları olan dernek ve vakıflarında bulunan hoca kılıklı ağabey ve liderler, gerekse tasavvuf ve bunun kolları olan tarikatlarda zavallı cahil ve bilgisiz kişileri sömüren şeyhler, işletmedikleri akıllarına göre insanlara İslâm’ı anlattıklarını, kendileri şirk ve küfür içerisinde helak oldukları halde, insanları kurtaracaklarını zannetmektedirler. Oysa yüce Allah’ın, insanların dünya hayatında huzur ve mutluluğu, ahiret hayatında da kurtuluşu için indirdiği Kur’an’ı okumuş olsalardı, bulundukları durumu çok daha net olarak görebilirlerdi.

Toplumun önüne çıkmış ya da çıkartılmış saptırıcılar, şayet Risalet tarihinde Tevhidi esasları insanlara ulaştırmaya çalışan Risalet önderi peygamberlerin ve onların yolunda giden Tevhid erlerinin hayatlarını okumuş olsalardı, içerisinde bulundukları aşağılık durumu çok daha net olarak görürlerdi. Hiçbir Risalet önderi peygamber ve hiçbir Tevhid eri Müslüman, kendi toplumlarına vahyi esasları parti, dernek, vakıf ve tarikat gibi şirk ve küfür yuvaları vasıtası ulaştırmamışlardır. Hiçbir peygamber ve Tevhid eri Müslüman, zillet ve aşağılık bir şekilde İslâm düşmanı rejimlerin verdiği izin ve icazetle vahyi esasları insanlara anlatmayı düşünmemişlerdir.

İslâm’da, Tevhidi esasların insanlara nasıl ulaştırılacağı çok açık bir şekilde belirtilmiş, peygamberlerin örnek uygulamaları ile ortaya konulmuş ve bu metodun, iman edenler için kurtuluş vesilesi olduğu bildirilmiştir.

“Andolsun Allâh’ın Elçisinde sizin için Allah’a ve âhiret gününe kavuşmaya inanan ve Allâh’ı çok anan kimseler için, (uyulacak) en güzel bir örnek vardır.” (Ahzab, 21)

“İbrâhim’de ve onunla beraber bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır; onlar kavimlerine "Biz sizden ve sizin Allah’tan başka itaat ettiklerinizden uzağız. Sizi(n itaat ettiklerinizi) tanımıyoruz. Siz, bir tek Allah’a inanıncaya kadar sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir" demişlerdi. Yalnız İbrâhim’in babasına: "Senin için mağfiret dileyeceğim, fakat Allah’tan gelecek bir şeyi senden savamam" demesi hariç. "Rabbimiz, sana dayandık, sana yöneldik. Dönüş(ümüz) sanadır!" (Mümtehine, 4)

Kur’ani mesajın bu apaçık bildirimine rağmen, Samiri soylu belamlar, içerisinde bulundukları şirk ve küfür halini gözönünde bulundurmadan, Kur’ani hangi delile dayanarak söyleyip yazdıklarının İslâmi olduğunu iddia ediyorlar. Bu kimseler, küçücük bir çıkar uğruna İslâmi gerçekleri çarpıtarak zavallı insanları aldatıyorlar. Böylece hem kendilerini hem de arkalarındaki insanları da ebedi azaba sürüklüyorlar.

İslâmi kimlikten yoksun olan Samiri soylu  belamlardan bir çoğu, Kur’ani mesajı çok iyi bilmelerine rağmen kimi küçük çıkarları ve zorba Kemalist sistemden korktukları için kendilerine bir zarar gelir endişesiyle Tevhidi esasları açık ve net bir şekilde insanlara ulaştırmıyorlar. İslâm, temel itibarı ile zulme, zorbalığa, şirk ve küfre karşı savaş açmış, İslâm’ı kabul edenlerin de aynı şekilde zulme, zorbalığa, şirk ve küfre karşı savaş açmalarını istemiş ve bunu iman etmenin esası olduğu belirtmiştir. Ancak günümüz Samiri soylu  belamları, zulme ve zorbalığa karşı tavır almak şöyle dursun tam tersine zorba sisteme yaranmak için yarışmakta, kimileri zorba sistemi ayakta tutan partilerin tellallığını yaparlarken kimileri ise, küfür sisteminin izin ve icazet verdiği dernek ve vakıflarda zillet içerisinde, sistemin izin verdiği kadar ve zorba sistemi rahatsız etmeyecek şekilde faaliyetlerde bulunmaktadırlar.

