GENÇLERE ÖĞÜTLER-4 Kendinizi Kur’an’la tanımlayın!

İnsan için en kötü şey, hiç kuşkusuzdur ki, kendisini tanımlamaması ya da yanlış tanımlamasıdır. Birçok kimse, kendisini tanımlayamadığı için, bulunduğu konumun farkında değil, böyle olunca da kendisini, olması gerektiği gibi düzeltememektedir.

Bir insan düşünün, şoför olmadığı ya da iyi biz şoför olmadığı halde şoför olduğunu düşünüp bir arabaya binerek otobana çıkması halinde, kısa bir süre sonra ulaşmak istediği yere ulaşmadan kaza yapması kaçınılmazdır. Bu durumda, hem kendisinin hayatını, hem de yanında bulunanların hayatlarını tehlikeye atmış olacaktır.

O halde insan, öncelikle kendisini tanımlamalı, sonra bulunduğu durum üzerine hareket ederek eksikliklerini gidermelidir. Bir başkasının insana, bulunduğu durumu hatırlatması ya da onu tanımlaması, çoğunlukla insanın zoruna gider ve bu durumda kişi, kendisini düzeltmek yerine bulunduğu halde ısrar eder ve hiçbir zaman kendisini düzeltme ihtiyacını hissetmez. Bu durum, özellikle kişinin, İslâmi kişiliği ve kimliği ile ilgili ise, işte o zaman kişi, Allah korusun, kendi eliyle kendisinin helakını hazırlaması demektir.

Kendinizi, Kur’an ile tarayın!

İnsan, hasta olup olmadığını ya da herhangi bir rahatsızlığının bulunup bulunmadığını belirlemek için nasıl checkup yaptırıyorsa, aynı şekilde manevi olarak hangi hastalıkları taşıyıp taşımadığını da Kur’an süzgecinden kendisini geçirerek belirleyebilir.

Bu nedenle gençlere tavsiyemiz, kendinizi, iman ettiğinizi düşündüğünüz Kur’an süzgecinden geçirin ve ona göre kendinizi tanımlayın, bakın bakalım siz kimsiniz, sıfatınız nedir, o durumda ne yapmanız gerektiğini orada görün. Şayet yüce Allah’ın bildirdiği Müslüman sıfatına sahip değilseniz hemen kendinizi düzeltin. Aksi halde Rabb’inizin, ebedi azabına duçar olursunuz da sonra kendinize yazık edersiniz.

Başkaları sizi tanımlamadan önce siz, haydi Kur’an’dan hangi sıfattı hak ettiğinize bakınız ve tedavi yollarına oradan öğreniniz. Biliyorsunuz, hastalık her insanda bulunabilir, önemli olan, tedavi olup o hastalıktan kurtulmaktır.

Yüce Allah (cc), razı olduğu dini, apaçık bir şekilde belirtmiş, bu dine tabi olanların Müslümanlar olduklarını, bunun her dönemdeki iman edenler için aynı olduğunu bildirmiştir. Sünnetullahta hiçbir değişiklik yapmayan yüce Allah (cc), hangi dönemde olursa olsun, belirlediği kurallara göre hareket edenlerden razı olacağını ve ancak onların kurtuluşa ereceklerini müjdelemiştir. O halde buyurun Kur’an’la kendinizi test edin ve üzerinde bulunduğunuz durumu, sıfatınızı öğrenip ona göre hareket edin!

Müslüman olup olmadığınızı kendiniz belirleyin!

Yüce Allah (cc), Müslümanın kim olduğunu açıklamış, bu sıfata uygun hareket edenlerden razı olduğunu bildirmiştir. Açın Kur’an’ı okuyun; ayetlerin sizden, yapmanızı istediği konuyu düşünün; şayet ayetin bildirdiği hükmü, hiçbir sıkıntı duymadan kabul ediyor ve hayatınızda huzur içerisinde yaşıyorsanız, siz Müslümansınız. Birkaç örnek:

Yüce Allah (cc), iman etmenin ilk şartı olan tağutun reddedilmesini istiyor, bu ayeti okuduğunuzda, hiçbir sıkıntı duymadan, kimseden korkup çekinmeden bu ayete uyarak tağutu reddediyor, tağuti sistemi kabul etmiyor ve partilerine oy vermiyorsanız,

