Kur'ani Mücahede'ye Hoşgeldiniz

     Kur'ân-ı Kerîm
"Şüphesiz o hüküm (fasl) günü, belirlenmiş bir vakittir."
(Nebe, 17)

     Mücahede
· Ana Sayfa
· Abonelik Formu
· Abonelik Kayıtları
· Bizi Önerin
· E-Dergi
· E-Kitap
· Evrensel Mesaj
· Haber Arşivi
· Hesabınız
· Kavramlar_
· Kitap Siparişi
· Kur'an Meali
· Köşe Yazıları
· Sesli Meal Dinle
· Tefsir Çalışması
· Videolar
· İletişim

     Kısa Mesaj

Sadece Üye Girişi Yapmış Olanlar Sohbet Edebilir. Lütfen Giriş Yapın ya da Üye Olun.

     Kitap Siparişi


· Ana Menü
· Mücahede Yayınları

     Ücretsiz Abonelik
Ücretsiz Abonelik
İçin Tıklayınız

     Eski Haberler
29.12.14
· Kur'ani Mücahede Dergisi 42. Sayısı Çıktı!
15.09.14
· Kur'ani Mücahede Dergisi 41. Sayısı Çıktı!
08.07.14
· Kur'ani Mücahede Dergisi 40. Sayısı Çıktı!
09.04.14
· Kur'ani Mücahede Dergisi 39. Sayısı Çıktı!
16.01.14
· Kur'ani Mücahede Dergisi 38. Sayısı Çıktı!
09.11.13
· Kur'ani Mücahede Dergisi 37. Sayısı Çıktı!
19.01.13
· Kur'ani Mücahede Dergisi 34. Sayısı Çıktı!
10.11.12
· Kur'ani Mücahede Dergisi 33. Sayısı Çıktı!
02.09.12
· Kur'ani Mücahede Dergisi 32. Sayısı Çıktı!
12.05.12
· Kur'ani Mücahede Dergisi 31. Sayısı Çıktı!
18.02.12
· Kur'ani Mücahede Dergisi 30. Sayısı Çıktı!
09.02.12
· YÜCE ALLAH'A RAĞMEN KANUN VE YASALAR YAPARAK ULUHİYYET İCRA EDEN LAİK BAŞBAKAN ERDOĞAN'DAN MÜSLÜMANLARI ŞOK EDEN AÇIKLAMALAR...!
02.12.11
· Kur'ani Mücahede Dergisi 29. Sayısı Çıktı!
16.11.11
· DEPREM... İLÂHİ UYARI!
30.06.11
· ''HAKİMİYET ANCAK ALLAH’INDIR'' KEMALİST SİSTEMİN MİLLETVEKİLLERİNE
10.06.11
· KEMALİST SİSTEMİN İLERİ GELENLERİNE
07.05.11
· TAĞUT REDDEDİLMEDEN ALLAH’A İMAN EDİLMEZ
08.04.11
· İstiklal Marşı’nda Ayağa Kalkmayana Hapis!
04.04.11
· KUR'ÂNİ SORUMLULUK VE RASUL'E SAYGI
05.03.11
· KEMALİST TAĞUTİ SİSTEMİN BAŞBAKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A
02.02.11
· KEMALİST SİSTEMİN CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’E
24.01.11
· Kur'ân'daki Rasul Hz. Muhammed (as)’a İman Edin
10.12.10
· Kavramlar Bölümüne ''Şefaat'' Kavramı Eklendi
20.08.10
· SAMİRİ’NİN GÜNÜMÜZ TEMSİLCİLERİ İŞ BAŞINDA
18.08.10
· KÜFÜR ARASINDA TERCİH ŞAŞKINLIĞI: Ne Evet Ne Hayır! Küfrü Tümden Reddetmek
21.07.10
· İspanya Meclisi 'Hayır' Dedi!
04.06.10
· Fethullah Gülen: İsrail'den izin almalıydılar
12.05.10
· Fransa Çarşaf Yasağı İçin Düğmeye Basıyor
19.09.09
· Tüm İslam Aleminin Ramazan Bayramı Mübarek Olsun
20.08.09
· 2009 Ramazan Ayı Oruç Başlangıcı

Eski Haberler



KEMALİST SİSTEMİN CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’E
 Ramazan YILMAZ
Ramazan YILMAZ

Tarih: 30 Ocak 2011 Pazar


KUR’AN’A DAVET-4

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

KEMALİST SİSTEMİN CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’E

Bu yazının amacı, size kesinlikle hakaret olmayıp tamamen sizi Tevhidi esaslara iman etmeye davet eden bir yazıdır. Bugün içerisinde bulunduğunuz durum, çok açık bir şekilde sizi, dünyada küçük düşürecek ve ahirette ebedi azaba sürükleyecek olan şirke ve küfre sokmaktadır.

Siz de bilirsiniz ki, tarihsel süreçte sizin durumunuzda olan kişilere yüce Allah (cc), Tevhidi esasları duyuran elçilerini göndermiş ve onları, yalnızca Zatına iman ve ibadet etmeye davet etmiştir. Rasullerin gönderilmediği dönemlerde davet görevini Tevhid erleri olan Müslüman davetçiler yapmışlardır. Bugün artık Risalet önderi rasuller gelmeyeceğine göre sizi iman etmeye davet etme görevini bir Tevhid eri olarak ben yerine getiriyorum.

Umarım bu davetimi, duygularınıza kapılıp hemen reddetmek yerine sizi davet ettiğim Kur'an'ı alıp okur ve üzerinde düşünerek kendinizi gözden geçirirsiniz. Ben, Kur'an’ın belirttiği üzere, Rabb’ime bir mazeret beyan edebilmek için bu görevimi ifa ediyorum.

“İçlerinden bir topluluk: ‘Allâh'ın helâk edeceği, yahut şiddetli bir şekilde azap edeceği bir kavme artık ne diye öğüt veriyorsunuz?’ dedi. Dediler ki: ‘Rabbinize mazeret (beyan edebilmek) için, bir de belki korunurlar diye (öğüt veriyoruz).” (A’raf, 164)

Siz, çok iyi biliyorsunuz ki Kemalist dikta sistemi, yüce Allah’a, O’nun indirdiği Tevhidi esaslara ve Tevhidi esaslara iman eden Müslümanlara düşman olan tağuti bir sistemdir. Yine siz, tağutu reddetmedikçe yüce Allah’a iman edilmeyeceğini de biliyorsunuz.