Samiri soylu belamlar, kişiliksiz ve kimliksiz bir şekilde zillet ve meskenet içerisinde aşağılık bir kompleksle zorba sistemden izinli ve icazetli şirk ve küfür yuvaları olan dernek ve vakıflarda anlattıkları saçmalıkların İslâm olduğunu iddia etmektedirler. Bunların anlattıklarının İslâm ile uzaktan ve yakından hiçbir ilgisi bulunmadığını, azıcık Kur’ani bilgiye sahip olanlar bilirler. İnsan merak ediyor acaba bunlar hangi dini anlatıyorlar ve bunlar hangi dine mensupturlar diye.

Kemalist diktatörlüğün ve küfür cephesinin karşısında Samiri soylu belamların, eziklik içerisinde aşağılık duygusuna kapılmalarının nedeni, bu kimselerin, İslâmi bir kimliğe ve kişiliğe sahip olmamaları, Allah’tan gereği gibi korkmamalarıdır.

İslâmi bir kimlik ve kişiliğe sahip olmadıkları için Samiri soylu belamlar, kalplerinde Kemalist zorbalığın korkusu ve İslâmi bilgiden yoksun halkın kınama endişesi ile zorba sisteme karşı onurlu bir tavır takınmıyor, Kur’ani esasları açık bir şekilde ortaya koymuyor ve Tevhidi esasları net olarak açıklamıyorlar. Oysa bu kimseler, Kur’ani mesajı net olarak anlamış ve İslâmi kimliği kuşanmış olsalardı onurlu bir şekilde hareket edecek, zulme karşı tavır takınacak ve Tevhidi esasları net ve açık bir şekilde ortaya koyacaklardı.

Biz, her konuda olduğu gibi bu konuda da İslâmi esaslardan hareket edecek, hem Kemalist zorbalığın koruyucularını ve bu zorba sisteme oy verenleri, hem de küçük bir çıkar uğruna İslâmi gerçekleri gizleyip çarpıtan Samiri soylu belamlar ile onlara aldananları yüce Allah’ın indirdiği vahyi gerçeklere iman etmeye ve Tevhidi esaslara teslim olup şirki ve küfrü inkâr etmeye davet ediyor ve diyoruz ki:

Ey İslâmi esaslara ve Müslümanlara kin besleyip düşman olmayı amentü haline getiren Kemalist zorbalığın koruyucuları ve bu zorba sistemi ayakta tutmak için çalışan generaller! Bu zorba sistem, Anadolu’yu işgal ettiği günden bu yana Anadolu halkına acı ve ıstırap, kan ve gözyaşından, bunalım ve terörden başka bir şey vermemiştir. Bu sistemin masum halka yaptığı zulme, zerre kadar vicdan sahibi iseniz ve şayet insani duygularınızı yitirmemişseniz ortak olmayın.

Gelin, zulmü ayakta tutmaktan ve kendisine bile faydası dokunmayan, kendisini yüce Allah’ın azabından kurtaramayacak olan M. Kemal’e tapmaktan vazgeçin ve sizi yaratan yüce Rabb’inizin indirdiği Tevhidi esaslara iman edip Müslüman olun. Ancak bu şekilde dünya hayatındaki sıkıntı ve bunalımlardan, M. Kemalin putlarının önünde saygı duruşu adı altında yaptığınız ve sizi küçük düşüren ilkel toplumları andıran tapınmalardan, ahirette de küçük düşürücü cehennem azabından kurtulabilirsiniz.