Yüce Allah’ın emrettiği namazları, hiçbir sıkıntı duymadan, zamanında kılıyor, gece namazına kalkıyor, en güzel söz olan Tevhidi esasların tasdiki olan infak ayetinin gereği olarak düzenli bir şekilde kazancınızdan bir kısmını infak ediyorsanız,

Kâfirlerle dostluk kurulmamasını bildiren ayetler doğrultusunda, kâfir, müşrik, münafık, fasık ve mürtetlerle dostluk kurmuyor, onlarla sosyal ilişkiler dışında samimiyet kurup oturup kalkmıyorsanız,

Rabb’inizin bildirdiği hükümler doğrultusunda haramlardan kaçınıyor, faiz, zina vb. büyük günahlardan işlemiyor; yürürken, otururken, yanlarınız üzerinde yatarken, Rabb’inizi düşünüyor, aile hayatınızı ve sosyal ilişkilerinizi, iman ettiğiniz ayetlere göre düzenliyorsanız, kim ne derse desin, siz Müslümansınız!

Müşrik olup olmadığınızı kendiniz belirleyin!

Kur’an, şirkin ne olduğunu, hangi hallerde şirke düşülüp müşrik olunacağını apaçık bir şekilde belirlemiş, şirkten kaçınma yollarını göstermiştir. Bu nedenle Kur’an’da, şirk ile ilgili ayetleri açıp bakın, düşünce, söz ve davranışlarınızdan hangilerinde şirk unsuru bulunuyorsa hemen tedavisine bakınız. Şirkin tedavisinin ilk adımı, ayette geçtiği üzere hareket etmektir.

“Sen yüzünü, Allah’ı birleyici olarak doğruca dine çevir; Allah’ın yaratma yasasına ki, insanları ona göre yaratmıştır. Allah’ın yaratması değiştirilemez, işte doğru din odur, fakat insanların çoğu bilmezler; yalnız O’na yönelin ve O’ndan korkun; namazı kılın ve müşriklerden olmayın.” (Rum, 30-31)

Yalnızca yüce Allah’ın dinine yönelip tüm beşeri sistemleri reddetmek, O’nun koyduğu hükümlere uyup beşeri hükümleri kabul etmemek, kendi heva ve hevesinize göre hareket etmemek, rızık ve benzeri korkulardan uzak yalnızca O’ndan korkmak, ibadetleri tam yapmak, şirkten kurtulmanın ta kendisidir. Bunun dışındaki her davranış, sizi şirke sokacak, müşriklerden yapacaktır.

Eğer yüce Allah’ın bir hükmü ile sizin kendi isteğiniz çakıştığında, kendi isteğinizi Allah’ın hükmünden önce alıyorsanız, yüce Allah’ın hükmü sözkonusu olduğunda sevdiklerinizden vazgeçemiyorsanız, ayetlerin ibadete taalluk eden kısmını alıp hüküm olan ayetlere göre hareket etmiyorsanız, siz müşriksiniz.

Yüce Allah (cc), şirki kesinlikle affetmeyeceğini bildirmiş, bundan kurtulmanın yolunu göstermiştir. Şirk olan durumlardan uzaklaşıp tevbe ederek bu illetten kurtulun ve yüce Allah’a teslim yani Müslüman olun.

Münafık olup olmadığınızı kendiniz belirleyin!

Münafık; duruma, kişiye, ortama göre hareket eden kimsedir. İnsanların yanında, kişiye göre mi hareket ediyorsunuz, yoksa Rabb’inizin bildirdiği gerçeklere göre mi! Şayet bir işinizi bitirinceye kadar, inancınıza aykırı olan bir yerde duruyor ve yapılan gayri İslâmi hareket ve söylenen sözlere karşı susuyorsanız, siz münafıksınız!

Eğer, ibadetleriniz size sıkıntı veriyor, Allah için bir iş yaparken ya da infak ederken, herhangi bir sıkıntı duyuyor, namazınızı üşene üşene kılıyorsanız, siz münafıksınız!

“Münafıklar, Allah’ı (güya) aldatmağa çalışırlar; oysa O, onları aldatır. Namaza kalktıkları zaman da üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah’ı pek az anarlar.” (Nisa, 142)

“Doğrusu münafıklar, ateşin en aşağı tabakasındadırlar; onlar için hiçbir yardımcı bulamazsın.” (Nisa, 145)

Unutmayınız ki, yüce Allah’ın laneti münafıklar üzerinedir ve münafıklar, cehennemde en altta bulunacaklardır.

