Herkes, ilah edindiğinin en üstün olduğunu düşünür (ABD’yi ilah edinenlere ithaftır!)

İnsanlar, içgüdüsel bir duygu olarak kendilerinden üstün gördükleri kişi ya da güçlerden korkar, onlara karşı bir eziklik hisseder ve onu her şeyi yapmaya muktedir görür.

Kâinatı, hayatı ve insanı, bunların birbirleri ile uyumunu iyi bilen kimseler, bunlar üzerinde egemen bir gücün olduğunu, bunlar arasındaki uyumun bu egemen güç tarafından sağlandığını düşünür ve onun en üstün olduğuna iman eder. İşte bu, yüce Allah’a imandır.

Yüce Allah’a iman eden kimseler, O’nun her şeyi yapmaya güç yetirdiğini, hayat ve kâinatta O’nun izni olmadan hiçbir şeyin olamayacağını bilir. Oysa yüce Allah’ı gereği gibi tanımayan kimseler, yaşadıkları hayatta maddi olarak güçlü gördükleri kişi ya da güçlerin her şeyi yapmaya kadir olduğunu zanneder. Kur’an’ın, müşrik ve kâfir olarak vasıflandırdığı bu kimseler, gücü Allah’tan başkasında görürler.

“Allah’ı gereği gibi bilemediler; hâlbuki kıyamet günü yer, tamamen O’nun avucu içindedir, gökler de sağ elinde dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.” (Zümer, 67)

Tarihsel süreçte ve günümüzde birçok kimse, kendileri üzerinde hüküm süren zalimleri en üstün görmüşler, onların her şeyi yapabileceklerini zannetmişlerdir. Tarihsel süreçte bunların birçok örneği bulunmakla beraber Kur’an, Fir’avn’ı örnek olarak verir.

“(Fir’avn ey Mûsâ): ‘Andolsun ki benden başka ilah edinirsen seni mutlaka zindana atılanlardan yapacağım’ dedi.” (Şuara, 29)

“(İnsanları) topladı bağırdı: ‘Ben sizin en yüce Rabbinizim’ dedi.” (Naziyat, 23-24)

“Kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler, çünkü onlar fasık bir kavim idiler.” (Zuhruf, 54)

“Fir’avn, orada büyüklendi, halkını çeşitli gruplara böldü; onlardan bir zümreyi eziyor, oğullarını kesiyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardan idi.” (Kasas, 4)

Kur’an’ın bildirdiği bu Fir’avni örneklik günümüzde, ABD emperyalizminde görülmektedir. ABD, kendisini en üstün güç görerek ülkeleri bölüp parçalamakta, zulüm ve azgınlığında sınır tanımamaktadır.

ABD’yi en üstün güç olarak görenler, dünyada her şeyin ancak onun izni ile olduğuna, o olmadan hiçbir hareketin yapılmayacağına, kurulan her örgütün yapılan her hareketin ancak ABD’nin bilgisi ile olduğuna inanırlar.

ABD’nin en üstün güç olduğuna iman edenler, yüce Allah’a gereği gibi iman etmedikleri için kâinatta her şeyin yalnızca yüce Allah’ın izni ile olduğunu elbette bilemezler. Bu yüzden de onlar, dünyadaki İslâmi hareketlerin, ABD tarafından kurulduklarını, ABD çıkarlarına hizmet ettiklerini iddia ederler ve İslâmi hareketleri zan altında tutarlar.

ABD’ye iman edip yüce Allah’a şirk koşarak küfrü şiar edinenler, o kadar kör ve aptaldırlar ki, ABD ve diğer Hrıstiyan emperyalistlerin, topyekûn savaş açtıkları, Haçlı seferlerini düzenleyip saldırdıkları IŞİD’i de ABD’nin kurduğunu iddia etmeleri, ortadaki tüm gerçeklere rağmen hakikati göremeyecek kadar düşünme yeteneklerini kaybetmişlerdir.

Bu ABD tapıcıları, iman ettikleri ABD başkanlarının, Afganistan, Irak, Libya ve Suriye gibi İslâm beldelerine karşı sürdürdükleri savaşın, bir Haçlı seferi olduğunu açıkça ifade etmelerini anlamayacak kadar kalpleri kararmış, gözleri gerçekleri görmeyecek kadar kör olmuş, söylenen sözleri duyamayacak kadar sağır olmuşlar, ortada cereyan eden olayları anlamayacak kadar anlayışsızdırlar.

Emperyalizme iman edip onun her şeyi yapabileceğine iman edenler, her konu ve durumu, emperyalist ilahlarının gözü ile görmeye çalışmakta ve onların ağızları ile konuşmaktadırlar. Bu müşrik ve kâfirler, yüce Allah’ın Mü’minlere, fasıkların getirdikleri haberlere inanmamaları gerektiği hükmünü bilmedikleri için, emperyalizmin maşalığını yapan kimselerin, İslâm ve Müslümanlar hakkında söyleyip yazdıklarını delil kabul ederek onlara inanmaktadırlar.