Beşeri sistemler, İslâm dinine karşı olan ve yüce Allah’ın indirdiği esasları hiçe sayan sistemlerdir. Bu nedenle bu sistemleri korumak, bu sistemlere oy vermek, herhangi bir şekilde destek olmak, yüce Allah’a karşı savaş açmaktır. Yüce Allah’a karşı savaş açanlar ve bunlara destek olanlar da dünya hayatında zillet içerisinde rezil ve rüsvay olacaklar, ahirette de en büyük azaba girecek ve ebediyen orada kalacaklardır. Bunun için diyoruz ki, gelin kendi yararınıza ve kendinizi kurtarmak için Rabb’inizin indirdiği vahyi esaslara iman edip hayatınızı Kur’an’a göre düzenleyin. Aksi halde son pişmanlık fayda vermeyecek, putları önünde durup tapındığınız atanız size bir fayda vermeyecek ve sizi ebedi azaptan kurtaramayacaktır.

Ey Kemalist zorbalığı ayakta tutan particiler, sizler, yüce Allah’ın düşmanı olan bir sistemi ayakta tutmaya, onu yaşatmaya ve onun İslâmi esaslara karşı olan savaşına destek olmaya çalışıyorsunuz. Partiler, demokratik sistemin vazgeçilmez unsurlarıdır; sizler, partileri yaşattıkça, halkı bu sisteme yamamaya çalıştıkça, bu İslâm düşmanı zorba rejimi ayakta tutuyorsunuz ve bu sistemin yüce Allah’a karşı olan savaşını siz sürdürüyorsunuz.

“İnananlar Allâh yolunda savaşırlar, inkâr edenler de tağut yolunda savaşırlar. O halde şeytânın dostlarıyla savaşın, çünkü şeytânın hilesi zayıftır:” (Nisa, 76)

İlah edindiğiniz M. Kemal’in putları önünde düzenlediğiniz merasimler, tıpkı Cahiliye toplumlarının putları önündeki tapınma merasimleri gibidir ve bu sizi şirke ve küfre sokuyor. Ayrıca yüce Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmediğiniz için Kur’an’a göre kâfir, fasık ve zalimlerden oluyorsunuz. Gelin zorba sisteme destek olmaktan ve onun uğrunda savaşmaktan, küfür ve şirke düşmekten vazgeçin, tevbe edip Müslüman olun, kendinizi ebedi cehennem azabından kurtarın.

Ey particiler, unutmayınız ki demokrasi, egemen güçlerin halkı kullanarak ve sizleri de maşa yaparak sizin elinizle iktidarlarını sürdürmeleri rejimidir. İnsan hayatını düzenleme iddiasında olduğu ve beşeri düşünceye dayandığı için demokratik sistem aynı zamanda bir dindir. Bu rejime hizmet eden, oy veren, onun yaşaması için çalışan kimseler Müslüman değil, demokratik dine mensup müşrik kimselerdir.

Allah’a iman eden, Hz. Muhammed (as)’ı Peygamber kabul eden ve Kur’an’a iman edip onu okuyan bir kimse, hiçbir şekilde demokratik bir sisteme oy vermez, onun partilerine mensup olmaz ve onun için çalışmaz, çalışamaz. Bunun aksine hareket edenler, imalarına şirk bulaştırmış, müşrik olmuşlardır. Yüce Allah (cc), şirki kesinlikle affetmeyeceğini bildiriyor. Bu nedenle demokratik din için çalışanlar, şirk koştukları için yüce Allah (cc) onları affetmeyecektir.

Ey Anadolu halkı, emperyalizmin ülkemizdeki yerli işbirlikçisi, inanç değerlerinize ve size savaş açan Allah düşmanı Kemalist zorbalığın partilerine verdiğiniz her oy, bu zorba rejime biat etme anlamına gelmektedir ve sizi İslâm’dan uzaklaştırıp küfre ve şirke sokmaktadır.

