KATİL İSRAİL, DESTEKÇİSİ KEMALİST SİSTEM VE AKP'DİR

Bugün Ortadoğu’da İsrail, halkında Müslüman bulunan halklar içerisine, emperyalist güçlerin destek ve yardımı ile zorla sokulan, insanın vücudunda varolan bir çıban gibidir. Bu çıban varlığını devam ettirdiği sürece ne Ortadoğu’da, ne de dünyada huzur olur. Yapılması gereken en iyi çözüm, bu çıbanı bir an önce, bütün unsurlarıyla oradan söküp almaktır.

Daha önce birçok yazımızda da belirttiğimiz ve son birkaç yıl içerisinde de açıkça görüldüğü üzere, İsrail aslında korkak, zavallı ve bir hiçtir. İsrail, ancak kadın, çocuk ve silahsız yaşlı insanlara karşı zorbalık yapan, kahraman ve cesur insanları görünce kaçacak delik arayan bir korkaktır. Tıpkı sokaklarda başıboş dolaşan ve zayıf insanları görünce kabarıp kabadayılık taslayan bazı serserilerin, yiğit birisi ile karşılaştıklarında suspus olup kaçan sokak serserileri gibidir. Bunun birçok örneğine bugüne kadar bütün dünya şahit olmuştur.

Filistin Özgürlük hareketi karşısında, emperyalist güçler tarafından konulduğu topraklar üzerinde sıkışan çıban başı İsrail, Mahluk(Mahmut değil) Abbas ve yardımcıları gibi karaktersiz ve satılık kişileri satın alıp Filistinlilerin içerisine fitne soktuktan sonra Gazze’deki masum insanları katletmiştir. Katil İsrail, silah ve teçhizattan yoksun tüm Filistinlilerle baş edemeyeceğini anlayınca bunları bölmeyi tasarlamış, Mahluk Abbas ve yardımcılarını satın alarak el Fetih örgütünü devre dışı bıraktıktan sonra bir Gazzeli avuç masum çocuk, kadın ve yaşlı insanlar üzerinde güçlülük gösterisinde bulunmuştur.

Lübnan’a girip Hizbullah’ı cezalandıracağını sanan katil İsrail, Hizbullah’tan yediği şamarla sersemlemiş, apar topar katliamlar yaptığı inine çekilmiştir. Dünyada kimi ahmaklarca güçlü zannedilen kan içici İsrail, aslında korkak ve bir hiçtir. Bunun en son örneği, 31 Mayıs 2010 da Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara gemisine yaptığı korsanlık sırasında bir kez daha bütün dünya tarafından açıkça görülmüştür.

Havadan ve denizden yardım gemisini işgal eden katiller sürüsü sad komandoları, daha gemiye adım atar atmaz, oradaki silahsız ve çoğu orta yaşın üzerinde olan ve çoğunun hiçbir yakın dövüş eğitimi olmayan kişilerce etkisiz bırakılmış, on tane katil komandosu rehin alınmıştır. Gemideki sivil ve silahsız insanlarla baş edemeyen katiller, silahlarını çekerek masum dokuz tane insanı katletmişlerdir.

Şimdi asıl soru şu, peki bu kadar zavallı ve korkak olan bu çıbanı o bölgede bugüne kadar ayakta tutan güç nedir, kimler var bu katiller sürüsünün arkasında? Emperyalizmin İngiliz kanadının Ortadoğu’ya soktuğu bu çıbanı, bu bölgede ABD emperyalizmi ve onun yerli işbirlikçileri olan ve halkında Müslüman bulunan topraklar üzerinde iktidar olan diktatörler ve sistemler ayakta tutmakta, desteklemektedir. Bu destekçilerin başında da Türkiye’deki Kemalist zorbalık ve bu zorbalığın bugün yönetiminde bulunan AKP (Amerikan Kuklaları Partisi) ve müşrik yöneticileri gelmektedir.

