Ey tasavvufçular, Bir olan Allah’a iman edin!
         Ey tasavvufçular, yüce Allah (cc), Kendisinin nasıl razı edileceğini, Kur’an’da açıklamış, İslâm dinini bütün yönleriyle eksiksiz bir şekilde ortaya koymuş, hangi davranışın İslâmi, hangisinin gayri İslâmi olduğunu açıkça belirtmiş, İslâm dinini tamammış, bundan razı olduğunu bildirmiş, bunun dışında ortaya konulacak dinlerden razı olmayacağı belirtilmiştir.

         “Şüphesiz Allah yanında din, İslâm’dır; Kitap verilmiş olanların ihtilafları, başka değil, ancak onlara ilim geldikten sonra kendilerinin azgınlıklarının açığa çıkmasıdır. Kim, Allah’ın ayetlerini inkâr ederse, elbette Allah, hesabı çabuk görendir.” (Al-i İmran, 19)

         “Ve kim, İslâm’dan başka bir din ararsa elbette ondan kabul edilmeyecek ve o, ahirette de hüsrana uğrayacaktır.” (Al-i İmran, 85)

         “Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’a razı oldum.” (Maide, 3)

         Yüce Allah (cc), kullarının zatına kulluk yapmalarını isterken bu kulluğun nasıl ve hangi esaslar dahilinde yapılacağını çok açık bir şekilde, en ince teferruatına kadar belirtmiş, en güzel örnek olarak alınmasını emrettiği ve Kendisinin razı edilmesinin, ahirette kurtuluşa ermenin ancak Rasulü’ne tabi olmakla mümkün olacağını bildirmiştir. Allah ve Rasulü’nün bildirdiklerine uygun hareket etmeyenlerin, Allah'a ve Rasulü’ne karşı gelmiş sapıklar olduklarını haber vermiştir.

         “Allah ve Rasulü, bir işte hüküm verdiği zaman, Mü’min erkek ve kadın için o işi kendilerine göre seçme hakkı yoktur, kim Allah'a ve Rasulü’ne karşı gelirse, muhakkak apaçık bir sapıklığa düşer.” (Ahzab, 36)

         İslâm dininin en güzel uygulayıcısı, yüce Allah’ın Mü’min kulları için en güzel örnek olarak verdiği Rasulullah (as), “Din tamamlanmıştır, sonradan ortaya çıkan her şey bid’at, her bid’at sapıklık, her sapıklık cehennemdedir” buyurmuştur.

         İslâm’ı yaşamanın, yüce Allah'ı razı edebilmenin biricik yolu, Kur'an ve bu Kur'an'ın en güzel yaşama biçimi olan Rasulullah (as)'ın Sünneti'dir. Bu ölçünün dışındaki her türlü yol ve yöntemler Allah'a ve Rasulü’ne karşı savaş ve apaçık bir sapıklıktan başka bir şey değildir.

         “Rabb’inizden size indirilene tabi olun ve O'ndan başka velilere tabi olmayın, ne kadar da az düşünüyorsunuz!” (A'raf, 3)

         Ey tasavvufçular, iman, ferdin cüzi iradesinin Rabb'inin külli iradesine teslimiyetidir. Fert iman ettikten sonra, artık hiç bir konuda kendi hevasına ya da başkalarının istek ve arzularına göre hareket edemez. Kişi, yapacağı tüm hareketlerin kaynağını iman ettiği Rabb'inin indirdiklerinden delillendirmek ve örnek edindiği Rasulullah (as)’ın sünnetine uygun yapmak zorundadır ki iman, bunu gerektirir.

         Ey tasavvufçular, Allah ve Rasulü’nün aksine bir davranış kişi¬nin küfre, şirke, fıska ve nifaka girmesine neden olur. İşte bu nedenle yüce Allah (cc), belirleyici gücün kendisi olduğunu, halisane kulluğun ancak kendisinin belirlediği ölçülere uygun olması halinde mümkün olacağını, bunun dışındaki her türlü davranışın yalancılık ve küfür olduğunu belirtir.

         “Kitap’ın indirilmesi, Aziz, Hâkim olan Allah’tandır. Şüphesiz Biz sana bu Kitabı Hak indirdik; öyleyse dini O’na halis kılarak Allah’a kulluk et.

         İyi bil ki hâlis din yalnız Allah’ındır; O'ndan başka veliler edinen kimseler: ‘Biz onlara, bizi Allah’a yaklaştırmaları dışında itaat etmiyoruz’ (derler); şüphesiz Allah, onlar arasında, onların kendisinde ihtilaf ettikleri şeyde hüküm verecektir. Doğrusu Allah, yalancı, kâfir o kimseyi hidayete iletmez.” (Zümer, 1-3)

         Ey tasavvufçular, yüce Allah (cc), sizlere şah damarınızdan yakın ve sizinle kalbiniz arasındadır. Bu nedenle aracılara gerek yoktur, aracılar sizi Rabb’inize yakınlaştırmamakta, tam aksine uzaklaştırmaktadır. Yani Şeyhler, yüce Allah’ı, kalbinizle sizlerin arasında çıkararak kendileri oraya girmeye çalışmakta, böylece yüce Allah’ı devre dışı bırakmaktadırlar.

         “Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesvese verdiğini biliriz, Biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kaf, 16)

         “Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman Allah’a ve Rasulü’ne icabet edin ve bilin ki şüphesiz Allah, kişi ile onun kalbi arasına girer ve muhakkak siz, O'nun huzuruna toplanacaksınız.” (Enfal, 24)

         Ey tasavvufçular, size dünya ve ahirette hayat verecek tek şey, Allah ve Rasulü’ne iman edip hükümlerine gereğince icabet etmenizdir. Gelin, Rabb’inizi devre dışı bırakıp şeyhleri ilahlar edinerek küfür ve şirke girerek dünya ve ahiretinizi mahvetmeyin.

         Ey tasavvufçular gelin, Allah’tan başka ilahlar edindiğiniz şeyhlerinizi terk edip Bir olan yüce Allah’ı Tek ilah edinin ve yüce Allah’ı razı edebilmek için O’nun indirdiği Kur’an’a ve Rasulü’nün en güzel örnekliğine tabi olun, kurtulun. Kur'an ve Sünnet'in apaçık hükümlerine rağmen şeyhlerinizin, Kur’an ve Sünnetten kaynaklanmayan görüşlerine tabi olmayın. Bu sizleri Allah’tan başka ilah edinmeye, küfür ve şirke sürükler.

         Kıyamet günü yardım edecekleri yalanları ile sizleri kandıran, bu nedenle ilahlar edindiğiniz şeyhleriniz o gün sizlere yardım edemezler.

         “Kendilerine yardım ederler umuduyla Allah'tan başka ilahlar edindiler! Kendilerine yardım edemezler, onlar için kendileri hazırlanmış askerlerdir.” (Yasin, 74-75)

         Ey tasavvufçular, bugün tapıp ilah edindiğiniz şeyhleriniz, kıyamet günü sizi ret edecekler ve o zaman birbirinize düşman olacaksınız, ancak son pişmanlık fayda vermez.

         “Allah'tan başka ilahlar edindiler ki, kendilerini izzetli kılsın. Kesinlikle bunların tapmalarını inkâr edecekler ve onlara karşı hasım olacaklardır.” (Meryem, 81-82)

         Ey tasavvufçular, Tasavvuf, Şamanist kültürün ürünü gayri İslâmi bir inanç biçimidir, bunu İslâm dininin içerisine sokarak İslâm’a bid’at ve hurafe bulaştıranlar, sizleri İslâm’dan uzaklaştırdıkları gibi yalancı ve kâfir kimseler olarak Allah ve Rasulü’ne savaş açmışlardır.

         Ey Şamanist dinin temsilcileri tasavvuf şeyhleri, gelin yüce Allah’a gereğince şirk koşmadan iman edin ve hem kendiniz kurtulun hem de sizlere tapan müritleriniz kurtarın. Aksi halde kendi günah, şirk ve küfrünüzle ebedi acıklı azaba gireceğiniz gibi günahlarının bir kısmını da yüklendiğiniz müritlerinizi de peşinizden o azaba sürüklersiniz.

         Ey Şamanist dinin temsilcileri tasavvuf şeyhleri, Allah ve Rasulü’nün üzerine iftira atarak insanları kandırarak dünya hayatında rahat edebilirsiniz, ancak ahiret hayatında yalancı kâfirler olarak ebedi bir azaba gireceksiniz.

         Ey Şamanist dinin temsilcileri tasavvuf şeyhleri gelin, müritleriniz üzerinde ilah olmayı bırakın da Rabb’iniz olan yüce Allah’ı Tek ilah edinerek kurtulun. Gelin, cehaletinizi din, kendinizi ilah olarak görmeyin, sizin ilahınız yalnızca Bir olan yüce Allah’tır, O’na şirk koşmadan iman edin, Kur’an ve Sünnete tabi olup Müslüman olun.

         “De ki: ‘Şüphesiz bana, ilahınızın gerçekten tek bir ilahtır diye vahyolunuyor, artık siz Müslüman olacak mısınız?’

         Artık şayet yüzçevirirlerse o halde de ki: ‘Ben size eşit bir şekilde duyurdum ve vadedilen şeyin yakın mı uzak mı olduğunu gerçekten bilemem.” (Enbiya, 108-109)
Yazar: Ramazan YILMAZ
Tarih: 2018.03.25


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurani Mücahede
http://www.mucahede.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.mucahede.com/modules.php?name=Kose_Yazilari&op=viewarticle&artid=277