“Allâh, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin dostları da tağuttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. Onlar ateş halkıdır, orada ebedi kalacaklardır.” (Bakara, 257)

Ey insanlar, sizi İslâm’ın aydınlığından beşeri sistemlerin zulüm, şirk ve küfür olan Cahiliye karanlıklarına çekmeye çalışan ve kendileri de şirk ve küfür içerisinde bulunan particilerin yalan ve aldatmalarına aldanıp sizin de Allah’ın da düşmanı olan, inanç değerlerinize savaş açan Kemalist zorbalığa oy vermeyiniz. İnanç değerlerinize yakın zannedip oy verdiğiniz particiler, Müslüman değil demokrat müşriktirler. Onlar sizi İslâm’a değil, demokrasiye davet ediyorlar ve böylece sizi İslâm’ın aydınlığından beşeri sistemlerin cahili karanlıklarına sürüklüyorlar.

O halde ey insanlar, Kemalist zorbalığa oy vererek kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın ve imanınıza şirk bulaştırıp Rabb’inize şirk koşmayın. Bugüne kadar oy verdiyseniz hemen tevbe edin ve bir daha oy kullanmayın. Eğer gerçekten “Lailahe illallah” diyorsanız, mutlaka oy vermekten kaçınmalısınız. Çünkü beşeri sistemlere oy vermek, yüce Allah’tan başka ilah edinmektir.

İlahın anlamı, güç, üstün otorite demek olduğuna göre, hangi güce inanıyor ve onu otorite ediniyorsanız onu ilah edinmişsiniz demektir. Bu ise, şirktir! Yüce Allah’a şirk koşanlar ise, hiçbir şekilde iflah olamazlar. Gelin, iman ettiğiniz Kur’an’a uyun ve en güzel örnek olan Rasulullah (as)’ın hayatını örnek edinin. İşte kurtuluş bundadır; sözle değil, hayatınızın her alanında İslâm’ı yaşayın ve gerçekten Müslüman olun ki, kurtulasınız.

“(Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O’ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!” (A’raf, 3)

Ey Anadolu halkı, sizi süslü sözlerle aldatmaya çalışan particilere uymayın. Onlar kendileri ile beraber sizi de cehennem azabına sürüklüyorlar. Gelin Rabb’inizin size indirdiği Kur’an’a uyun, ancak bu halde Rabb’iniz  geçmiş günahlarınız bağışlayarak sizi affedebilir.

Siz, ey toplumun önünde görünen, insanlara söz ve yazıları ile yön veren, Kur’an’dan ve Rasulullah (as)’ın hayatından kaynaklanmayan bid’at ve hurafeleri din diye anlatan yazar, çizer ve aydınlar! Öncelikle sizi yüce Allah’tan korkmaya ve O’nun indirdiği Tevhidi esaslara gereği gibi iman etmeye davet ediyoruz. Gelin, dünyevi küçücük bir çıkar uğruna ya da tağuti sistemden size bir zarar geleceği endişesi ile gizlediğiniz, çarpıttığınız, bid’at ve hurafelerle karıştırdığınız Tevhidi esasları, net ve apaçık bir şekilde ortaya koyunuz.

Dünya hayatı, çok az bir geçimliktir, asıl olan ahiret hayatıdır. Bu nedenle oraya yatırım yapınız ve yüce Allah’ın rahmet ve azabının daha sürekli ve geniş olduğunu biliniz. Korkulması gereken yegane gücün yalnızca yüce Allah olduğunu unutmayınız ve Fir’avn’ın sihirbazlarından örnek alarak en az onlar kadar onurlu olunuz; onlar gibi Fir’avn’ın günümüz temsilcileri olan Kemalist zorbalara karşı, Tevhidi bir kişilik kuşanarak tavır alınız.

Kendi yararınıza lütfen kendinizi ve bugüne kadar yaptıklarınızı gözden geçiriniz; söyleyip yaptıklarınızın ne kadar gayri İslâmi olduğunu ve bunların sizi ahiret hayatında ebedi azaba sürükleyeceğini göreceksiniz. Takip ettiğiniz metod ve içerisinde bulunduğunuz tağuttan izin ve icazetli parti, dernek ve vakıflar, Kur’ani esaslara ve Peygamberi örnekliğe uygun değildir. Bu nedenle dünya hayatında boşa uğraş verdiğiniz, ahirette de hesabınızı veremeyeceğiniz gibi, Tevhidi esasları gizlediğiniz, çarpıtıp değiştirdiğiniz için kendinizi de ebedi azaptan kurtaramazsınız.