Başbakanı Amerikan kuklası, generalleri Amerikanın çocukları olan, Genelkurmay Başkanı Yahudi ağlama duvarında ağlayan Kemalist diktatörlük, Siyonist İsrail katillerinin en büyük destekçisidir. ABD emperyalizminin bütün destek ve yardımlarına rağmen Ortadoğu’da sıkışan, attığı her adımda biraz daha batağa saplanan, Hizbullah’tan unutamayacağı bir şamar yiyen ve nihayet İran’ın nükleer silah geliştirdiği korkusu ile uykuları kaçan, o bölgede giderek yalnızlaşan çıban başı İsrail’in bu durumdan kurtarılması gerekiyordu.

Diğer taraftan ABD emperyalizmine ve onun destekçileri olan Avrupalı yardımcılarına karşı onurlu bir duruş sergileyen İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad’ın popülaritesi, birbirinden kopuk Arap toplumları içerisinde giderek artıyor ve onları adeta tek cephede topluyordu. Bu ise, İsrail’e karşı topyekün bir cephenin oluşması demekti. Bu durum katil İsrail’den çok ABD ve yerli işbirlikçilerini  rahatsız ediyordu.

Emperyalist ABD, katiller sürüsünü düştüğü durumdan kurtarmak için acilen çareler aradı ve katiller sürüsü İsrail’i bulunduğu acı durumdan kurtaracak kahramanı(!) buldu. Bu, Anadolu’daki işbirlikçisi Kemalist diktatörlüğün başbakanı Tayip Erdoğan’dı. Amerika’nın her dediğini hiç itiraz etmeden yerine getiren Erdoğan, kişiliğine ve karakterine uygun olan bu rolü hemen yerine getirdi ve senaryonun ilk perdesi de Davos’ta açıldı.

Erdoğan, Davos’ta katil İsrail’in cumhurbaşkanına, “siz çocuk öldürmeyi iyi bilirsiniz” diye dünya televizyonlarının karşısında kahramanlık gösterisi yapıp hemen ardından daha kapıdan çıkmadan toplantıyı terk ettikten sonra düzenlediği basın toplantısında, her zamanki ikiyüzlülüğü içerisinde, “Ben sayın Perez’e değil, moderatör’e kızdım” diyerek moderatörü hedef tahtasına koydu; sanki Filistinli çocukları öldüren moderatör’müş gibi ona kızdığını söyledi. Hemen akabinde kendisini arayan Perez’e “Dostlar arasında böyle tartışmalar olur” diyerek gerçek yüzünü ortaya koymuştur. Tabiiki Siyonizm’in ve emperyalist ABD’nin güdümüzdeki basın ile yandaş medya bu olayın birinci bölümünü tekrar tekrar yayınlayıp ikinci bölümünü gizledikleri için halklar bu durumdan habersiz kaldılar ve Erdoğan’ı kahraman diye empoze ettiler.

Gerek Türkiye’de, gerekse ülkelerindeki diktatörlerin baskısı altında ezilen Arap halklar, Ahmedinejad’a duydukları sempatiyi Erdoğan’a çevirdiler ve Erdoğan, Arap toplumları nezdinde sevilen bir kişi durumuna geldi. Ayrıca terör yuvası İsrail, Erdoğan’ın o samimiyetsiz tavrına ve o beylik sözlerine kırılmadı bile. Çünkü zaten terör yuvasının da istediği buydu. Nitekim 28.01.2009 tarihli televizyon haberlerinde, Teksas merkezli Straftfor düşünce kuruluşu’ndan yapılan bir analizde Erdoğan’ın bu söylemlerinin İsrail terör yuvasının işine yaradığı ortaya konuluyor.

İkiyüzlü olmayı bozuk bir karakter haline getirmiş Erdoğan, emperyalist ABD izin vermeden bir adım bile atamaz; İsrail terör yuvasının zararına bir kelime bile konuşamaz. Yalnız katil İsrail konusunda değil, her konuda ABD’nin isteklerini emir telakki ederek yerine getiren Erdoğan ve ekibi, Ermenistan konusunda da ABD’nin istekleri doğrultusunda hareket etmiştir.