“Dinde zorlama yoktur. Doğruluk, sapıklıktan seçilip belli olmuştur. Kim tağutu reddedip Allah'a inanırsa, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allâh işitendir, bilendir.” (Bakara, 256)

Tağutun, Tevhidi esasları reddedip kendi hevalarından çıkardıkları yasalarla insanları idare eden beşeri sistemler olduklarını ve bunların alemlerin Rabb’i yüce Allah’a isyan ettiklerinden dolayı tağut olduklarını bilirsiniz. Şimdi reddetmekle mükellef olduğunuz tağutu bizzat siz temsil ediyorsunuz. Bu nedenle de Rabb’iniz yüce Allah’a tuğyan edip isyan ediyorsunuz.

Siz, bir zamanlar İslâm iddiasında olan bir kişi idiniz ve Kemalist zorbalığın Fir’avni bir düzen olduğunu, bugün putu (mozolesi) karşısında ibadete durup tapındığınız Atatürk lakaplı M. Kemal’in İngiliz ajanı olduğunu, onun heykellerinin put olduğunu, bunların mutlaka yıkılması gerektiğini söyleyen milli görüş hareketinin içindeydiniz. Ancak bugün, küçük, geçici ve basit bir makam için geçmişteki iddialarınızın tersine M. Kemal’i ilah edinerek, onun putları önünde huşu içinde ibadete durup tapınıyorsunuz ve tağuti sisteme sahip çıkıyorsunuz.

Aşağıdaki fotoğraflar, sizin putlar önünde nasıl huşu içinde ibadete durduğunuzu gösteriyor. Şuna inanmanızı isterim ki, ne bu fotoğraflarla ne de yazdığım yazılarda amacım sizi rencide etmek değil, tam aksine düşünmenizi sağlamaktır. Umarım bu rahmet çağrısını değerlendirir, kurtuluşunuzu sağlayacak kararı verirsiniz.

Putperestliğin günümüz versiyonundan görüntüler ve tarihsel süreçte putlara sahiplenme çağrılarındaki benzerlikler.

“İlahları bir tek ilah mı yaptı? Bu, cidden tuhaf bir şeydir. Onlardan bir grup fırladı: ‘Yürüyün ilahlarınıza bağlı kalın. Çünkü bu, arzû edilen bir şeydir.”(Sad, 5-6)

“Dediler ki: ‘İlahlarınızı bırakmayın: Vedd'i, Suva'ı, Yeğûs'u, Ye'ûk'u ve Nesr'i bırakmayın!”(Nuh, 23)

“Gördünüz mü o Lât ve 'Uzzâ'yı ve üçüncü(sü olan) öteki Menat'ı?”(Necm, 19-20)

Ve günümüzde ilah edinilen put hanedeki putlar: M. Kemal, İ. İnönü, C. Bayar. Bu putlara sahip çıkılması için yapılan ve tarihi putperestlik çağrılarının neredeyse aynısı bir çağrı.

SHP(Sosyal Demokrat Halkçı Partisi)nin, 3 Mart 1994 tarihinde gazetelere ilan vererek, duvarlara duyurular asarak tüm putperestleri, putlarına sahiplenmeye çağıran bir ilan. İlan, tarihi süreçteki putlara sahiplenme çağrılarının neredeyse aynısıdır ve aynen şöyledir.

“Atatürkleyiz, Anıtkabirdeyiz. Genel Başkanımız Murat karayalçın’ın başkanlığında Genel Merkez Yöneticileri, Milletvekilleri ve İl Başkanları, 3 Mart 1994 Perşembe günü saat 12:00’de Anıtkabir’de olacaklardır.

3 Mart 1924 Hilafetin kaldırılmasının 70. yılında “Şeriat’a hayır Laikliğe evet, Yobazlığa hayır Çağdaşlığa evet, Karaseslere hayır Aydınlığa evet” diyen tüm Ankaralıları, parti ayrımı gözetmeksizin Atatürk’e ve Laik Cumhuriyet’e bir kez daha ve ödünsüz sahip çıktığımızı göstermek için; Anıtkabir Tandoğan kapısı önünde buluşmaya çağırıyoruz.

“Eğer biz ilahlarımıza tapmakta ısrar etmeseydik, nerdeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı (diyorlar). Azâbı gördükleri zaman kimin yolunun sapık olduğunu bileceklerdir.”(Furkan, 42)

Evet, putperestliğin her dönemdeki çağrısı budur. Fotoğraflara bakılırsa putperestlerin, putlarına gerçekten sahip çıktıklarını gösteriyor. Biz de onlara diyoruz ki:

“Onlar, sizin ve babalarınızın, (ilah) diye isimlendirdiğiniz isimlerden başka bir şey değildir. Allâh, onlara hiçbir güç indirmemiştir. Onlar zanna ve nefislerin hevesine uyuyorlar. Oysa kendilerine, Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.”(Necm, 23)

      “(İbrâhim) dedi ki: ‘Siz dünyâ hayâtında birbirinizi sevmek için Allâh'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Daha sonra kıyâmet gününde birbirinizi inkâr eder ve birbirinizi lanetlersiniz. Varacağınız yer de ateştir ve hiçbir yardımcınız da yoktur.”(Ankebut, 25)

     Tarihi putperestliğin günümüz versiyonunda putlara tapınma şekli ve ibadetleri.

“De ki: ‘Allâh'ı bırakıp size ne zarar, ne de yarar vermeğe gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allâh, işiten, bilendir.”(Maide, 76)

Putun önündeki bu huşu içerisindeki duruşunuzun yanında, ilah edindiğiniz emperyalizmin yerli işbirlikçisi M. Kemal’e karşı yaptığınız dua, şirkinizi katmerleştiriyor ve siz, şayet tevbe edip hemen o tağuti küfür makamı olan Kemalist zorbalığın cumhurbaşkanlığını bırakmamanız halinde, sizin bu duruşunuz ve sözleriniz sizi, yüce Allah’ın vereceği acı ve küçük düşürücü azaba sürüklüyor. Bakın ne diyorsunuz o ilah edindiğiniz puta!

Aziz Atatürk, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 87. yıldönümünde yarınlarına güvenle bakan büyük bir milletin evlatları olarak huzurundayız. Bugün demokratik, laik güçlü, gelişmiş dünyada aktif rol oynayan bir ülke konumuna ulaşmanın gururunu yaşıyoruz. Ülkemizi gösterdiğiniz hedef doğrultusunda geleceğe taşımak için var gücümüzle çalışıyoruz. Türkiye, dünyadaki değişimleri şekillendiren bir ülke olarak daima yükselecektir. Milletimiz bu süreçte Cumhuriyetin temel değerlerini korumaya ve demokratik gelişimini sürdürmeye kararlıdır.

Cumhuriyet Bayramı'nda millet olarak aziz hatıranız önünde saygıyla eğiliyor, size minnet duygularımızla birlikte şükranlarımızı ve saygılarımızı sunuyoruz. Ruhunuz şad olsun.''

Bu ve her sene tekrarladığınız benzeri ifadeleriniz sizi, açık bir şekilde şirke ve küfre sokuyor. Unutmayınız ki, huzurunda saygı ile eğilip dua ettiğiniz taştan, tunçtan bir puttur ve sizi kesinlikle duymuyor. Oysa siz, biz Müslümanların Rabb’imize yaptığımız dua gibi, sizi duymayan ve görmeyen bir puta sesleniyor, ona dua ediyor ve biz Müslümanların, Rabb’imiz önünde eğildiğimiz gibi ilah edindiğiniz putun önünde saygı ile eğiliyorsunuz. Bakınız yüce Allah  (cc), o önünde saygı ile eğildiğiniz putlarınız hakkında ne buyuruyor.

“Hiçbir şey yaratmayan, kendileri yaratılan şeyleri (Allah'a) ortak mı koşuyorlar? (O putlar), ne onlara bir yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım ederler?

Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar; ha onları çağırmışsınız, ha susmuşsunuz, sizin için birdir. Allah'tan başka yalvardıklarınız da sizler gibi kullardır, doğru iseniz, çağırın onları da size cevap versinler.”

Onların yürüyecekleri ayakları mı var, yoksa tutacakları elleri mi var, yoksa görecekleri gözleri mi var, yahut işitecekleri kulaklarımı var? De ki: ‘(Allah'a) ortak koştuklarınızı çağırın, sonra bana tuzak kurun, haydi (elinizden geliyorsa) hiç göz açtırmayın bana!” (Bakara, 191-195)

Siz, kendi anlayışınıza göre yüce Allah’a iman ettiğinizi düşünüyorsunuz; ancak unutmayınız ki, Mekke’nin ileri gelen müşrikleri de sizin gibi Allah’a iman ettiklerini düşünüyorlardı. Ancak yüce Allah (cc), onların bu imanlarını kabul etmemiş, onlara Rasulullah (as)’ı göndererek onları, yalnızca bir olan Kendisine iman etmeye davet ediyordu.

“De ki: ‘Biliyorsanız dünyâ ve içinde bulunanlar kimindir?’ Allâh'ındır’ diyecekler. ‘O halde düşünmüyor musunuz?’ de.

‘Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın Rabbi kimdir? de. Bunlar Allâh'ındır’ diyecekler. ‘O halde  korunmuyor musunuz?’ de.

‘Biliyorsanız (söyleyin) her şeyin melekûtu (mülkü ve yönetimi) elinde olan, koruyup kollayan, fakat kendisi korunup kollanmayan kimdir?’ de. (Her şeyin yönetimi) Allah'a âittir diyecekler. ‘O halde nasıl büyüleniyorsunuz?’ de.” (Mü’minun, 84-89)

Yukarıdaki ayetlerden ve daha onlarca benzerlerinde de anlaşılacağı üzere, Mekke müşrikleri yüce Allah’a inanıyor, hatta başka birçok ayette Mekke müşriklerinin namaz kıldıklarını, Hac yaptıklarını, meleklere iman ettiklerini ve Hz. İbrahim (as)’ın kendi peygamberleri olduğunu ifade ediyorlar. Ancak bütün bunlara rağmen Mekke müşrikleri de sizin, M. Kemal’i ilah edinip tapınmanız gibi ilah edindikleri Lat, Menat ve Uzza’ın putları önünde sizin M. Kemal, İnönü ve Bayar putları önünde eğildiğiniz gibi ibadete duruyor ve onlar da sizin gibi putlarına dua ediyorlardı.

Bulunduğunuz makam, sizi ve eşinizi öyle kendine çekmiş ki, tağuti sisteme tamamen iman etmiş ve benimsemişsiniz. Eşiniz de sizin gibi putlara taptığı ve Kemalist zorbalığı kabul edip ona iman ettiği için, başörtü takan kızlar için “onlar cahildir” diyebiliyor. Tabiiki kendi örtündüğü sıkma başın, İslâmi örtü ile hiçbir ilgisi bulunmadığı için, iman ettiği Kemalist zorbalığın yasalarına aykırı olarak örtünen kızlarımıza, böyle cahilce ifadeler kullanması normaldir. İnsan kendisini ebu Sufyanın karısının yerinde görünce, yüce Allah’ın emri olan örtüyü örtünenleri cahillikle suçlayacaktır.

Kısacası sizin şu andaki haliniz, Mekke müşriklerinden ebu Cehil, Velid bin Muğire, ebu Sufyan ve diğerlerinin durumundan farksızdır. Gelin durumunuzu gözden geçirin ve Rabb’inize gereği gibi iman edip kendinizi kurtarın ve kendi elinizle sizi küçük düşürecek azaba sokmayın.

Gelin, kendinize bir iyilik yapıp putlardan, putperest tağuti sistemden ve size verdikleri makamdan vazgeçip gereği gibi Rabb’inize iman edin ve kurtuluşa ulaşın. Rabb’imizin buyurduğu gibi, “…Kim tağutu reddedip Allah'a inanırsa, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allâh işitendir, bilendir.” (Bakara, 256) tağuttan yüzçevirip sağlam kulp olan Tevhidi esaslara yönelin.

Siz çok iyi biliyorsunuz ki putperestlik, insanı küçük düşüren, yüzkarası bir durumdur. Bugün sizin içerisinde bulunduğunuz durumunuz, en ilkel toplumların totemlerine yaptıkları merasimleri andırıyor. Onlar da tıpkı sizin gibi, taş ve tahtadan yaptıkları totemleri yüceltip yonttukları putların önünde saygı ile eğilip ibadet ediyorlardı.

Siz de tunç ve betondan yapılan putları kutsuyor, onlara dua edip yalvarıyor ve kendi ifadenizle önünde saygı ile eğilip ibadet yapıyorsunuz. Yani ilkel toplumlarla aranızda, putların yapıldığı maddeler dışında hiçbir fark yoktur. Onlar ilkel putperestler, sizler ise çağdaş putperestlersiniz.

Siz de çok iyi biliyorsunuz ki, tapındığınız putlar, sizin tapınmanızı  ve onlara seslenmenizi duymazlar. Kıyamet gününde de o putlaştırıp tapındığınız kişiler sizin tapınmanızı reddederler. Bakınız, tevbe edip yalnızca yüce Allah’ı ilah edinmeniz için Rabb’iniz, şimdiden sizi uyarıyor

“Onları çağırsanız sizin çağırmanızı işitmezler. İşitseler bile size cevap veremezler. Kıyâmet günü de, sizin (onları Allah'a) ortak koşmanızı tanımazlar. Hiç kimse sana, her şeyi bilen (Allâh) gibi gerçekleri haber veremez.” (Fatır, 14)

“Babasına demişti ki: ‘Babacığım, işitmeyen görmeyen ve sana hiçbir yararı olmayan şeylere niçin tapıyorsun?” (Meryem, 42)

“İbrâhim, babası Âzer'e demişti ki: ‘Sen putları ilah mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum.”

Hz. İbrahim (as)’ın diliyle söylüyorum, işitmeyen, görmeyen ve size hiçbir faydası dokunmayacak olan putları terk edin. Aksi halde bu putlar, Rabb’inize isyan edip şirk koştuğunuz için ahiret hayatında sürekli bir azaba, rezil edici bir cezaya çarpılmanıza neden olacaklardır. M. Kemal putundan, onun Anadolu halkına dayattığı tağuti zulüm sisteminden uzaklaşın ve yalnızca yüce Allah’a ibadet edip onu tek ilah edinin.

Gelin, bu utanç verici duruma son verin ve tağuti sistemin size verdiği ve karşılığında imanınızı sattığınız makamlarından hemen istifa edip Rabb’inize yönelin; belki rahmeti çok olan Rabb’imiz sizi bağışlar da yeniden size hidayet nasip eder de Müslümanlardan olursunuz.

Açın Kur'an'ı okuyun ve sizden önce Allah’tan başkasını ilah edinerek putlara tapan putperest öncülerinizin başlarına gelenleri görün. Okuyun o yüce Kur'an'ı da o putperestlerin ahirette görecekleri acı azapları görün. Kur'an'ı okuyun da putperestliğin o kişileri nasıl alçaltıp rezil ettiğini görün.

Bulunduğunuz makamın cazibesini terk etmek belki zorunuza gidecek, ancak bunun karşılığında cehenneme girmekten kurtulup yüce Rabb’inizin rızasını, rahmetini ve cennetini kazanacak; taş ve betondan yapılma bir putun önünde eğilerek tapınmaktan, küçülüp rezil olmaktan kurtulacak, alemlerin Rabb’ine ibadet ederek yüceleceksiniz. Geçici dünya hayatının  basit zevklerini terkedip ebedi alemin bol ve tükenmez nimetlerine ve ebedi saadetine ulaşacaksınız. Tercih sizin, tercihinizi iyi yapın.

Siz, şerefi tağuti sistemin geçici makamlarında aramayın, bütün şeref Allah’a mahsustur, onunla şereflenmeye bakın. Emperyalizme uşaklık yapanların ne şerefleri vardır, ne de izzetleri. Gelin Müslümanlarla beraber olup şerefi asıl yerinde arayın.

 “Onlar mü'minleri bırakıp kâfirleri dost tutuyorlar. Onların yanında şeref mi arıyorlar? Bütün şeref, tamamen Allah’a aittir.”(Nisa, 139)

“Kim şeref istiyorsa (bilsin ki) şeref tamamen Allâh'ındır, Güzel söz O'na çıkar, iyi amel onu yükseltir. Kötü şeyleri kuranlara gelince, onlar için çetin bir azap vardır ve onların tuzağı bozulacaktır.”(Fatır, 10)

Tercih sizin, isterseniz şu andaki durumunuza devam edip putların önünde küçülerek tapınmanızı sürdürür, duymayan işitmeyen taş ve betondan putlara yalvarıp zilleti seçersiniz, isterseniz içerisinde bulunduğunuz zilletten ve acı durumdan onurlu bir şekilde hareket ederek dünya ve ahiret saadetini kazanırsınız. Kayserili olduğunuza göre ticaretinizi ve kârınızı iyi bilirsiniz.

Sizi kurtuluşa ve ebedi saadete davet ediyorum, hiç durmadan içerisinde bulunduğunuz zilleti terkedip kurtuluş yolunu seçiniz. Bu, iki dakika düşünüp karar vereceğiniz bir seçimdir. Ya zillet, ya şerefli bir kişilik. Karar sizin.



  
Ramazan YILMAZ
kuranimucahede@hotmail.com




Bu köşe yazısı 3483 defa okundu. Toplam 2930 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa Pdf Formatı Pdf Formatı Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: Ramazan YILMAZ ] - [ Yazarlar İndeksi ]

yorum
KEMALİST SİSTEMİN CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’E
Gönderen: Ramazan_YILMAZ Tarih: 2012-03-18 13:55:24
Puanım:


Not: Bu yazı, aşağıdaki soru sahibinin aynı zamanda e-mail adresime gönderdiği yazısına atfen yazılmıştır. Yazısı şöyledir.


Siteye soru olarak gönderdiğim yazıdır.
"Mekke müşriklerinden ebu Cehil, Velid bin Muğire, ebu Sufyan ve diğerlerinin durumundan farksızdır."diyorsun. ebu sufyan r.a bunlarla beraber zikretmeni açıklayabilirmisin”


Mailinize yorum (soru) gönderdiğim yazıdır.


"KEMALİST SİSTEMİN CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’E" isimli yazınızın bir bölümünde "Mekke müşriklerinden ebu Cehil, Velid bin Muğire, ebu Sufyan ve diğerlerinin durumundan farksızdır" diyerek sahabe olan Ebu sufyan(r.a)''ı müşrik olarak ifade etmeniz bir karışıklık mı ? yoksa başka birisi mi? yoksa mekkenin fethinden önceki durumumu kastettiniz (ki böyle ise kabul edilemez bir benzetme) ) ? yoksa... yoksa... ne ? acele cevap bekliyorum.
"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur''an''la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5)
Not: ikinci yazısı uzun olduğundan ve bu yazıyı açıkladığından buraya alamadım zaten cevabı içerisinde yazısından alıntılar da yaptım.


Bu kişiye yazdığım ilk cevabım:


Selam hidayet üzere olanlara,
birincisi, müşriklerle ilgili yüce Allah''ın bildirdiği o ayetler gönderildiğinde ebu sufyan henüz müslüman olmamıştı ve yüce Allah (cc) genel müşriklerin vasıflarını anlatıyordu.
ikincisi, "yoksa mekkenin fethinden önceki durumumu kastettiniz (ki böyle ise kabul edilemez bir benzetme)" neden kabul etmediğinizi anlamış değilim. Yüce Allah (cc) Rasulullah (as)''ın önceki durumunu verirken ona(as) "
وَوَجَدَكَ ضَالًّا فَهَدَىٰbuyuruyor, bir insanın öncesini anlatmak ona hakaret değildir.
üçüncüsü, ben elbette ebu sufyanın sahabe olduğunu biliyorum ve sahabe olduktan sonra ona diğer sahabelere gösterdiğim sevgi ve saygıyı elbette gösteriyorum.
dördüncüsü, velev ki bir hata ile yazılmış olsun, cevap isterken daha ölçülü olmanı tavsiye ederim. insanların ve özelikle de müslümanların hatalarını düzeltmek yerine yargıç bir ifade ile tekfirci bir uslüp kullanmanız ancak kendinize zarar verir.
unutmayınız ki, verdiğiniz ayethata yapan müslümanlara değil, tevhidi esasları ve ilahi mesajı tanımayan kimseleredir. ayetleri böyle olur olmaz kullanmanız, zamanla sizi yanlış sonuçlara sürükleyebilir.
selam ve rahmet dileklerimle,


İlgili kişiye ikinci cevabım:


selam hidayet üzere olanlaradır,


Misafir rumuzlu ya da 01davud01 isimli Arkadaşım,


anlaşılan önceki yazılarımı anlamamış olacaksınız ki, benim yazılarımı kırmızılayıp yine aynı şeyleri tekrarlıyorsunuz.


Ben, ebu Sufyan (r.aley) "kafir olarak öldü" ya da " işte bunlar kâfirlerdir" demiyorum. yazımdaki ifade de kemalist sisttemin cumhurbaşkanını imana davet ederken, "Kısacası sizin şu andaki haliniz, Mekke müşriklerinden ebu Cehil, Velid bin Muğire, ebu Sufyan ve diğerlerinin durumundan farksızdır" diyerek örnek veriyorum. yazının muhatabı ve akıl sahipleri bunu anlarlar.


Burada ebu Sufyan''ı örnek vermem, onun putlara tapan birisi olduğunu ve sonradan iman ederek gerçek yolu bulduğunu kasdediyorum ki, yazımın muhatabı, ebu Sufyan''ın önceki halinin putperest olduğunu ve o yolu bırakarak biliyor. Bu nedenle benim, yazının muhatabına atfen "Bak ebu sufyan önce putlara tapıyordu sonra bunun yanlış olduğunu anlayıp müslüman oldu" dememe gerek yok. Şayet yazımın muhatabı bu konuları bilmeyen ya da zeka düzeyi düşük biri olsaydı o zaman ben ona ebu Sufyan (r.aley) hakkında daha açıklayıcı ifadeler kullanırdım.


sizin gibi "Ben şeriatın (kur’an ve sahih sünnetin) emri ile hesabını veremeyeceğim" diyen birisinin o uzun imana davet yazımın içinden bu bölümü çıkarıp benim hiç düşünmediğim ve düşünemeyeceğim bir mana çıkarması çok ilginçtir. neyse o sizin sorununuz.


Bakın, ikinci maddedeki yazıyı da yanlış anlamışsınız ve diyorsunuz ki, "Kendini haklı çıkarmak için lütfen müteşabih ayetleri delil getirme. Bu ayetteki “delalet” kelimesini şirk olarak anlamak ihtilaflıdır." tek kelime Allah''tan korkun.


bir kere ben, kendimi haklı çıkarma peşinde değilim, benim nefsimdekini okumaya kalkma gaybı ve her şeyi bilen Allah benim ne için yazdığımı iyi bilir.


orada geçen "dalalet" şirk değil, Duha suresi açıklamamda da ifade ettiğim gibi sorunlara çözüm getiremeyen Rasulullah (as)''ın sıkıntısını anlatıyor ve konunun son paragrafında şöyle diyorum.


“Seni şaşırmış bulup yola iletmedi mi?”Ezilen, sömürülen, hakları ellerinden alınan insanların haklarını almak için oluşturdukları Hılf–ül Füdul çalışmaları, insanların sıkıntılarına yeterince çare olamıyor, zalimler yapacaklarını yine yapıyorlardı. Toplumdaki onca zulüm ve adaletsizlik karşısında şaşkın bir halde bulunan Hz. Muhammed (as), buna bir çözüm arıyordu. İşte o zaman yüce Allah (cc) onun imdadına yetişiyor ve onu buşaşkınlık ve sıkıntısından kurtaracak reçeteyi veriyor, ona kurtuluşun yolunu gösteriyordu."


"Yazımın neresinden hareketle beni yargıç ve tekfirci bir üslup kullanmakla suçlamaktasınız anlamış değilim." ve "Burada haklı olarak soruyorum. Ölçüyü nerede kaçırdım?,Yargıçlığı nerede yaptım?, tekfirci üslup yazımın neresinde ? bilmek isterim" diyorsunuz. :) uslüp ve ifadelerinize bakıldığında heyecanı bir genç olduğunuz anlaşılıyor; bir kere, tanımadaığınız ve sizin özel uşağınız ya da hizmetçiniz olmayan -ki, öyle olsa bile o kişilerden bile bir şey isterken, "acele cevap bekliyorum." gibi amirane ifadeler yerine nezaket kurallarına uyan daha uygun bir uslüp kullanılır. küfrün mahkemelerindeki kukla hakimler bile kafir oldukları ve inancıma karşı düşmanca tavır aldıkları halde defalarca kez karşı karşıya gelmemize rağmen bana sizin uslubunuzla hitap etmemişlerdir.


Oysa siz bak "Ben şeriatın (kur’an ve sahih sünnetin) emri ile hesabını veremeyeceğim şeyi yapmamayı düstur edinen (çabalayan) biri olarak yazılarımı ve sözlerimi şeriat terazisinde tartarım (inş)." diyorsunuz. İslam şeriatını bizlere ulaştıran Peygamber (as) nezaket sahibi biri idi ve kafirlere karşı bile bu nezaketinden vazgeçmiyordu. Haydi ben heyecanınıza vererek kısmen hoş karşılarım, ancak tebliğ edeceeğin kişiler, sizdeki bu itici söz ve davranışlarınızdan dolayı davetinize de sırt dönerler ki ben, bu uzun yaşamım içerisinde bunun birçok örneklerini gördüm ve o gençleri o zamanlar uyarmıştımda.


Neyse kimseye nezaket dersi verecek değilim, sonundan herkes Rabb''ine hesabını verecektir.


verdiğiniz ayete gelince, siyak ve sibaklara dikkat ettiğinize göre o ayetlerin, peygamberlerini yalanlayan toplumlardan örnekler vererek Mekke müşriklerine hitap ettiğini de bilirsin.


Kemalist sistemin cumhurbaşkanı, başbakanı ve ileri gelenlerine yazdığım onca yazı içinden, kendi anlayışınıza göre yorumladığınız bir ifadeyi alarak bana yazmanız ana temayı ve asıl amacı görmeden (velev ki hata ile yazmış olsam bile) bir konuyu öne çıkarmanız oldukça ilginç, her neyse.


sonuç olarak, her şeye rağmen sizin samimi olduğunuzu düşündüğüm için bu kadar uzun uzun anlatma gereği duydum. olur ki düşünürsünüz.


KEMALİST SİSTEMİN CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’E
Gönderen: Misafir Tarih: 2012-03-17 20:37:40
Puanım:



KEMALİST SİSTEMİN CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’E
Gönderen: Misafir Tarih: 2011-09-07 13:25:42
Puanım:


sağol abi ALLAH razı olsun cevabın için

KEMALİST SİSTEMİN CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’E
Gönderen: Ramazan_YILMAZ Tarih: 2011-09-04 00:39:45
Puanım:


Selam ve rahmet dileklerimle


Değerli misafir rumuzlu kardeşim,


Kur''an''a iman eden her müslüman gibi bizler de, her durum ve davranışımızı, her söz ve düşüncemizi iman ettiğimiz Kur''an''a göre ortaya koymakla mükellefiz. Bu, imani bir zorunluluk ve müslüman olmanın gereğidir, aksi halde hevasını ilah edinen kimseler olarak iman ettiğimizi iddia ettiğimiz Rabb''imize, Allah korusun şirk koşmuş oluruz. Unutulmasın ki şeytan (aleyhillane) sağdan da saptıracağını söylüyor. Bu nedenle söyleyip iddia ettiklerimizi mutlaka Kur’an süzgecinden geçirmeli ve ondan sonra söylemeliyiz. Buradan hareketle sorularınıza ve konuya açıklık getirecek olursak;


Birincisi, Tevhidi esasları, vahyin belirlediği esaslar dahilinde tebliğ etmek, en büyük ve en sürekli cihattır. Çünkü Kur''an okuyan her insan bilir ki, yüce Allah (cc) Rasullerini öncelikli olarak bu görevle görevlendirmiş, bunda sebat etmelerini onlardan istemiş ve ancak bu görevi yapanlardan razı olduğunu bildirmiştir. İşte birkaç örnek:


Hz. Nuh (as)''ın 950 yıl boyunca kendi toplumu içerisinde daveti ortaya koyduğunu, yüce Allah (cc) övgü ile bizlere bildirmektedir.


"(Nûh:) "Rabbim, dedi, ben kavmimi gece gündüz davet ettim. Benim da''vetim, onlara kaçışlarını artırmaktan başka bir katkıda bulunmadı. Günâhlarını bağışlaman için onları (sana) ne kadar da''vet ettimse parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler, direttiler, çok böbürlendiler. Sonra ben onları açıkça da''vet ettim. Sonra onlara açıktan söyledim, gizli gizli söyledim, ''Rabbinizden mağfiret dileyin, çünkü O çok bağışlayandır'' dedim." (Nuh,  5-11)


“Andolsun biz, Nûh''u kavmine gönderdik, onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı (öğüt verdi, dinlemediler), sonunda haksızlık etmekte olan insanları Tûfân yakaladı.” (Ankebut, 14)


Yalnızca Tevhidi esaslara çağıran Hz. Nuh (as)’a karşı kafirler topyekün bir saldırıya geçtiler ve onu zindanlara attılşar.


“Nûh, (Rabbine dönerek): "Rabbim, dedi, onlar bana karşı geldiler de malı ve çocuğu kendisinin ziyanını artırmaktan başka işe yaramayan (şımarık, gururlu) bir adama uydular. (Nuh’a) Büyük büyük tuzaklar kurdular.” (Nuh, 21-22)


Fir’avn’ın saltanatını yerle bir eden Hz. Musa (as), mücadelesi boyunca tebliğden başka bir şey mi yaptı ki Fir’avn, bütün askerleri ile Hz. Musa ve yanındakişlerin üzerine saldırdı.


Hz. İbrahim (as), Tevhidi esaslara davetten başka ne yaptı ki, ateşe attılar, yurdundan kovdular.


Hz. Muhammed (as), 13 yıl boyunca Tevhidi esaslardan başka bir şeye mi davet etti ya da ne yaptı ki, kendisi ve yanındaki birçok müslüman işkence gördü ve onlarca müslüman şehit edildi. Yüce Allah (cc) Hz. Peygamber (as)’a, Balık sahibi (Yunus (as) gibi olmamasını emredşyor ve onun durumunu bildiriyor.


“Sen Rabbinin hükmüne sabret, balık sâhibi (Yûnus) gibi olma. Hani o, sıkıntıdan yutk-unarak (All-ah''a) seslenmişti. Eğer Rabbinden ona bir ni''met yetişmeseydi, yerilerek çıplak bir yere atılırdı.” (Kalem,48-49)


Ashab-ı Kehf, Ashab’ı Karyetine (Yasin suresinde) ve Ashab-ı Uhdud’a (Buruc Suresinde) giden Tevhid  eri müslümanlar, Tevhidi esaslara çağırmaktan başka ne ne yaptılar ki ya sürüldüler, ya taşlanarak ya da ateşe atılarak yakıldılar.


Demek ki, hem bütün Risalet önderleri, hem de onların yolunda giden tevhid erleri, Tevhidi esaslara davet etmekle çok büyük bir cihad ortaya koymuşlardı ki, düşmanları tarafından bunca işkence ve zulme uğradılar.


Ben, (yüce Allah’a sığınarak ve enaniyetten yin e O’na iltica ederek söylüyorum ki,) Tevhidi esaslara davet etmekle, benden önceki atalarım olan Risalet önderleri ve Tevhid erlerinin yaptıkları Tevhidi esaslara davet cihadını ortaya koymuşum. Bu nedenle ateist tağuti sistem, her yazımdan, her kitap ya da dergimden sonra bana ceza üstüne ceza yağdırmış, on yıldan fazla hapis cezası vermiş ve zindanlarına atmıştır.


Bizim yaptığımız Tevhidi esaslara çağrımız, kafir düzenin yandaşlarını çok korkuttuğu içindir ki küfür sisteminin koruyucuları bizzat bana, “Keşke sen de PKK gibi adam öldürseydin de böyle yapmasaydın, sen fikirlerinde rej,m,n altına dinamit koyuyorsun” diyorlardı ve Biz bu yolda bir avuç müslüman olduğumuz halde, kemalist küfür sisteminin en üst organı olan MGK’nda hakkımızda kararlar alındı, (ogünkü Milliyet ve Star gazetelerinde yayınlandı) ve onbir yıl boyunca ülkeme giremedim, Hicrette kaldım.


Demek ki, bizim yaptığımız Tevhidi esaslara çağrı davetimiz, rejim açısından, silahlı eylemlerden daha etkilidir. PKK ve benzeri silahlı örgütler, sistemle değil, halkın diğer gurupları ile uğraştıkları ve rejim değil halktan insanları öldürdüklari için rejim açısından bir tehlike değil, tam aksine faydalıdırlar. Çünkü birbirine silah çeken asker ve örgütler, birbirlerini öldürürlerken küfür sistemi saltanatını sürdürmeye devam etmektedir. Oysa biz müslümanlar, ateist sistemin temellerini sarsıp yıkmaya çalışıyoruz ortaya koyduğumuz Tevhidi esaslarla.


Aynı ateist tağuti sistem, biz Tevhid eri müslümanlara gördüğü zulmün %10’u bile, kend, izni ile kurulmuş şirk ve küfür yuvaları olan vakıf, dernek ve parti mensuplarına reva görmemiştir. Çünkü onlar, Samiri ataları gibi Tevhidi esasları çarpıtıp  tağutun iizin verdiği ölçüler içerisinde hareket ediyorlar. Bu şirk ve küfür yuvalarında kümelenen Samiri soylu belamlar, ateist küfür sisteminin daha fazla yaşaması için sisteme oy verilmesi çağrısında bulunuyor, arkalarındaki müşrik sürüleri de bu yönde yönlendiriyorlar.


İkincisi, Sizin sözünü ettiğiniz cihad, Kıtaldır ve şartları yine Kur’an’da açıkça belirtilmiştir. O şartlar hasıl olduğunda elbette o da yapılacak ve Anadolu toprakların her karışına dikilen ilkel totemler olan putlar yerlebir edilecek, bu putların önünde bugün ibadete duran ve onları destekleyen putperest müşriklerden hesabı sorulacaktır.  Ancak bunun için öncelikle sizin gibi Tevhidi esaslara iman ettiğini söyleyen müslümanlar, sanal isimler ardına gizlemeden açıkça kendilerini ortaya koymalı ve Rabb’imizin buyurduğu kardeşlik, velayet ve sırdaşlık hukukunu oluşturmalıdırlar. Bu yapılmadan kıtal anlamında cihattan söz etmek, havanda su döğmek ya da kapalı kapılar ardında gölgelerle cihad oyunu oynamak olur. Örneğini verdiğiniz Rasulullah (as), kendi etrafında bir duvarın tuğlaları gibi kenetleşen iman edenlerle, devletini kurduktan sonra kıtal anlamında cihada başlamıştır.


Unutulmasın ki, hangi, nedenle olursa olsun, kâfirlerden korkup gizlenmek, Tevhidi esasları açıkça ortaya koymamak, küfür olduğu gibi, zilleti de beraberinde getirir.


“Allâh kuluna kâfi değil mi? Seni O''ndan başkalarıyle korkutuyorlar. Allâh kimi şaşırtırsa artık onu yola getiren olmaz.” (Zümer, 36)


Yaşadığınız beldede üç arkadaş olduğunuzu söylüyorsunuz, yüce Allah (cc) hidayetinizi artırsın, peki Tevhidi hareket eden müslümanlarla ne oranda kardeşlik, velayet ve sırdaşlık hukukunu oluşturmak için çalıştınız. Unutmaynız ki İslam, cihan şumuldur ve Rabb’imiz, Bakara suresi, 148. Ayetinde müslümanların birleşmesinden, Al-i İmran, 103. Ayetinde cemaatleşmekten, Tevbe suresi,71. Ayetinde valayet hukukundan ve Tevbe suresi, 16. Ayetinde de sırdaşlık hukukundan sözediyor. Bu konuda Tevhidi müslümanlarla ne yaptığınızı, nasıl beraberlikler oluşturacağınızı düşündünüz mü hiç?


Bir de bizim sitede yayınlanan "Müslümanın samimiyet yemini"ni düşünerek okuyunuz ve üzerşnde düşününüz.


Not sizin mail adresinizi kaydedemiyorum, yanlış adres diyor kayıt sırasında siz benim mail adresimi kaydedin bana gelirse ben de sizin adresinizi kaydederim.


kuranimucahede@hotmail.com


Sevgi ve selamlarımla,



KEMALİST SİSTEMİN CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’E
Gönderen: Misafir Tarih: 2011-09-01 15:04:12
Puanım:


aleyküm selam  abicim ben aşağıdaki cihad ile ilgili yazıyı yapan kişiyim ben size mail adresimi vermek istiyorum gizli kim olduğu belli olmayan soru sorup sorularla fitne sokan kişilerden olmamak için kendimi tanıtmak gereği duydum 


son.selim@windowslive.com    mail adresim isterseniz burdanda bana ulaşabilirsinz abi  yazıma cevap verdiğiniz için sağolun  selamun aleyküm


KEMALİST SİSTEMİN CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’E
Gönderen: Ramazan_YILMAZ Tarih: 2011-09-01 11:08:22
Puanım:


Selam ve rahmet dileklerimle,


Degerli misafir rumuzlu kardesim,


Yazınızı dün okumustum, ancak bilgisayarımın arızalanması nedeniyle cevaplayamadım, hakkınızı helal edin lütfen. Ancak bugunku yeni yazınızı okuyunca, klavyesi bulunmayan emanet bir pc‘den, telefon tuşlarına benzeyen küçük tuşları ile kısa bir cevap yazamamın hayırlı olacağını düşündüm.


Birinci yazınızdan heyecanlı ve bazı konularda oldukça dolu olduğunuz, ikinci yazınızdan da nezaket sahibi ve anlayışlı biri olduğunuz anlaşılıyor ki, her iki durumunuz da tatdire şayandır, kutlarım.


Yazınızda, cevaplanması gereken birçok soru bulunmaktadır, bunlurı bu küçük klavye ile tek tek tıklayarak yazmak oldukça zor ve şimdiden kolumu yordu bile, uzun süre alması da ayrı bir sorun. Yazınız cevaplamaya değer ve birçok kişinin kafasını meşgul eden güzel bir soru, pc  tamir edilir edilmez inşaAllah hemen cevaplayacağım.


sevgi ve selamlarımla,


Ramazan YILMAZ


KEMALİST SİSTEMİN CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’E
Gönderen: Misafir Tarih: 2011-08-31 21:22:28
Puanım:


selamun aleyküm  aşağıdaki cihad ile ilgili yazdığım yazı kimseye yanlış düşünceler e sokmasın RAMAZAN YILMAZ da bir yanlış var algısına sokmasın kesinlikle onda yanlış birşey veya eksik birşey ima etmedim söylemedim hiç kimse o yazıdan yanlış bir düşünceye kapılmasın o yazıyı kimse kendisine muhattap almasın lütfen kimsenin ifsadına neden olmak istemiyorum  . o yazıyı ramazan yılmazdan başkası dikkate almasın lütfen  o yazıyı yazmamam gerekirdi aslında oraya RAMAZAN YILMAZ ın ilmi muhakkak benden fazladır uslubu metodu vardır ben bir yanılgıya düştüm metodunu olması nı düşünmeden öğle bir yorum yaptım belki böyl e soruya cevap vermesi bile metodunu  bozabilir  hakkını helal et ramazan yılmaz


KEMALİST SİSTEMİN CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’E
Gönderen: Misafir Tarih: 2011-08-30 21:15:48
Puanım:


selamun aleyküm abi şu peşimizde kuyruk olan itlere de bir davet mektupu yaz(t.c nin güvenlik kuvvetlerine

KEMALİST SİSTEMİN CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’E
Gönderen: Misafir Tarih: 2011-08-30 21:08:48
Puanım:


allah senden razı olsun abicim  ama yazılarında cihaddan bahsedilmiyor tamam tebliğ müslümanın üzerine farzdır ama tebliğin sonucunda cihad vardır ömür boyunca tebliğ ile geçmesi doru değildir her müslümın cihadı arzulaması gerekirker hele bu darul harp olan dünyada bakın dünyada diyorum insanların  sonunda cihad olmayan tebliğin sonu nasıl olur ki  her müslüman sartlar olştuğunda cihad etmek zorunda bilmiyorum belki sizin menhecinizde farklı bir yol vardır belki önyargılıyımdır  belki sizin için erken karar veriyorum anlattıklarınız davetleriniz gerçekten harika ama davetten sonraki aşama cihadsız resulullah ın ssiyerinde de bu olmuştur ölene kadat tek basına sadece tebliğ farzını değil bu farzı cihad farzı ile koşullarına göre yerine getirmiştir umuyorum ki sizin  bu konuda ki düşünceleriniz metodlarınız varır inşallah ben sizin cihadı düşünmeyen biri olduğunuz gibi yanlış bir kanıya varmamışımdır allah yardımcınız olsun ayaklarınız sabit tutsun internet sitelerinde tevhidi görünüpte insanları fesada sürükleyen tağutun gizli yardımcılarından berisinizdir allah hidayet versin hidayetinizde daim etsin ayaklarınızı sabit tutsun ilminizi arttırsın  bu davetin sonunda  hak la batılı ayıran bir cihadı emirlik ilanını arzuluyoruz siz veya başka bir müslümandan biz yaşadığımız belde de iki üç ardakaştan oluşan kardeşleriz elimziden geleni yapıyoruz fakat muhakkak mukadderatın iinde zorlanıyoruz ama inşallah sizin gibi öncülerin çıkmasıyla takip edenler olacağız tevhide samimiyetimizi ve safımızı o zaman göreceğiz o zaman ben bizim imanımızın ölçüsünü göreceğim küfür devletinde  cihadi emirliği ilanını yapan kişiye müslümanın biadi vaciptir  inşallah yanlış bir söz söylememişimdir size karşı suana kadar bu  küfür memleketinde  arkadaşlarımın süpheye düşmedği ek kişi sizsiniz  selamun aleyküm


     Sesli Sohbet
Sohbete Katılmak
İçin Tıklayınız

     Gündem
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

     Köşe Yazıları

Ramazan YILMAZ
İslâm’ın Güncellenmesi Konusu Haddi aşmanın, tuğyan ve küfrün en derin dip noktası


     Site İçi Arama
Google

     Evrensel Mesaj
Son Eklenenler
· Temel ilkeler-1 Müslümanlara, vahdet ve kurtuluş çağrısı
(1117 okuma)
Son Eklenenler
· Halife ve Yüksek İslâmi Şura Seçimi
(2088 okuma)
Son Eklenenler
· Hz. Yusuf (as)
(2342 okuma)

     Kavramlar

Son Eklenen Kavramlar
· Nifak-Münafık
(289765 okuma)

Son Eklenen Kavramlar
· İnsan

Yüce Allah’ın En Güzel Sıfatlarıyla Donatılan Varlık!

(422 okuma)

     Tefsirler
Son Eklenen Tefsirler
· Vakıa Suresi
(2031 okuma)
Son Eklenen Tefsirler
· Taha Suresi
(2148 okuma)
Son Eklenen Tefsirler
· Meryem Suresi
(2303 okuma)

     Üyelik
 Hoşgeldin, Misafir
Üye Adı
Şifre
Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin:
  
 · Kayıt Ol
 · Şifremi Unuttum

 Üyelik:
 Son Üye: PR 
 Bugün: 0
 Dün: 0
 Bekleyen: 370
 Toplam: 251

 Şu An Bağlı:
 Ziyaretçi: 0
 Üye: 0
 Yasaklı: (0)
 Toplam: 0 (0)

Şu ana kadar
67996169
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç:
Eylül 2006

Hit Bugün: 53501
Hit Dün: 156443

Server Tarihi/Saatı:
24 June 2018 02:35:52 MSK (GMT +3)





Bu site, Mücahede Yayınları´nın bir yayın organıdır
Sayfa Üretimi: 0.07 Saniye