Yüce Rabb’imiz, Kur’an’ı Kerim’de kendinizi nasıl kurtaracağınızı çok açık bir şekilde bildirmiş, ve iman edenlerin bu esaslar doğrultusunda hareket etmelerini istemiştir. Şayet gerçekten iman edip yüce Rabb’inizi razı edip dünya hayatında zillet içerisindeki durumunuzdan ve ahiret hayatında da cehennem azabından kurtulmak istiyorsanız o halde Rabb’inizden size indirileni ağır ağır okuyup derin derin düşünün ve bugüne kadar yaptıklarınızla karşılaştırın. Bunun sonucunda derhal tevbe ederek iman edin; kurtuluşunuz ancak bu şekilde mümkün olabilir.

Bugüne kadar kuşandığınız kimliksiz tavrınız ve söyleyip yaptıklarınızla insanları Kur’ani mesajdan uzaklaştırdınız. Böylece insanlar, sizin gizleyip çarpıttığınız İslâmi gerçekleri öğrenmekten mahrum kaldı, bid’at ve hurafeler içerisinde bocalayıp durdu. Bu nedenle siz, hem kendi günahınızı, hem de Tevhidi ilkelerden saptırdığınız kimselerin günahlarından bir kısmını yüklendiniz. Yapmanız gereken şey, hemen tevbe edip yüce Allah’tan af, saptırdığınız insanlardan özür dilemek ve Tevhidi ilkeleri apaçık bir şekilde ortaya koymaktır. Bunun için acilen Kur’an’a dönün ve Kur’an’ı hayatınızın tüm alanlarında esas alın.

Kendinizi toplumun üzerinde gördüğünüz, kibir ve gururunuzda dolayı sizi Tevhidi esaslara davet edişimize belki kızacaksınız. Ancak bize kızmak yerine, iman ettiğinizi iddia ettiğiniz Kur’an’a ve İslâm dininin en güzel uygulayıcısı ve yüce Allah’ın, Müslümanların kurtuluşu için örnek gösterdiği Rasulullah (as)’ın yaşantısına ve Tevhidi ilkeleri insanlara nasıl ulaştırdığına bakınız. İşte o zaman bizim söylediklerimizin ne denli Tevhidi esaslar uygun; sizin söyleyip yaptıklarınızın ve içerisinde bulunduğunuz durumun da ne kadar gayri İslâmi olduğunu ve kendi elinizle kendinizi ateşe sürüklediğinizi göreceksiniz.

Sizler, ey toplumun önünde bulunanlar, iyi düşünün, kendinizi ve yaptıklarınızı yeniden tekrar tekrar gözden geçirin; İslâmi daveti, Nebevi bir metodla yapmadığınızı, İslâmi esaslara gizleyip çarpıttığınızı, kendinize ve konumunuza göre yontarak hareket ettiğinizi görün. Şu andaki durumunuz sizin İslâm’dan, yaptıklarınızın da Nebevi metoddan çok uzak olduğunu ortaya koyuyor. Kur’an’ın belirlediği ölçüler, Rasulullah (as)’ın örnek davet metodu ve yaşayışı doğrultusunda yaşamak zorunuza gittiği için bulunduğunuz durumu İslâmi göstermeye, bunun için de Tevhidi ilkeleri çarpıtmaya çalışıyorsunuz. Yani inandığınız gibi yaşamak zorunuza gittiği için yaşadığınız gibi inanmaya çalışıyorsunuz ve bu nedenle tağuti sistemin karşısında onurlu bir tavır takınmıyor, insanlara Tevhidi ilkeleri net ve açık bir şekilde anlatamıyorsunuz.