 Erdoğan, eleştirdiği(!) İsrail terör yuvası ile siyasi ve ekonomik ilişkilerini kesmeyi zerre kadar düşünmüyor. O, bir taraftan ülkedeki halkın oylarını kazanmak için İsrail terör yuvasına karşı beylik sözler söylerken diğer taraftan bulunduğu yerini korumak için İsrail katilleri ile milyarlık silah anlaşmaları yapar, askeri tatbikatlar düzenler, uçaklarını ve tanklarının revizyon ve tamiratlarını katil İsrail’e yaptırır, onlardan Heron uçaklarını alır, Anamur’dan uzattığı su borularıyla bu katilleri besler, doğalgaz boruları döşer, katilleri rahat ettirir.

Katillerin yardım gemisindeki insanları katletmesinden sonra Bülent Arınç, İsrail ile yapılacak üç askeri tatbikatın iptal edildiğini yüzü kızarmadan açıkladı. Hani bunlar daha önce Konya’da, İsrail ile yapılacak askeri tatbikatı iptal etmişlerdi. Demek ki bu ikiyüzlü sahtekârlar, Konya’da yapılacak bir tatbikatı, halkın önünde iptal ettiklerini söyledikten hemen sonra kapalı kapılar arkasında İsrail katillerinin gönlünü almak için üç tatbikat anlaşması imzaladılar. Yuh olsun bu ikiyüzlü yalancı sahtekârlara, lanet olsun onlara ki insanları aldatıp İslâm düşmanı katillerle sarmaş dolaş oluyorlar.

NTV televizyonunda konuşan Bülent Arınç, İsrail katillerini nasıl beslediklerini, onların katliamlarını sürdürmelerine nasıl fırsat verdiklerini şöyle açıklıyordu. “Türkiye, İsrail’in nefes borusudur.” “İsrail ile ilişkilerimizi kesemeyiz, ancak asgariye alabiliriz” Bülent Arınç 03.06.2010 NTV. Evet Ortadoğu’da İsrail katillerini besleyen Kemalist zorbalık ve AKP (Amerikan Kuklaları Partisi) yöneticileridir.

Ortadoğu’da kanlı bir çıban gibi duran, oradaki insanların kanını dökmeyi meşru gören, hayatiyetini kan içerek sürdüren İsrail katillerinin nefes almasını sağlayan Kemalist diktatörlük ve bu zulüm sistemini yöneten AKP (Amerikan Kuklaları Partisi)dir. Daha önce de katil İsrail ile en büyük askeri anlaşmaları yapan, Amerikan Kuklaları Partisinin yöneticilerini yetiştiren Erbakan’dı. Erbakan da tıpkı talebesi Erdoğan gibi halkın karşısında Siyonizm’e düşman görünür bir tavır içerisine girerler, ancak kapalı kapılar arkasında Siyonist rejim ile en büyük askeri ve silah anlaşmaları yaparlar.

Milletvekillerini Mavi Marmara gemisine bindirip sonra İsrail katilleri ile nasıl bir diyalog içerisine girdilerse, bu milletvekillerini gemiden geri indirip göndermeyen ikiyüzlü Erdoğan, onca masum insanı bile bile ölüme gönderdi. Şimdi de utanmadan o ölen ve yaralanan insanların kanları üzerinden politika yapıp oy toplamaya çalışıyor. Elbette yakında bu insanları bile bile nasıl ölüme gönderdiği ve milletvekillerini o gemiden neden indirdiği ile ilgili bilgiler netleşecek ve bu sahtekâr müşriklerin yalancı mumları sönecektir.

Erbakan ve Erdoğan gibi ikiyüzlü müşrikler, halkı ahmak zannederek onların karşısında katil İsrail’e kızarlar, ancak kapalı kapılar arkasında terör yuvasını ayakta tutacak, ona hayat verecek en büyük anlaşmaları yaparlar. Münafıklık bu müşriklerin karakteridir, ülke içerisinde de aynı münafıklığı sürekli olarak yaparlar, şeytani düzenbazlıklarla saf halkı kandırarak kendilerine uymalarını sağlarlar.

Müşrik ve münafık Erbakan ve Erdoğan, Namaz kıldıklarında “Allahu Ekber” diyerek yalnız Allah’a itaat edip yalnız O’ndan yardım isteyeceklerini söylerler, hemen akabinde anıtkabir denilen puthaneye giderek ilah edindikleri M. Kemal’in putu önünde ibadete durup ölü olan ilahlarının kendilerini duyduğunu zannederek “Ey ulu önder” diye başlayan teranelerini sıralarlar, bağlılıklarını ifade ederler, onun bıraktığı zulüm ve despotluk rejimini ayakta tutacaklarına söz verirler. Bu müşrikleri Müslüman zanneden zavallı bazı kimseler de, bunların putlara daha iyi tapmalarını sağlamak için oy vererek bu müşriklerin şirkine ortak olurlar.

Ortadoğu’daki katil İsrail çıbanını bu bölgeden söküp atmak aslında çok kolaydır; halkında Müslüman olan toplumlar, tükürseler bu katilleri boğarlar. Ancak halkında Müslüman olan toplumların tükürmelerini engelleyen bu halklar üzerinde emperyalizmin desteğiyle iktidar olan yerli işbirlikçiler var. Bunlar, halklarını kimi zaman yanlış yönlendirerek, kimi zaman da baskı ve zorbalıkla bastırarak durdurmaya çalışıyorlar.

Türkiye’de halkın yapması gereken şey, kendilerini ahmak yerine koyup aldatan müşrik ve münafık yöneticilerine ve özellikle de Kemalist zorba sistemin başbakanına aldanmamak ve bu ikiyüzlü, müşrik başbakandan, İsrail ile yaptığı tüm askeri, silah ve ekonomik anlaşmaları durdurmasını istemektir. Halk, bu tavrında samimi olur ve ısrar ederse o zaman bu müşrik başbakan ikiyüzlülük yaparak bir taraftan İsrail katillerine çatıp diğer taraftan askeri tatbikatlar yapmak için kapalı kapılar arkasında anlaşmalar yapmayacak, milyarlık silah anlaşmaları imzalamayacaktır.

Anadolu halkı, artık uyanmalı, Kemalist zorbalığın kendilerine uzattığı iki koltuğu kapmak için inancını istismar ederek kendilerini aldatan AKP (Amerikan Kuklaları Partisi) ve SP (Sapıklar Partisi)nin yöneticilerine aldanmamalıdırlar. Aksi halde hem dünya hayatında ahmak yerine konulmaktan, hem de ahirette bunlara destek olup şirke düştüklerinden ebedi azaptan kurtulamaz, dünya ve ahirette husran içinde kalırlar.

Erdoğan ve ekibi, bunca olaya rağmen İsrail katilleri tarafından öldürülen dokuz kişiye ve yaralanan onca insanın varlığına rağmen utanmadan hâlâ “İsrail kendini düzeltirse onlarla olan anlaşmalarımızı sürdürebiliriz, dostluğumuz devam eder” diyebiliyorlar.

Erdoğan ve ekibi, katil İsrail’in bunca katliamına rağmen hâlâ elçisini temelli geri çağırıp, katillerin elçisini geri göndermiyor. Erdoğan,  Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez kadar onurlu hareket etme becerini göstermemiş, gösterememiştir. Erdoğan bu onurlu davranışı sergileyemez, çünkü efendisi Amerika buna izin vermez. Bu nedenle uşaklar efendilerine rağmen hareket edemezler.

Mazlum Filistin halkına karşı, en vahşi hayvanların bile utanç duyacağı bir vahşeti sergileyen, masun bebekleri, çocukları, kadınlar ve yaşlıları en vahşi bir şekilde katleden kana susamış terörist İsrail’e karşı, batılı Hrıstiyan ülkeler içerisinde ilk onurlu tavrı ortaya koyan, bu terör devleti ile tüm ilişkilerini kesen, Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez olmuştur.