“Allah münafık erkeklere ve münafık kadınlara ve kâfirlere içinde ebedi kalacakları cehennem ateşini vadetmiştir; O, onlara yeter. Allah, onları lanetlemiştir, onlar için sürekli bir azap vardır.” (Tevbe, 68)

Çok acil olarak tevbe etmeli ve Kur’an’a bir bütün olarak ve isteyerek teslim olmalısınız ki, bu illetten kurtulabilesiniz.

Fasık olup olmadığınızı kendiniz belirleyin!

Fasık, iman ettiğini iddia etmesine rağmen, iman ettiği esaslar konusunda bir hassasiyeti bulunmayan, dünyevi değerlere, iman ettiği esaslardan daha fazla önem veren kimsedir. Yüce Allah (cc), böyle olan kimselere hidayet yani iman vermeyeceğini bildirmektedir.

“De ki: ‘Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler, size Allah’tan, Rasulünden ve O’nun yolunda cihâd etmekten daha sevgili ise o halde Allah emrini getirinceye kadar gözetleyin!  Allah, fasık toplumu hidayete iletmez.” (Tevbe, 24)

Şimdi düşünün; ayette belirtildiği gibi, eğer bu dünyevi değerleriniz, yüce Allah’ın hükümlerinden, Rasulullah (as)’ın en güzel örnek olan Sünnetinden ve Allah yolunda mücadele ve cihad etmekten daha değerli ise ne yazık ki siz, fasıksınız.

Çok acil bir şekilde kendinizi gözden geçirin ve değer verdiklerinizin yerlerini değiştirin! Çünkü fasıklar öyle kimselerdir ki, cenaze namazları bile kılınmayacak derecede küfür içerisindedirler.

“Ve onlardan ölen birinin üzerine asla namaz kılma, onun kabri başında durma; çünkü onlar, Allah’ı ve Rasulünü tanımadılar ve fasık olarak öldüler.” (Tevbe, 84)

“Fasıkların barınacakları yer de ateştir; ne zaman oradan çıkmak isteseler, yine oraya geri çevrilirler ve onlara: ‘Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın’ denilir.” (Secde, 20)

İmandan sonra küfre dönüp mürtet olup olmadığınıza kendiniz karar verin

Mürtetler, iman ettiklerini söylemekle yüce Allah’a söz vermiş, ancak bu sözlerinin gereği olarak yüce Allah’ın emirlerine göre hareket etmemiş kimselerdir.

Siz, gerçekten iman ettiğinize inanıyorsanız, iman ettiğiniz esaslara göre hayatınızı düzenleyin ve yüce Allah’ın hükümleri doğrultusunda hareket edin. Bunu yapmadığınız sürece dinden çıkmış, mürtet olmuşsunuzdur ki, yüce Allah (cc), böylelerine lanet ediyor.

“Ama Allah’a verdikleri sözü iyice pekiştirdikten sonra bozanlar ve Allah’ın bitiştirilmesini istediği şeyi kesenler ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlar… İşte lanet onlara, yurdun kötü sonucu da onlaradır!” (Rad, 25)

Gençler!

Hayatınızın baharında, yaratılış fıtratınızın gereği olarak hareket ederek Rabb’inizden indirilen Kur’an doğrultusunda kişilik ve kimliğinizi oluşturursanız, bu sizde kalıcı olacaktır inşaAllah. Ancak daha bu yaşta, yüce Allah (cc) ile adeta pazarlık yaparcasına, ayetlerin bir kısmını alıp bir kısmını bırakır, yüce Allah’ın hükümlerini önemsemez, Rabb’inizin bildirdiklerini yapmakta sıkıntı duyar ve ayetlere aykırı hareket ederseniz sonraki hayatınızda artık kendinizi düzeltmeniz mümkün değildir.

Unutmayınız, tertemiz bir sayfaya yazılanlar kalıcıdır, yazıp silmeler, tertemiz sayfayı lekeler ve yaş iken eğilmeyen ağaç sonradan eğilmez kırılır ve o da ancak odun olarak yakılır.

Sizlere tavsiyem, kendi ellerinizle kendinizi yakmayınız, Kur’ani esaslara uygun hareket ederek kurtuluşa ulaşınız!

Ramazan Yılmaz: 2015.02.11

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*