Her dönemde olduğu üzere, bugünde Tevhid şirk ve Hak batıl mücadelesi, bütün unsurları ile devam etmektedir. Müslümanların, Tevhidi mücadeleyi iman ettikleri Kur’ani gerçeklere uygun bir şekilde sürdürmelerine karşılık şirk ve küfür cephesi, her türlü gayri insani ve gayri ahlaki yöntemlerle İslâm’a ve Müslümanlara saldırmaktadırlar.

“Ve her yolun başına oturup da tehdit ederek inananları Allah yolundan çevirmeğe ve o(Hak yolu)nu eğriltmeğe çalışmayın; düşünün siz az idiniz, O sizi çoğalttı ve bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu!” (A’raf, 86)

Emperyalizm, İslâm’ı ve Müslümanları kötülemek için her yola başvurmaktadır. Bu gerçeği bilmeyen ve kendilerinin Müslüman olduklarını iddia eden basiretsiz kimseler ile müşrikler ve kâfirler, emperyalizmin yalanlarına aldanmakta ve bu yalanları Müslümanlar hakkında kullanıp yaymaktadırlar.

Kimi İslâmcılar, emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin, İslâm ve Müslümanlar hakkında iyi ve doğru bir şey söylemeyeceklerini bilemeyecek kadar zavallıdırlar. Bunlar, batılı misyonerlerin söyledikleri yalanları gerçekmiş gibi alarak İslâm ve Müslümanlar hakkında kullanmaktadırlar.

Müslümanlar, her konu ve durumu, iman ettikleri Kur’ani esaslara göre değerlendirir ve o doğrultuda hareket ederler. Bu nedenle de İslâm adına ortaya çıkan örgüt ve hareketleri Kur’an süzgecinden geçirerek kabul ya da reddederler. Bu, iman etmenin gereği ve sonucudur.

Emperyalistler, onların yerli işbirlikçileri ve onlara aldanan tüm İslâmcılar, müşrik ve kâfirler, şu gerçeği çok iyi bilmelidirler ki, İslâm’ı ve Müslümanları ne kadar kötülemeye çalışırlarsa çalışsınlar, ne kadar İslâm’ın yeryüzüne hâkim olmasını istemezlerse istemesinler, Kâinatın sahibi olan yüce Allah (cc), onların bu isteklerini kursaklarında bırakacak ve onlar istemezlerse de dinini bütün şirk ve küfür dinleri üzerine üstün kılacaktır.

“O, Elçisini hidayetle ve hak dinle gönderdi ki müşrikler hoşlanmasa da o (hak di)ni, bütün din(ler)in üstüne çıkarsın.” (Tevbe, 33)

“Ki suçlular istemese de hakkı gerçekleştirsin, bâtılı da ortadan kaldırsın.” (Enfal, 8)

Elbette ki, yüce Allah’ın sözü gerçekleşecek ve O, dinini bütün beşeri ve inkârcı dinlerin üstüne çıkaracak, Hakkı batılın üzerine atarak batılı parçalayacak ve batıla iman edenleri zelil kılacaktır. Bu Allah’ın vaadidir ve O, sözünde sadıktır.

“Kesinlikle Biz, hakkı bâtılın üstüne atarız da o onun beynini parçalar, derhal (bâtılın) canı çıkar. Allah’a yakıştırdığınız niteliklerden ötürü de vay size!” (Enbiya, 18)

Yüce Allah’ın vadettiği gün uzak değildir ve bugüne kadar tüm zalimler helak oldukları gibi günümüz zalimleri, müşrik ve kâfirleri de, iman ettikleri emperyalizmle beraber, Müslümanların elleri ile biiznillah helak edileceklerdir. Günümüzde yaşanan gerçekler, bunun uzak olmadığının işaretleridir.

"Ancak inananlar, iyi işler yapanlar, Allah’ı çok ananlar ve kendilerine zulmedildikten sonra (rakiplerine) üstün gelmeye çalışanlar böyle değildir. Zulmedenler, yakında nasıl bir devrime uğrayıp devrileceklerini bileceklerdir!" (Şuara, 227)

ABD’nin, her şeyi yapabileceğini ve dünyadaki tüm hareketlerin, onun izni olmadan olamayacağını zanneden ABD tapar müşrikler, iman ettikleri zalim emperyalizmin de önceki zalimler gibi yerle bir olup yıkılacağını çok yakında göreceklerdir inşaAllah. Bu, belki bugün belki yarın, belki de yarından da yakın! Kur’ani ifade ile!

“De ki: ‘Bize yalnız iki iyilikten (gazilik ya da şehitlikten) birini gözetliyorsunuz, Biz de size, Allah’ın ya kendi tarafından veya bizim ellerimizle bir azap ulaştırmasını gözetliyoruz. Haydi, gözetin, biz de sizinle beraber gözetenleriz." (Tevbe, 52)

“Onlar sadece kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen günler gibisini bekliyorlar öyle mi? De ki: ‘O halde bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!" (Yunus, 102)

Selam olsun, Allah yolunda mücadele eden Tevhid erlerine!

Selam olsun, mücadele eden Tevhid erlerini söz, yazı ve fiilleri ile destekleyenlere!

 

Ramazan Yılmaz: 2014.09.01

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*