Hugo Chavez, İsrail terör yuvasını, yalnızca laf ebeliği yaparak kınanmamış, hem sözel olarak en ağır şekilde kınamış, hem de Gazze’ye saldırmasını protesto etmek için, İsrail terör yuvasının Venezuela Büyükelçisi ile elçilik personelinin bir kısmını sınır dışı etmiştir. Bununla da yetinmeyen Hugo Chavez, Venezuela’daki Musevi cemaatini, İsrail Hükümetine karşı tavır almaya çağırmıştır. Chavez, İsrail’in Gazze saldırısını ülkesindeki Musevi cemaatinin de kınamasını isteyerek onlara atfen, “Venezuela Musevi cemaatinin bu barbarlığa karşı çıkacağını ümit ediyorum. Bunu yapın. Bütün zulümlere şiddetle karşı çıkmıyor musunuz?” diye konuşmuştur.

İsrail katilleri Kemalistlerin dostudur, bu doğru; çünkü İsrail katilleri de tıpkı Kemalist katiller gibi masum insanların ve Müslümanların kanı üzerine zorba bir sistem kurmuşlar ve Müslüman kanı akıtarak bugüne kadar gelmişlerdir. Onlar birbirlerinin dostudurlar, çünkü her ikisi de işgalcidirler; biri Anadolu topraklarını, diğeri Filistin topraklarını işgal etmiştir. Onlar birbirlerinin dostudurlar, çünkü her ikisi de İslâm ve Müslüman düşmanıdırlar ve her ikisi de esaretleri altında bulunan Müslüman halk üzerinde terör estiriyorlar.

Kemalistler İsrail terör yuvasının dostudur, çünkü her ikisi de Amerika’nın İslâm toprakları üzerindeki işbirlikçisi ve kuklasıdırlar. Her ikisi de Amerika’nın izni ile hareket eder ve her ikisi de Amerika istemezse nefes bile alamazlar. İsrail katillerinin yardım  gemisine korsanca saldırısından sonra Kemalist sistemin başbakanı Erdoğan, halkı kandırmak için İsrailli katiller aleyhinde ileri geri konuşunca efendisi Amerika’nın başkanı Obama hemen Erdoğan’ı arayıp kulağını çekti ve ileri gitmemesini söyledi.

Şayet terör yuvası İsrail, Müslümanlarım kanını döküyorsa ona tetiği çektiren de AKP (Amerikan Kuklaları Partisi)nin ve Kemalist zorbalığın yöneticileridir. İsrail katillerine nefes borusu görevi yapıp rahat nefes aldıran, su verip besleyen, gaz verip rahat ettiren, milyarlık silah anlaşması yapıp onu silahlandırıp Müslümanlar üzerine saldırtan Kemalist zorbalığın başbakanı Erdoğan ve ekibidir. Erdoğan ve ekibi bütün bunları hem İsrail’in dostu oldukları, hem de efendileri Amerika istediği için yapıyorlar.

Ne İsrail, ne emperyalist ABD ve ne de bu emperyalist ABD’ye dost olan batılılar, vahyi ilke edinmiş, Tevhid üzerinde bulunan Müslümanların dostudur. Çünkü yüce Rabb’imiz bu gerçeği bizlere açık bir şekilde bildiriyor. Şayet Erdoğan ve ekibi de bu Müslümanlardan olsalardı onlar da bu vahyi gerçek doğrultusunda hareket ederek yüce Allah’ın emrine itaat ederlerdi. Ancak onlar küfrü ve şirki, nifak ve fıskı yol edindiler, şeytana ve büyük şeytan Amerika’ya tabi oldular.

“Sen onların, kendi dinlerine uymadıkça ne Yahûdiler, ne de Hrıstiyanlar senden râzı olmazlar. "Asıl doğru yol, Allâh’ın yoludur" de. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyarsan, Andolsun ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı olmaz.” (Bakara, 120)

“Onlar mü’minleri bırakıp kâfirleri dost tutuyorlar. Onların yanında şeref mi arıyorlar? Bütün şeref, tamamen Allah’a aittir.” (Nisa, 39)

Ramazan Yılmaz: 2010.06.10

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*