Gelin, İslâmi kimliği, kişilik ve onuru kuşanıp vahyi esasların belirlediği ölçülere uygun Müslüman olun. Risalet önderlerinin ve onların takipçileri olan Tevhid erlerinin, İslâmi kimliği kuşanmak, İslâmi bir kişilik ortaya koyabilmek için ne kadar çile ve sıkıntı çektiklerini biliyorsunuz. Tevhidi ilkelerin net ve açık bir şekilde ortaya konulması uğruna çile ve sıkıntı çekmeden cennete girilmeyeceğini yüce Rabb’imiz bize bildiriyor.

“Yoksa siz, sizden önce geçenlerin durumu başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluk ve sıkıntı dokunmuştu, öyle sarsılmışlardı ki, nihâyet peygamber ve onunla birlikte inananlar: ‘Allâh’ın yardımı ne zaman?’ diyecek olmuşlardı. İyi bilin ki, Allâh’ın yardımı yakındır.” (Bakara, 214)

Yukarıdaki ayette ve benzeri onlarca ayette “iman ettik” denilmekle işin bitmediği anlatılmakta, gerçek imanın nasıl olduğu, Kur’an bütünlüğü içerisinde apaçık bir şekilde ortaya konulmaktadır. Kur’an’ın apaçık bir şekilde bildirdiği üzere öyle baş köşelerde küçük dağların kralı edasıyla oturup çevrenize topladığınız üç beş zavallı kişiye, yalan yanlış hikayeler anlatarak ya da yazarak Rabb’inizi razı edemezsiniz.

Bu nedenle sizi Kur’ani gerçeklere davet ediyoruz; ya tevbe edip vahyi ölçüler içerisinde Müslüman olursunuz ya da sorumluluğunuzu ve günahınızı katlayarak ahirette en şiddetli azaba girersiniz. Şayet Kur’an’ın belirlediği ölçü içerisinde Müslüman olmak zorunuza gidiyorsa o halde dürüst hareket ederek insanlardan özür dileyin ve toplumun önünden çekilin; hiç olmazsa yalnızca kendi günahınızı yüklenmiş olursunuz.

Size son uyarımız; kendinizi ebedi azaptan kurtarmak, yüce Rabb’inizi razı edebilmek için, öncelikle Fir’avn’ın günümüz temsilcisi Kemalist zorbalığa yaranmaya çalışmaktan, onun gündeminde boğulmaktan, onun izin ve icazet verdiği şirk ve küfür yuvaları olan parti, dernek ve vakıflarda insanları saptırmaktan, hakkı batıla bulayıp gerçekleri gizlemekten, tasavvufun şirk kurallarını İslâmi sanmaktan, tağuti sisteme oy vererek biat etmekten vazgeçin.

İkinci olarak, ne bahasına olursa olsun, küfre, şirke ve zulme karşı onurlu bir şekilde tavır alın, beşeri sistemlere oy vermenin küfür ve şirk olduğunu, oy verenlerin İslâm’dan çıkacağını, bütün kötülüklerin anasının Kemalist zorbalık olduğunu açıklayın, şirk ve küfür yuvası olan parti dernek, vakıf ve tasavvuftan uzaklaşıp kendinizi kurtarın.

Üçüncü olarak, birinci ve ikinci aşamaları gerçekleştirdikten sonra artık her hareketinizi, her sözünüzü iman ettiğinizi iddia ettiğiniz Kur’an’a göre ve Rasulullah (as)’ın örnekliğini esas alarak yapınız ve hiçbir şekilde bundan sapmayınız. Emrolunduğunuz gibi dosdoğru Müslüman olunuz.

“(İnsanları) Allah’a çağıran, iyi iş yapan ve ‘Ben Müslümanlardanım’ diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?” (Fussilet, 33)

“Gerçekten bu Kur’an da en doğru yola iletir ve iyi işler yapan mü’minlere, kendileri için büyük bir ecir olduğunu müjdeler.” (İsra, 9)

Ramazan Yılmaz: 15.08.2009

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir