Ey vakıf ve derneklere gidenler, Bir olan Allah’a iman edin!
         Ey vakıf ve derneklere gidenler, Tevhidi mücadelenin nasıl yapıldığı Kur’an’da, yüce Allah (cc) tarafından belirtilmiş, Tevhidi mücadeleyi yapan rasullerden, onların izinde giden Tevhid erlerinden örnekler verilerek açıklanmıştır. Bu nedenle İslâmi bir düşünce ile açıldığı iddia edilen vakıf ve derneklerin, İslâm nokta-i nazarında Kur’ani hiçbir delilleri yoktur.

         Yüce Allah (cc), Rûz-î Mahşerde, her ümmetin kendi kitaplarından sorgulanacaklarını, rasullerin ve şahitlerin de bulundurulacaklarını, buna uygun delilleri olmayanların yalancılar olarak acıklı bir azaba gireceklerini bildirmiştir.

         Tağuti sistemlerin iznine bağlı olarak kurulan vakıf ve derneklerin hiçbir şer’i delili yoktur. Kur’ani hiçbir delili olmayan vakıf ve derneklere gitmeniz ve Hakkı batılla bulayarak gerçekleri gizleyen Samiri soylu bel’amları dinlemeniz sizleri, müşrikler olarak Rabb’iniz indinde ağır bir sorumluluk altına sokacaktır.

         Kur’ani gerçekler apaçık ortada iken vakıf ve derneklerde bulunan Samiri soylu bel’amlar, yüce Allah’ın bu konudaki hükümlerini gizlemişler, kendileri tağuta itaat ederek onun izni ile hareket ettikleri gibi peşlerinde giden sizleri de tağutu destekleyip onaylamaya çağırmaktadırlar. Bunların sözü ile hareket etmek, apaçık bir şekilde onları ilah edinmektir.

         Ey vakıf ve derneklere gidenler, Samiri, Hz. Musa (as)’ın getirdiği Tevhidi esasları terk etmiş, insanları Buzağıyı ilah edinmeye davet ederek insanları saptırmıştır. Günümüz Samiri soylu belâmlar da sizleri, Tevhidi esaslardan alıkoymakta, yüce Allah’ın hükümlerine aykırı olarak tağuti sisteme itaat ettirmeye, onu kabullenmeye, Kur’ani ifade ile tağutu ilah edinmeye davet ediyorlar. Onların davetine icabet etmeniz onları ilah edinmenizdir.

         “Nihayet bir buzağı vücudu onlara çıkardı, onun böğürmesi vardı; sonra dediler ki: ‘Bu, sizin ilahınız ve Musa’nın ilahi, ancak o unuttu!” (Taha, 88)

         “Musa kavmi, onun ardından kendilerinin süs eşyalarından yapılmış, böğüren bir buzağı heykelini edindiler. Görmediler mi gerçekten o, kendileriyle konuşmuyor ve onları hidayet yoluna iletmiyor, onu edindiler ve zalimler oldular.” (A’raf, 148)

         Samiri, Hz. Musa (as)’a nasıl iftira ve ihanet edip halkı Tevhidi esaslardan alıkoyduysa, günümüz Samiri soylu bel’amları da, aynı şekilde Hz. Muhammed (as)’a iftira atıp ihanet etmiş, sizleri, reddedilmesi gereken putperest tağuti sisteme iman ettirmiş, Tevhidi esaslardan alıkoyarak şirke ve küfre sokmuştur.

         Sizler, Samiri soylu bel’amları takip etmekle yüce Allah’ın bu konudaki hükümlerine aykırı hareket ediyor, bel’amların sözüyle hareket ederek onları ilah edinmiş, Rabb’inize şirk koşmuş oluyorsunuz. Bakın, bel’amları yüce Allah (cc) nasıl tanımlıyor.

         “Onlara, kendisine ayetlerimizi verdiğimiz fakat onlardan çıkıp ayrılan, bu yüzden şeytana tabi olup böylece azgınlardan olan kişinin haberini oku! Eğer dileseydik elbette onu, onlarla yükseltirdik, fakat o, yere saplandı ve hevesinin peşine düştü, onun durumu, tıpkı şu köpeğin durumuna benzer ki, üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, onu bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayan toplumun durumu budur, bu kıssayı anlat, belki düşünürler.” (A’raf, 175-176)

         Ey vakıf ve derneklere gidenler, sizler, bu Samiri soylu bel’amlara tabi olup onların peşlerinden gitmekle Rabb’inin ayetlerini bırakıp şeytana tabi olup azgınlaşan, hevasının peşinde esfele Safiline düşüp yere saplanan ve durumu salyasını akıtıp duran köpeğe benzeyen bel’amlara uymakla onların durumuna düşüyor, böylece Allah’ın ayetlerini inkâr ederek Rabb’inize şirk koşmuş oluyorsunuz. “İşte ayetlerimizi yalanlayan toplumun durumu budur, bu kıssayı anlat, belki düşünürler” buyuran yüce Allah’ın bu uyarısını dinleyip düşünün ve ilah edindiğiniz Samiri soylu bel’amlardan uzaklaşıp şirk koşmadan Bir olan Allah’a iman edin.

         Yüce Allah’ın hükümlerine rağmen takip edip tabi olduğunuz Samiri soylu bel’amlar, sizleri şirk ve küfre sokmakta, yüce Allah’ın azabına sürüklemekte, kendileri tağuti sisteme iman edip tabi oldukları gibi sizleri de tağuta itaat ettirmektedirler. Ey vakıf ve derneklere gidenler, artık uyanın ve kendi yararınıza yüce Allah’tan başka edindiğiniz bu sahte ilahları terk edip yalnızca Rabb’inizi tek ilah edinin.

         Ey vakıf ve derneklere gidenler, takip ettiğiniz bu Samiri soylu bel’amlar, Risalet tarihindeki Tevhidi mücadeleyi terk etmiş, Risalet önderlerinin ve Tevhid erlerinin mücadelelerine aykırı hareket ederek Kur’an’dan yüzçevirip tağuta iman ve itaat etmiş kişilerdir. Bunlara tabi olmakla, tağuti sistemin izni ile açılmış, şirk ve küfür yuvaları olan vakıf ve derneklere gitmekle sizler de Risalet tarihindeki Tevhidi mücadeleye aykırı hareket ederek Risalet önderlerine ve Tevhid erlerine ihanet etmiş, Kur’an’dan ayrılmışsınız demektir. İşte yüce Allah’ın bu konudaki uyarısı:

         “Kim, kendisine hidayet açıklandıktan sonra Rasul’e karşı gelir ve Mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu döndüğü yola yöneltiriz ve cehenneme sokarız; ne kötü bir dönüştür!” (Nisa, 115)

         Ey vakıf ve derneklere gidenler, Rabb’inizin bu uyarısına rağmen hâlâ bu Samiri soylu bel’amları ilah edinip şirk ve küfür yuvaları vakıf ve derneklere gitmeye devam edecekseniz ve O’na koştuğunuz ilahları terk etmeyip Bir olan Allah’a şirk koşmadan iman etmeyecekseniz, o halde “onu döndüğü yola yöneltiriz ve cehenneme sokarız” uyarısına muhatapsınız demektir.
Yazar: Ramazan YILMAZ
Tarih: 2018.02.19


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurani Mücahede
http://www.mucahede.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.mucahede.com/modules.php?name=Kose_Yazilari&op=viewarticle&artid=269